güç ile cümle

güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bütün gücüyle dövüştü.Tom fought with all his strength.
Tom bugün gidecek kadar güçlü hissetmiyor.Tom doesn't feel up to going today.
Tom bugün bir şey yiyecek kadar güçlü hissetmiyor.Tom doesn't feel up to eating anything today.
Tom kimseyi gücendirmek istemedi.Tom didn't mean to offend anyone.
Tom haberi duymak için güçlükle sabrediyordu.Tom could hardly wait to hear the news.
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.Tom could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Tom'un Japonya'yı ziyaret etmeye paraca gücü yetmez.Tom can't afford to visit Japan.
Tom güçlükle sınavı geçti.Tom barely passed the exam.
Tom Mary'nin söylediklerini güçlükle anlayabiliyordu.Tom could hardly understand what Mary said.
Tom Mary'nin ne söylediğini güçlükle duyabiliyordu.Tom could hardly hear what Mary was saying.
Tom Mary'nin kalmak için eve geri döndüğünü duyduğunda kulaklarına güçlükle inandı.Tom could hardly believe his ears when he heard that Mary was coming back home to stay.
Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını güçlükle işitebiliyordu.Tom could barely hear what Mary was trying to say.
Geniş bir hayal gücün var.You've got a vivid imagination!
Buna gücümüz yetmez.We cannot afford it.
Onun ofisini bulmakta güçlük çekmedim.I had no trouble finding his office.
Tom bir soprano saksafon almak istedi fakat bir tane almaya gücü yetmedi.Tom wanted to buy a soprano sax, but couldn't afford one.
Tom hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için gücü dahilinde her şeyi yapıyor.Tom is doing everything within his power to improve the patients' quality of life.
Tom'un etkili bir hayal gücü var.Tom has a vivid imagination.
Tom'un güçlü bir görev duygusu var.Tom has a strong sense of duty.
Tom Mary'nin nasıl biri olduğunu hatırlamada güçlük çekiyordu.Tom had trouble remembering what Mary looked like.
Tom bütün gücüyle savaştı.Tom fought with all his might.
Tom bu konuda çok güçlü hissediyor.Tom feels very strongly about this.
Tom kendi gücünü bilmiyor.Tom doesn't know his own strength.
Tom kendi gücünün farkında değil.Tom doesn't know his own strength.
Tom dışarı çıkacak kadar güçlü hissetmiyor.Tom doesn't feel up to going out today.
Tom'un niyeti Mary'yi gücendirmek değildi.Tom didn't mean to offend Mary.
Tom'un böylesine pahalı bir gerdanlığı almaya asla gücü yetmedi.Tom could never afford to buy such an expensive necklace.
Tom güçlükle yürüyebiliyordu.Tom could hardly walk.
Tom Mary'yi görmek için güçlükle bekleyebiliyordu.Tom could hardly wait to see Mary.
Tom tekrar yüzmeye gitme fırsatını güçlükle bekleyebiliyordu.Tom could hardly wait for the chance to go swimming again.
Tom acıya güçlükle katlanabiliyordu.Tom could hardly stand the pain.
Tom gözlerine güçlükle inanabiliyordu.Tom could hardly believe his eyes.
Tom yemeğini güçlükle ödeyebildi.Tom could hardly afford to pay for his meal.
Tom'un eskisi gibi gücü yok.Tom certainly doesn't have the power he used to.
Tom'un bir yat almaya gücü yetmez.Tom can't afford to buy a yacht.
Tom'un o tür bir bilgisayara gücü yetmez.Tom can't afford that kind of computer.
Tom'un, Mary'nin ondan satın almasını istediği her şeyi maaşıyla almaya gücü yetmez.Tom can't afford all the stuff Mary wants him to buy on his salary.
Tom geçen yıl aldığı pantolona güçlükle sığabildi.Tom can hardly fit into the jeans he bought last year.
Tom gözlükleri olmadan güçlükle görebilir.Tom can barely see without his glasses.
Senin çocuklarının güvende olmalarını sağlamak için gücüm dahilinde her şeyi yapacağım.I'll do everything within my power to make sure your children are safe.
Bu kadar uzağa yürüyebildiği için, o güçlü bacaklara sahip olmalı.Since he was able to walk so far, he must have strong legs.
Japon folklöründe, bakenekolar büyülü güçleri olan kedilerdir.In Japanese folklore, bakeneko are cats with magical powers.
Şu anda kendimi yeterince güçlü hissetmiyorum.I'm just not feeling up to it right now.
26 Eylül 1959'da, Japonya'nın kaydedilen tarihinde en güçlü tayfun Nagoya'yı vurdu.On September 26, 1959, the strongest typhoon in Japan's recorded history hit Nagoya.
Onun iyi bir görme gücü vardır.He has a good eye sight.
Uzun tatillere maddi gücüm yetmez.I cannot afford long vacations.
Birçok güçlükle karşılaşıyor.He is facing many difficulties.
Tom güçlükle Mary'yi tanıdı.Tom scarcely recognized Mary.
Güçlerini birleştirip düşmanla savaştılar.They joined forces and fought the enemy.
Seni gücendirmediğimi umuyorum.I hope that I have not offended you.
Tom Mary'yi gücendirdi.Tom offended Mary.
Bu ilaç, mucizevi iyileştirici güçleriyle bilinir.This medicine is known for its miraculous healing powers.
Dünyada en güçlü hüküm nedir?What is the most powerful sentence in the world?
Dünyada en güçlü dua hangisidir?What is the most powerful prayer in the world?
O ölmeyecek. Bir at kadar güçlü.He won't die. He is as strong as a horse.
Güçlü bir şifre seçmelisin!You should choose a strong password!
Lütfen daha güçlü bir şifre seç.Please choose a stronger password.
Bazı insanlar hükümetin oldukça çok fazla gücünün olduğunu düşünüyor.Some people think the government has way too much power.
Ona gücüm yetmez.I can't afford that.
Buraya yeni cümleler eklemeye çalışmak için birçok hayal gücü gereklidir.A lot of imagination is needed to try to add new sentences here.

İlgili Sayfalar