güç ile cümle

güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, dürüst, güçlü ve kararlar vermek için istekliydi.He was honest, strong, and willing to make decisions.
İngiltere güçlü bir liderlik gerektirir.The British would need strong leadership.
İngiliz ve Amerikan güçleri ilerlediler.The British and American forces moved ahead.
Zaten Avrupalı müttefiklere karşı güçlü bir mücadele ile karşı karşıya kaldı.It already faced a strong fight against the European Allies.
Verdun Savaşında,Fransız güçleri bir Alman saldırısını durdurdu.At the Battle of Verdun, French forces stopped a German attack.
Savaşın ilk birkaç saati içinde, Birlik güçleri kazanıyorlardı.In the first few hours of the battle, Union forces were winning.
Japon güçleri Birmanya'ya yürüdü.Japanese forces marched into Burma.
Japonya Asya'da daha güçlü hale geliyordu.Japan was becoming more powerful in Asia.
Japon askeri güçleri durdurmak için çok güçlü görünüyordu.The Japanese military forces seemed too strong to stop.
Japon ve Amerikan güçleri hâlâ acımasızca mücadele ediyorlardı.Japanese and American forces were still fighting bitterly.
Amerikan ekonomisi her zamankinden daha güçlüydü.The American economy was stronger than ever.
Askerlerin daha güçlü silahları vardı.The soldiers had more powerful weapons.
Güç insanları bozar.Power corrupts people.
İnsan gücü, hiç sorun değildi.Manpower was no problem.
Başkan güçlü görünüyordu.The president seemed strong.
Güçlü liderlik gerekliydiStrong leadership was needed.
Almanların güçlü savunmaları vardı.The Germans had strong defenses.
Türkiye, Yunanistan'dan daha güçlüydü.Turkey was stronger than Greece.
Başkan güçsüz görünüyordu.The president appeared powerless.
Tasarıya karşı muhalefet güçlüydü.Opposition to the bill was strong.
Franko'nun güçleri İspanya'da kontrolü ele geçirdi.Franco's forces took control in Spain.
ABD bir dünya gücü olmuştur.The United States had become a world power.
Roma, Julius Caesar'ın komutasında büyük bir güç oldu.Rome became a great power under Julius Caesar.
Kominizm korkusu o zaman çok güçlüydü.Fear of communism was very strong at that time.
Güçlüklere göğüs germek zorundasın.You have to take the bull by the horns.
Kazadan beri onun arabası artık güçlükle ayırt edilebilir olmuştur.His car has barely been distinguishable anymore since the accident.
O, o kadar güçlü bir patlamaydı ki çatı savruldu.It was such a powerful explosion that the roof was blown off.
Kominist güçler çabucak denizcileri yendi.The communist forces quickly defeated the Marines.
Onu büyük bir şarkıcı yapan Caruso'nun büyük akciğer gücü idi.It was the great lung-power of Caruso that made him a great singer.
Her hata beni daha güçlü yaptı.Every mistake made me stronger.
Güç harika afrodizyaktır.Power is the great aphrodisiac.
Bilmek bir şey değildir, hayal gücü her şeydir.Knowing is nothing, imagination is everything.
El Kaide lideri Osama bin Ladin, Abd güçleri tarafından Pakistan'da öldürüldü.Al-Qaeda leader Osama Bin Laden has been killed by US forces in Pakistan.
O, onu gücendirdiği için özür diledi.She apologized for having offended him.
Köpeğimi hangi marka köpek yiyeceği ile besleyeceğime karar vermede güçlük çekiyorum.I had trouble deciding which brand of dog food to feed my dog.
Nezaket güçten doğar.Kindness is born out of strength.
O, her zamankinden daha güçlüdür.He is stronger than ever.
Kritik anlarda en güçlülerin bile zayıflara ihtiyacı vardır.In critical moments even the very powerful have need of the weakest.
Birlik güç verir.Union gives strength.
Benim babam senin babandan daha güçlüdür.My dad is stronger than your dad.
Benim babam senin babandan daha güçlü.My dad is stronger than your dad.
Testi güçlükle geçmeyi başardı.He just barely managed to pass the test.
Testi güçlükle geçebildim.I just barely managed to pass the test.
Ben sınavı güçlükle geçtim.I barely passed the exam.
O, iyi bir çocuktur ve güçlüdür.He is a good boy, and he is strong.
Gücüm yeter yetmez dünya seyahati yapmayı planlıyorum.As soon as I can afford it, I plan to travel around the world.
Bir ev almaya gücüm yeter yetmez, alacağım.As soon as I can afford to buy a house, I will.
Almaya gücüm yeter yetmez yeni bir araba almayı planlıyorum.I plan to buy a new car as soon as I can afford one.
Keşke kızımı bir Ivy League üniversitesine gönderecek gücüm olsa.I wish I could afford to send my daughter to an Ivy League university.
Seni öldürmeyen seni daha güçlü yapar.What doesn't kill you makes you stronger.
O uzun boylu değil ama güçlü.He's not tall, but strong.
Belge, Manuela'ya tüm güçleri verir.The document grants full powers to Manuela.
Tom başka bir boşanmaya daha gücünün yetebileceğini söyledi.Tom told me that he could afford another divorce.
Tom güçlü görünüyor.Tom looks strong.
Tom geçinmek için güçlükle yeterince kazanıyor.Tom just barely earns enough to live on.
Tom eskisi kadar güçlü değildir.Tom isn't as strong as before.
Tom, çok güçlü bir adam.Tom is a very strong man.
Tom algıları çok güçlü bir adamdır.Tom is a very perceptive man.
Tom'un güçlü bir sorumluluk duygusu var.Tom has a strong sense of responsibility.
Tom'un çok fazla irade gücü vardır.Tom has a lot of will power.

İlgili Sayfalar