güç ile cümle

güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ben gözlerime güçlükle inandım.I scarcely believed my eyes.
Aslında, onların bütün ilgilendiği güçtür.In reality, all they are interested in is power.
Judoda teknik, güçten daha önemlidir.In judo, technique is more important than strength.
Kadınlar fiziksel olarak erkeklerden daha güçsüzdür.Women are physically weaker than men.
Hayal gücünüzün vahşileşmesine izin vermeyin.Don't let your imagination run wild.
Bir roman yazarken, hayal gücümüzü çalıştırırız.When we write a novel, we exercise our imagination.
Bir fil güçlü bir hayvandır.An elephant is a strong animal.
Allah bizim gücümüzdür.God is our strength.
Her insanın kendi güçlü noktaları vardır.Every man has his own strong points.
Açlık insan güdülerinin belkide en güçlüsüdür.Hunger is perhaps the strongest of all human drives.
Yüzme bacaklarını güçlendirir.Swimming makes your legs strong.
Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.Several politicians exerted strong pressure on the committee.
Hükümet enflasyonla mücadele etmek için güçlü önlemleri benimsedi.The government adopted strong measures to fight inflation.
Batılı ülkeler doları güçlendirmek için baş başa verip düşünüyorlar.Western nations have to put their heads together to strengthen the dollar.
Bebekleri güçlü güneş ışığına maruz bırakmak tehlikelidir.It's dangerous to expose babies to strong sunlight.
O bir bebek olarak zayıfken şimdi çok güçlü.Whereas he was weak as a baby, he is now very strong.
Tüm gücün ile mücadele et.Fight with all your might.
Hayal gücüne egzersiz yaptırmalısın.You must exercise your imagination.
Hayal gücü, tüm uygarlığın köküdür.Imagination is the root of all civilization.
Ben hayal gücümü kullandım.I used my imagination.
Taro güçlü bir sorumluluk duygusuna sahiptir.Taro has a strong sense of responsibility.
Cüsseli erkekler her zaman güçlü değildir.Big men are not always strong.
Gücünü korumak için gerektiği şekilde yemelisin.You must eat properly to keep up your strength.
Gücünü toplamaya çalış.Try to build up your strength.
Gücünü topla.Save your strength.
Tayfun güç topladı.The typhoon gathered strength.
Tayfun gücünü yitirdi.The typhoon has lost its power.
Tayfun Kyushu'ya doğru giderken güç kazanıyor.The typhoon is gaining strength as it heads for Kyushu.
Büyük ve güçlü olmak için büyüyebilesin diye sebzelerini ye.Eat your vegetables so that you will grow up to be big and strong.
Büyük bir girdap ve güçlü bir akıntı vardı.It has a big whirlpool and a strong current.
Başkan, askeri güçleri çağırdı.The President called out the troops.
Böyle pahalı bir eve kimin gücü yeter?Who can afford to buy such an expensive house?
Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.Everyone has both strong and weak points.
Herkesin kendi güçlü ve zayıf noktaları vardır.Everyone has their own strong and weak points.
Ben erkeklerin ve kadınların eşit olduğunu güçlü bir şekilde hissediyorum.I feel strongly that men and women are equal.
Bilgi güçtür.Knowledge is power.
Bilginin güç olduğuna inanıyorum.It's my belief that knowledge is power.
Seyirci konserin başlamasını güçlükle bekleyebildi.The audience could hardly wait for the concert to begin.
Erkek kardeşim küçük ama güçlüdür.My brother is small but strong.
O zaman Almanya'nın güçlü bir ordusu vardı.Germany then had a powerful army.
Bazı yıldızlar çıplak gözle güçlükle görülebilmektedir.Some stars are hardly visible to the naked eye.
Japonya'nın ordusu çok güçlüydü.Japan's army was very powerful.
Japonya ekonomik güçte Çin'i aşıyor.Japan surpasses China in economic power.
Japonya güçlü bir ulustur.Japan is a mighty nation.
Japonya ekonomi olarak güçlü bir ulus oldu.Japan has economically become a powerful nation.
Japonya, dünyadaki en büyük ekonomik güçlerden biridir.Japan is one of the greatest economic powers in the world.
Japonya güçlü bir ulus oldu.Japan has become a powerful nation.
Yaşını göz önünde bulundurursak, o çok güçlü görünüyor.He looks very vigorous, considering his age.
Onun senin dayanman için güçlü bir omuzu var.He has a strong shoulder for you to lean on.
O, hastalığın üstesinden gelebilecek güce sahiptir.He has the strength to survive the illness.
Onun güçlü bir mazereti vardı.He had a strong alibi.
Onun evlenmeye gücü yetmiyor.He cannot afford to marry.
Ona güçlükle inanabildim.I could hardly believe him.
Onun şiirlerini anlamak güçtür.His poems are difficult to understand.
Onun mantığının gücüne direnemedik.We could not resist the force of his logic.
O, her zamanki kadar güçlü.He is as strong as ever.
O kadar yorgundu ki güçlükle yürüyebiliyordu.He was so tired that he could hardly walk.
O, bütün gücüyle durmuş arabayı itti.He pushed the stalled car with all his might.
O, görüşmede güçlüklere katlandı.He took great pains in the negotiation.
Görev için en güçlü adaydı.He was the strongest candidate for the position.

İlgili Sayfalar