güç ile cümle
güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Güçlü yönleriniz nelerdir?What are your strong points?
Seni görünceye kadar güçlükle bekleyebiliyorum.I can hardly wait till I see you.
9:20 trenini güçlükle yakaladım.I barely made the 9:20 train.
Bir yıl boyunca oğlum daha da güçlendi.In the course of a year my son grew stronger.
Bir tanesine gücüm yeter fakat ikisine değil.I can afford one, but not both.
Kadınların veya küçük çocukların size ne dediklerini anlamakta güçlük çekiyor musunuz?Do you have difficulty understanding what women or small children say to you?
Asla güce baş vurmamalısın.You must never resort to force.
Maalesef sana gücendim.I'm afraid I've offended you.
Süper güçler silahsızlanmada önemli gelişme yaptılar.The superpowers made significant progress in disarmament.
Binalar şimdi eskisinden çok daha güçlü.Buildings are much stronger now than they used to be.
Modern şiir genellikle anlaşılması en güç olandır.Modern poetry is often most obscure.
Soyut modern sanatı anlamada güçlük çekiyorum, özellikle Mondrian.I have difficulty understanding abstract modern art, especially Mondrian.
Bir ulusun büyük olması için mutlaka güçlü olması gerekmez.A nation need not necessarily be powerful to be great.
Şimdi biraz elim dar ve böyle pahalı bir yemeğe gücüm yetmez.I am a bit hard up now and I can't afford such an expensive meal.
Bugün Japonya dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olarak kabul edilir.Japan is today considered to be one of the greatest economic powers of the world.
Bugün biraz güçsüz hissediyorum.I feel a little weak today.
En güçlü imparatorlukların bile sonu gelir.Even the mightiest of empires comes to an end.
Sonunda kazanacak olan güç değil adalettir.It is justice, and not might, that wins in the end.
Dün güçlü bir rüzgar esti.A strong wind blew yesterday.
Dün hem güçlü rüzgarlar vardı hem de yoğun yağmur yağdı.Not only were there strong winds yesterday, but also it rained heavily.
Mary hakkındaki sevdiğim şey onun güçlü karakterdir.What I like about Mary is her strong character.
Güç bela okula varmıştım ki zil çaldı.I had hardly reached the school when the bell rang.
Benim için onu anlamak güç.It is difficult for me to understand him.
Beyzbol takımımız çok güçlüdür.Our baseball team is very strong.
Onu önlemek için güçlü önlemler aldık.We took strong measures to prevent it.
Güçlü akıntıya karşı kürek çekemedik.We couldn't row against the strong current.
Gücümün yettiği her şeyi yapacağım.I will do everything in my power.
Maalesef yeni bir araba almaya gücüm yetmez.I'm afraid I can't afford to buy a new car.
Bir araba satın almaya gücüm yetmez.I cannot afford to buy a car.
Yeni bir araba almaya gücüm yetmez.I cannot afford to buy a new car.
Yeni bir tane şöyle dursun, kullanılmış bir arabayı almaya gücüm yetmez.I can't afford to buy a used car, much less a new one.
Böyle bir evi Tokyo'da kiralamaya gücüm yetmez.I can't afford to rent a house like this in Tokyo.
Onun gücüne ihtiyacım var.I need his power.
Gücümün yettiğince sana yardım edeceğim.I'll help you within the limits of my ability.
Arabam beygir gücünde yetersiz.My car is deficient in horsepower.
Oğlum kadınların erkeklerden daha güçlü olduklarını düşünüyor.My son thinks women are stronger than men.
Ben şimdi güçlükle çalışabiliyorum.I can hardly work now.
Bir arabaya bakmaya gücüm yetmez.I cannot afford to keep a car.
Güçlükle trene yetiştim.I barely caught the train.
Haberi dinlemek için güçlükle bekleyebildim.I could hardly wait to hear the news.
Acıya güçlükle katlandım.I could hardly endure the pain.
O kadar yorgunum ki güçlükle yürüyebiliyorum.I am so tired that I can hardly walk.
Ben ona büyük güçlükle bir yanıt verdim.I gave an answer to him with great difficulty.
Ödevimi güçlükle bitirdim.I finished my homework with difficulty.
Gözlüğüm olmadan güçlükle görebiliyorum.I can hardly see without my glasses.
Bir tatile parasal gücüm yetemez.I cannot afford a holiday.
Babam kadar güçlü değildim.I was not as strong as my father.
Yeni bir arabaya gücüm yetmez.I can't afford a new car.
Ben eskisi kadar güçlüyüm.I'm as strong as before.
Söylediklerini güçlükle anlayabiliyorum.I can hardly understand what he says.
Sigara içmekle ilgili tehlikeler hakkında onu ikna etmede güçlük çektim.I had difficulty convincing her of the dangers of smoking.
Ona yeni bir elbise almaya gücüm yetmez.I can't afford to buy her a new dress.
Onun söylediklerini güçlükle anlayabiliyorum.I can hardly understand what she says.
Ben fakirim, ona gücüm yetmez.I, who am poor, cannot afford it.
Tüm gücümle kapıyı açmaya çalıştım.I tried to open the door with all my force.
Tüm gücümle kapıyı açmayı denedim.I tried to open the door with all my force.
Nükleer güç çağında yaşıyoruz.We are living in the age of nuclear power.
Sermaye, toprak ve iş gücü üretiminin üç ana faktörüdür.Capital, land and labor are the three key factors of production.
Zaman en güçlü kederi yumuşatır.Time tames the strongest grief.
Zaman, dostluğu güçlendirir, sevgiyi zayıflatır.Time, which strengthens friendship, weakens love.