gözlerini ile cümle
gözlerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Gözlerinin üzerinden geçen siyah bir çizgi vardır.Čez oči se mu vleče črna očesna proga.
Hayatının son yıllarında kör olmuş, gözlerini kaybetmiştir.Zadnja leta pred smrtjo je ohromel in izgubil spomin.
Celine: Bazen uzaklara baktığımda gözlerini üzerimde hissetmek hoşuma gidiyor.Težki časi so… Ko ga pogledam v oči, mi skoraj omedli v rokah.
Gözlerini yum ve beni dinle.Draži oči in kožo.
Gözlerinin olmadığı düşünüldüğü için bu ad verilmiştir.Šis teiginys nepasitvirtino, nes tamsoje akys nemato.
Hayatının son yıllarında kör olmuş, gözlerini kaybetmiştir.Paskutiniais gyvenimo metais, po nesėkmingos operacijos, tapo akla.
Miro, 25 Aralık 1983'te İspanya'nın Palma de Mallorca şehrinde hayata gözlerini kapadı.Choanas Miro mirė 1983 m. gruodžio 25 d. Palma de Maljorka mieste.
Gözlerini açtığında herkes ona bakar, tekrar görünür olmuştur.Nad avastavad maailma oma silmadega ja alati uuesti.
Gözlerinin o kadar iyi görmesine ne gerek vardır?Paistis silma oma heade kooristseenide poolest.
Ailesi savaş sırasında gözlerinin önünde öldürülmüştür.Kõik tema perekonnaliikmed tapeti Trooja sõja ajal.
Gözü kapalı doğan yavrular iki hafta sonra gözlerini açar.Pärast teist nädalat avanevad poegadel silmalaud.
Gözlerinin çevresi açık mavi bir katmanla sarılıdır ve ismini de buradan almaktadır.Sininääri sulestik on sinine kuni kahvatulilla ja sellest ongi ta nime saanud.
Annesi Maria Magdalena Snellman bu hadiseden bir sene sonra hayata gözlerini yumdu.Ema Maria Magdalena Snellman suri järgmisel aastal.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.1000キロ離れたメルボルンで 祖母は亡くなりました シャワーカーテンごしに
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.저는 할머니가 돌아가실 당시 멜버른에서 600마일 떨어진 시드니의 한 호텔에서 샤워를 하고 있었는데
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Brałam prysznic w hotelu w Sydney, kiedy zmarła 600 mil stamtąd, w Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Dopřávala jsem si sprchu v hotelu v Sydney, když zemřela 600 mil dále v Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Éppen egy szállodában zuhanyoztam Sydney-ben, amikor meghalt Melbourne-ben, 1.000 kilométernyire.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Estaba en la ducha en el cuarto de un hotel en Sidney cuando ella murió, a 1 000 km, en Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Estava a tomar banho num quarto de hotel em Sydney quando ela faleceu a 1000 km de distância em Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Făceam duş într-o cameră de hotel din Sidney atunci când a murit la 950 de kilometri distanţă de Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Ich duschte gerade in einem Hotelzimmer in Sydney, als sie starb. 1000 km entfernt in Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Ik nam een douche in een hotelkamer in Sydney toen ze stierf in Melbourne, bijna 1000 km verderop.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Mi stavo facendo una doccia in un hotel di Sydney quando lei morì, stavo a mille chilometri da Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Práve som bola v sprche hotelovej izby v Sydney, keď zomrela. 600 míľ od Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Saya sedang mandi di sebuah kamar hotel di Sydney saat nenek meninggal di Melbourne yang jaraknya 600 mil.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Tôi đang tắm trong một phòng khách sạn ở Sydney vào thời khắc bà mất cách đó 600 dặm, ở Melbourne.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Tuširala sem se v hotelu v Sydneyju v trenutku, ko je umrla v 960 km oddaljenem Melbournu.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Έκανα ντους σε ένα δωμάτιο ξενοδοχείου στο Σίδνεϊ όταν πέθανε, 970 χμ. μακριά, στη Μελβούρνη.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Взимах си душ в хотелска стая в Сидни в момента, в който тя умря. На 1000 километра надалеч от Мелбърн.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Я приймала душ у готельному номері в Сіднеї у ту мить, коли вона померла за шістсот миль звідти, у Мельбурні.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.Я принимала душ в отеле Сиднея, когда она умерла в Мельбурне, в тысяче километрах от меня.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.הייתי במקלחת, בחדר-מלון בסידני ברגע פטירתה, במרחק 1000 ק"מ משם, במלבורן.
600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum.كنت استحم في غرفة في فندق في سيدني في الوقت الذي ماتت فيه على بعد 600 ميل في ميلبورن.
Aç gözlerini, Markudi.Abra os olhos, Markudi.
Aç gözlerini, Markudi.Zabiję cię!
Aç gözlerini, Markudi.Виж, Маркуди.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.A on hľadel pozorne na nich očakávajúc, že dostane niečo od nich.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.A on pilně pohleděl na ně, naděje se, že něco vezme od nich.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Az annakokáért figyelmez vala reájok, remélvén, hogy valamit kap tõlük.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.De man keek hen aan in de verwachting iets van hen te krijgen.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Ed egli si volse verso di loro, aspettandosi di ricevere qualche cosa
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.E ele os olhava atentamente, esperando receber deles alguma coisa.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Él les prestaba atención, porque esperaba recibir algo de ellos
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Et il les regardait attentivement, s`attendant à recevoir d`eux quelque chose.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Han gav da akt på dem, for han ventet å få noget av dem.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.In on vpre oči vanju, misleč, da od nju kaj prejme.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Ja hän tarkkasi heitä odottaen heiltä jotakin saavansa.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.그가 저희에게 무엇을 얻을까 하여 바라보거늘
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Lalu orang itu memperhatikan mereka dengan harapan akan mendapat sesuatu dari mereka
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.När han då gav akt på dem, i förväntan att få något av dem,
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Og han gav Agt på dem, efterdi han ventede at få noget af dem.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Şi el se uita la ei cu luare aminte, şi aştepta să capete ceva dela ei.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Tedy on z pilnością patrzał na nie, spodziewając się co wziąć od nich.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Und er sah sie an, wartete, daß er etwas von ihnen empfinge.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Vậy , người bèn nhìn chăm_chăm hai người , tưởng sẽ được chút gì .
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Vậy, người bèn nhìn chăm chăm hai người, tưởng sẽ được chút gì.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Και εκεινος εβλεπεν αυτους μετα προσοχης, προσμενων να λαβη τι παρ' αυτων.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.А Петър, с Йоана, се взря в него и рече: Погледни ни.
Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.Він же дивив ся пильно на них, сподіваючись що від них прийняти.