gözlerinde ile cümle
gözlerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
O anda Saulun gözlerinden balık pulunu andıran şeyler düştü. Saul yeniden görmeye başladı. Kalkıp vaftiz oldu.掃羅 的 眼睛 上 、 好像 有 鱗 立刻 掉下 來 、 他 就 能 看見 、 於是 起 來 受 了 洗
Öğretmenler yapınca çocuklar da yapıyor. Gözlerindeki pırıltıyı görebiliyorsunuz.A kiedy budują to razem z dziećmi, widać blask w ich oczach.
Öğretmenler yapınca çocuklar da yapıyor. Gözlerindeki pırıltıyı görebiliyorsunuz.Als leerkrachten dit maken, en kinderen dit maken, zie je de glans in hun ogen.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.A fény, ami a szeméből áradt olyan volt, hogy bármeddig elidőztem volna benne.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.A to svetlo, ktoré jej žiarilo z očí, bolo miestom, kde by som mohla zostať navždy.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.E a luz que brilhou dos seus olhos era um lugar onde eu poderia estar para sempre.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.E la luce che illuminava i suoi occhi era un luogo in cui avrei potuto restare per sempre.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.Et dans la lumière qui brillait dans ses yeux j'aurais pu rester pour toujours.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.În lumina care strălucea în ochii ei era un loc în care aș fi putut rămâne o veșnicie.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.그때 그 아이의 반짝이던 눈 빛은 제 마음속에 영원히 간직될 것이예요.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.Pude haberme quedado eternamente en la luz que emanaba de sus ojos.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.To světlo, které jí svítilo v očích, bylo místem, kde bych mohla zůstat navěky.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.Und das Licht, das sich in ihren Augen brach, war ein Ort, in dem ich ewig hätte bleiben können.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.Và ánh sáng tỏa ra trong mắt cô bé là nơi mà tôi có thể ở lại mãi mãi.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.W światło promieniujące z jej oczu mogłam wpatrywać się bez końca.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.И мне захотелось навсегда остаться в свете её глаз.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.Светлината, която грееше от очите й, беше място, където бих стояла вечно.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.والنور الذي شع من عيونها كان ذلك المكان الذي ارغب في البقاء فيه الى الابد
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.ずっと留まっていたいと願いました その瞬間 私たちは アメリカ人でも
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.An einen allwissenden, außenstehenden Erzähler, durch dessen Augen man die Geschichte sieht.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.A una specie di entità esterna onniscente attraverso i cui occhi voi vedete la storia.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.A un cuerpo externo omnisciente a través del cual vemos la historia.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Comme une sorte de corps externe omniscient à travers les yeux duquel on voit l'histoire.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.어떤 전지한 외부의 존재가 있어서 여러분은 그것의 눈을 통해 이야기를 보는 거죠.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Một dạng thể ở ngoài cơ thể bạn, biết hết mọi chuyện, qua con mắt của nó bạn chứng kiến toàn bộ câu chuyện.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Něco jako vševědoucí vnější tělo, jehož očima vidíme ten příběh.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Pewien rodzaj wszechwiedzącej zewnętrznej istoty, której oczami przyglądamy się historii.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Un fel de corp exterior atotștiutor prin ochii căruia vezi întreaga poveste.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Valamilyen mindenható külső test, amelynek a szemével a történetet látjuk.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Κάποιο είδος εξωτερικού παντογνώστη μέσα από τα μάτια του οποίου βλέπουμε την ιστορία.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.Нещо като всезнаещо външно лице, през чиито очи виждаме историята.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.סוג של יודע כל חוץ-גופי אשר דרכו אתם רואים את הסיפור.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.شيء مثل جسم خارجي على دراية بكل ما يحدث و من خلال عينه ترون القصة.
Öyküyü onun gözlerinden gördüğünüz, her şeyi bilen disaridan biri.目を通して物語を見るのが普通です 私達は それに慣れています
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Alors, croyez-vous que ce soit possible de voir à travers les yeux de quelqu'un?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Also, denken sie es ist möglich. durch die Augen von jemand anders zu sehen?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Credeti ca este posibil sa vezi prin ochii altcuiva?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Dus, denken jullie dat het mogelijk is om door de ogen van een ander te zien?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Entonces ¿creen que es posible ver a través de los ojos de otra persona?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?E quindi, ci credete che sia possibile vedere con gli occhi di qualcun altro?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?자, 이제 여러분은 타인의 눈을 통해 사물을 볼 수 있다고 믿으시나요?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Tehát önök elhiszik hogy lehetséges más szemével látni?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Vậy các bạn có tin rằng vào việc có thể nhìn thấy bằng đôi mắt của người khác?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Zatem - wierzycie, że jest możliwe widzenie przez czyjeś oczy?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Άρα πιστεύετε ότι είναι δυνατόν να δεις απ'τα μάτια κάποιου άλλου;
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Е, вярвате ли, че е възможно да виждаш през очите на друг?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?Так всё-таки, вы верите, что возможно видеть чужими глазами?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?אז, האם אתם מאמינים שזה אפשרי לראות דרך העינים של מישהו אחר?
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?إذاً، هل تعتقدون أنه من الممكن ... الرؤية من خلال عيني شخص آخر؟
Peki, birinin gözlerinden görmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?見ることは可能だと思いますか? そこが問題です
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.A on zaraz odjął zasłonę od oczu swych, i poznał go król Izraelski, że był prorokiem.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Da skyndte han sig og tok bindet fra øinene, og Israels konge kjente ham og så at han var en av profetene.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.És mindjárt elvevé a kötést az õ szemérõl, és megismeré õt az Izráel királya, hogy a próféták közül való.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.저가 급히 그 눈에 가리운 수건을 벗으니 이스라엘 왕이 저는 선지자 중 한 사람인 줄 알아 본지라
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Lập tức người vén khăn che mắt mình lên, vua Y-sơ-ra-ên nhìn biết là một người trong vòng các tiên tri.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Lập_tức người vén khăn che mắt mình lên , vua Y-sơ-ra-ên nhìn biết là một người trong vòng các tiên_tri .
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Ma quegli immediatamente si tolse la benda dagli occhi e il re di Israele riconobbe che era uno dei profeti
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Nabi itu membuka kain pembalut dari mukanya, lalu raja mengenali dia sebagai seorang nabi
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Så tog han hurtig Bindet fra Øjnene, og Israels Konge genkendte ham som en af Ptofeterne.
Peygamber, hemen gözlerindeki sargıyı çıkardı. O zaman İsrail Kralı onun bir peygamber olduğunu anladı.Silloin hän nopeasti poisti siteen silmiltään, ja Israelin kuningas tunsi hänet, että hän oli profeettoja.