gözlerin ile cümle

gözlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çukur bir kafatasına ve gözlerinin hemen üzerinde bulunan kısa boynuzlara sahipti.Ele também tinha especialmente grandes buracos cortados para os olhos.
Solungaç yarıkları gözlerinin hemen arkasındadır.As glândulas presentes na parte traseira de seus olhos.
Küçük gözlerinin göz bebekleri yuvarlaktır.Em volta dos olhos apresenta pequenos pelos escurecidos.
Bu aydınlığın içinde bir gölge görür ve gözlerini kapatır.Que ilusão enganosa obscurece seus olhos?
Önce hapse atılan Kahir, tahttan feragat etmemekte direnmesi üzerine gözlerine mil çekilerek kör edildi.E vieram seus servos e começaram a olhar, e eis que as portas do quarto do terraço estavam trancadas.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Lamarca ainda tinha os olhos abertos.
Gökçen Kız'ın gözleri ışık saçıyordu, gözlerine bakan ise ölüyordu.As luzes da polícia pisca pela floresta quando ela fecha os olhos e sorri.
Bunun nedeni ise 1912 yılında bir test sırasında olan patlamada gözlerini kaybetmesidir.Ficou cego por causa de uma explosão durante um experimento (1912).
Gözlerini aç, gelecek senindir.Sla je ogen op, de toekomst is aan jullie.
Gözlerini genellikle kapalı tutar.Hij houdt zijn ogen meestal gesloten.
5 Ocak 1988 günü basketbol oynarken kalp krizi geçirdi ve 40 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.Op 5 januari 1988 kreeg hij een hartaanval tijdens het basketballen en stierf hij op 40-jarige leeftijd.
Ailesi savaş sırasında gözlerinin önünde öldürülmüştür.Zijn gezin werd in de oorlog gedood.
Jacques Lipchitz 16 Mayıs 1973'te İtalya'da Kapri adasında hayatına gözlerine yumdu.Lipchitz stierf op 16 mei 1973 op het eiland Capri in Italië.
Aynı sesi duyunca McDaniel birden kapıyı açar ve gözlerine inanamaz.Wanneer Charlie terugkomt en de boom ziet, kan hij aanvankelijk zijn ogen niet geloven.
Gözlerini kapat ve bir şey söyle .Hij zegt haar de ogen te sluiten.
Gözlerini yum ve beni dinle.Je ogen uitkijken.
Ancak Cudana'nın gözlerine vurulmuş olan Mustafa Bey, artık ondan yüz çevirir.En wie iets slechts doet ter grootte van een mosterdzaadje, zal het dan zien.”
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Maar Laynez onttrok zich aan aller ogen.
Sonra gözlerini yumarak yüksek sesle üç defa: - La ilahe İllallah, dedi.Hij zei: "u kijkt zo lief" toen zij een vraag voor de derde keer stelde.
Yere oturtup gözlerini bağlar.Hij ligt stil en met zijn ogen dicht.
Gözlerini hastahanede açan Joel, karşısında Marlene'i görür.Joel ontwaakt in het ziekenhuis en hij wordt begroet door Marlene.
Kadın gözlerine inanamaz ve lavaboya gider.Ze kan haar ogen niet geloven en springt in het bubbelende water.
Gözlerinin ikisi de renkli olan üst taraflarında bulunur, beyaz renk olan kör tarafları ile yerde yatarlar.Beide ogen (langzaam) samenknijpen: staren is in kattentaal een bedreiging.
Tom gözlerini açık tutabilsin diye gözüne özel lens yerleştirildi.Door een membraan kan hij zijn ogen onder water openhouden.
Gözlerinin gerisinde büyük bir belirgin leke vardır.Het heeft een aantal lichte vlekken achter de ogen.
Gözlerinde üçüncü bir perde vardır.In haar voorhoofd zit nog een derde oog.
Bu nedenle Tora Lea'nın gözlerini ağlamaktan "yumuşadı" olarak tasvir eder.Vandaar zou de Thora haar ogen beschreven hebben als "zacht" van het wenen.
Bu arada katil öldürdüğü kurbanların gözlerini yerlerinden çıkararak toplamaktadır.Evenals bij de andere slachtoffers van de seriemoordenaar zijn haar ogen uit hun kassen gesneden.
Kedigillerin gözlerine bakılarak keyif durumları anlaşılabilir.Zie je de poppetjes in je ogen van plezier.
Jack Shephard gözlerini açar, yaralı ve nerede olduğunu şaşırmış bir haldedir.Jack Shephard ontwaakt gewond en gedesoriënteerd in de jungle.
Kısa bir süre sonra bir aylak olarak yeniden canlanır ve gözlerinden kan gelmektedir.Kort daarna ziet ze zichzelf voor een spiegel en de ogen in de reflectie gaan bloeden.
Çocuğun gözlerini açtılar.Het opende zijn ogen.
Gözlerinin etrafında beyaz bir halka vardır.Om de ogen loopt een witte kring.
Gözlerinin farklı renkte olmasının sebebi bir zamanlar haz olmasıdır.Zijn ogen lijken een andere kleur te hebben dan een paar dagen eerder.
Gözlerinin bir kısmı suda, bir kısmı havada görür.Bij binnenkomst in Ølgod (vanuit Varde) valt meteen de Watertoren in het oog.
Erkekler ve dişiler, gözlerinin renkliliği ile ayrılabilirler.Mannetjes en vrouwtjes zijn te herkennen aan de kleur van hun ogen.
Gözlerinin o kadar iyi görmesine ne gerek vardır?Hun gezichtsvermogen moet uitstekend geweest zijn gezien de enorme ogen.
2006 yılında hayata gözlerini yummuştur.In oktober 2006 maakte ze haar opwachting in Mooi!
Gözlerinin çevresinde bulunan siyah desen, ona palyaçovari bir görünüm kazandırır.Een brede zwarte vlek rond de ogen geeft hem een gemaskerd uiterlijk.
Ayrıca kedigillerin gözlerindeki görme reseptörlerinin sayısı insandakinin üç mislidir.De makers van de show schatten hun hoeveelheid kijkers op drie miljoen.
Ortadirek'e başlayınca Meryemce'nin gözlerini açtım.Na de oproeping van Maria beginnen Sams ogen te bloeden.
Beye hediye edilen bu at kötü görünümü nedeniyle babanın gözlerine mal olur.Hals frivole leventje maakt hem in de ogen van zijn vader ten schande.
Kız, gözlerini kapattığında kendisinin büyük bir kütüphanede olduğunu anlatır.Als geleerde man beschikt hij in zijn appartement over een grote bibliotheek.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Als hij weer gaat, kunnen ze nauwelijks hun ogen openhouden.
Gözlerini kapat.Sluit de ogen.
Kendi gözlerine inanmıyor musun?Geloof je je eigen ogen niet?
Gözlerinden uyku akıyordu.Zij stond te tollen van de slaap.
İçinden geçen gözlerinden okunuyor.De ogen zijn de tolken van het hart.
Gözlerini kapat ve bir şey söyle .Ludzie mogą przecież zamknąć oczy, zatkać uszy.
Gözlerini yum ve beni dinle.Oczy duże i wyłupiaste.
Eşinin açıklamasına göre Ronnie James Dio, 16 Mayıs 2010 saat 7.45'te hayata gözlerini yummuştur.Ronnie James Dio zmarł 16 maja 2010 roku w Houston o godzinie 7.45 rano.
Gözlerinde üçüncü bir perde vardır.Na każdym oku znajduje się również trzecia powieka.
Atın gözlerini bağlayarak soru soranı görmesini önlemek.Zakładanie klapek na oczy konia aby uniemożliwić zwierzęciu obserwację pytającego.
Sloganı "Gözlerinizi ödülden uzak tutun!"'dur.Jego powiedzenie to „Zejdź mi z oczu!”.
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.W książce Barrie miał go zamiast prawej.
2006 yılında hayata gözlerini yummuştur.W 2006 ukazały się jego wspomnienia pt. Na krawędzi życia.
Ünlü "Gözlerinin aklarını görene kadar ateş etmeyin" emri burada verilmiştir.Podczas bitwy miał wydać żołnierzom rozkaz: "Nie strzelajcie, dopóki nie zobaczycie białek ich oczu."
5 Mayıs 2011 perşembe günü kalp yetmezliğine bağlı sorunlar nedeniyle hayata gözlerini yumdu.5 listopada 2010 roku z powodu problemów z sercem zakończył karierę sportową.
Ancak bir gün Josh sokağın ortasında, Abe'in gözlerinin önünde vurularak öldürülür.Pewnego wieczoru Marty zostaje zastrzelony na ulicy na oczach brata.
1972 yılında Venedik'te hayata gözlerini yumdu.W 1972 jego prace zostały pokazane na Biennale w Wenecji.

İlgili Sayfalar