gözlerin ile cümle
gözlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Gözlerinizde oluşan çok yoğun bir duygusal iletişim söz konusu.So there is a lot of emotional communication that happens there.
Bunu gözlerinizle yazı yazıyormuşsunuz gibi düşünebilirsiniz.You can think of it as a way of, sort of, typing, with your eyes.
Ve gözlerinizin yazdığı da gözlerinizin başkalarının gözlerine bakarken ki halinin kaydı.And what you're typing are recordings of your eyes as you're looking at other peoples' eyes.
Değişim -- gözlerini ışığa aç İnkâr ettim, hem de ne kadar uzun bir süreChange, open your eyes to the light and I denyed it all so long
Gözlerine bakın, Tanrım.It's his eyes. Oh, Jesus.
Gözlerine ne oldu?What happened to your eye?
Ben bir şey söylüyorum, gözlerin ve beynin karşılık veriyor.I am saying something. And your eyes and your brain are saying something back.
[GERÝLÝM MÜZÝĐÝ BAŢLAR] Yine gözlerini kýsýp kýsýp bakýyor öyle.He looks at me again with his slit eyes
*"Onun gözlerinde ölüm var."*There is death in his/her eyes
Gözlerini ovuşturdu ve tekrar boynunu hissettim.He rubbed his eyes and felt his neck again.
"Ya da saçma" dedi Kemp ve gözlerini boğumlu."Or silly," said Kemp, and knuckled his eyes.
Gözlerinizin önüne geliyo mu? Siderella masalı gibiAnd I had this whole mental picture of, sort of like Cinderella.
Gözlerinizin yaşarmasını da sağlayabilir.It's almost enough to make you want to cry.
Ayrıca, gülümseyerek ve gözlerinizi daha iyidir kaldırma.As if it just came to you, and say 'and' a lot. Also, smiling and lifting your eyes is better.
Tom inledi ve gözlerini yumdu.Tom groaned, and shut his eyes.
Kızlardan birinin kamerada babasının gözlerine bakıpI'll never forget that one girl looked in her father's eyes with that camera and said,
Yoksa yatağının yanında her erkek gördüğünde gözlerin böyle ışıldıyor mu?Or... If any man is near your bed side, are your eyes always glossy like this?
"Efendim, bence olay yerini gidip kendi gözlerinizle görmelisiniz."I said, "Your Honor, I think you should go out and look at the scene yourself."
Bu yüzden o gözlerin bir televizyon ekranından bana baktıklarını görmek biraz garipti.So it was kind of weird to see those images and those eyes stare back at me through a television.
Gözlerin kan çanağına dönmüş!Bloodyshot eyes!
Sadece gözlerini hareket ettirebiliyor.He only has use of his eyes.
Gözlerine bir bak.Look at your eyes.
Holmes gözlerini yavaş yavaş yeniden açıldı ve onun devasa istemcide merakla baktı.Holmes slowly reopened his eyes and looked impatiently at his gigantic client.
"Sonra danışın dua," dedi Holmes gözlerini bir kez daha kapatılıyor."Then, pray consult," said Holmes, shutting his eyes once more.
"Lütfen benim indeksi, Doktor ona bakmak," Holmes gözlerini açmadan mırıldandı."Kindly look her up in my index, Doctor," murmured Holmes without opening his eyes.
'Su gözleriniz var, o beni bıraktı dedi.'There is water in your eyes,' said he as he released me.
Bazı çatışmalar vardı, ama biz daha önce birbirlerini gözlerini hiç.We have had some skirmishes, but we had never set eyes upon each other before.
"Yüzüne baktım, öyle derin baktım ki kendimi gözlerinin arkasında hissettim."I looked at her face, and I looked so deeply that I felt I was behind her eyes.
Gözlerinin yorulduğunu söylemiştin.You said that your eyes were tired.
Gözlerinizi kırpmayın.Don't blink your eyes. It should come out well. Right?
Mavi gözlerinizin olabilmesi için ise ikiebeveyninizden de mavi alel almanız gerekli. -The only way you're going to see blue eyes is if you have a blue allele from each of your parents.
Eğer kahverengi gözlerin mavi gözlere frenkansını sorsaydım--Yani bu alel frekansı. -If I asked you the frequency of brown eyes versus blue eyes-- So this is allele frequency.
Kahverengi gözlerin frekansı %70.And the frequency of the brown eyes was 70%.
Gözlerini kapatmanı istiyorum.I want you to close your eyes.
Hadi şimdi gözlerini hiç ayırmadan bu saate bak.Now keep your eyes on this watch.
Bir elmayı görmek için ışık elmaya çarpıp gözlerinize geri döndürmeli.To see an apple, light has to hit the apple and return it to your eyes.
Ama bu durum gözlerinizdeki retinaların da ışığı yakalamadığı anlamına gelir.But that means that retinas in your eyes are not catching the light, either.
Gözlerini yoldan ayırmanı.Take your eyes off the road.
Dehşet gözlerinden okunuyordu.I could see in her eyes, it was terror.
Birden arkasına yaslandı ve gözlerini kapattı.So suddenly he sat back, and he closed his eyes.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.We were just waiting for what he was going to say, and then suddenly tears came from his eyes.
Şimdi sizi gözlerinizi kapatmaya ya da uzakta bir yere odaklanmaya davet ediyorum.I invite you to now either close your eyes or have a soft gaze, not looking at anything.
Senin gözlerini, heryerde buldum.Your eyes, I found them everywhere
Onlar, gözlerinizi yuvalarından çıkartacaklar. Biraz ağır git, tamam mı?They're gonna be suckin' your eyes into the back of your heads.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.And you should see the pride in the eyes of these people.
Kendi gözlerinizle görün.See for yourself.
Gözlerinizin önünde vazelinden bir perde varken bunu görmeye çalıştınız mı hiç?Have you ever tried to see that if you have Vaseline in front of your eyes?
Gözlerinizi kapatýn! Ađýrlýđýnýzý býrakýn... ...tutuyorum ben, korkmayýn......Close your eyes!... ...Let's put your foot... ...I'm keeping, don't afraid.
(Azra) Sen bir ona bak. Ben, senin gözlerini oyuyor muyum oymuyor muyum? (Kerem) Ţiţt!If you look at her, I'll scratch your eyes out. .
Paul'e, gözlerini kapatmak kalıyor.It falls to Paul to cover its eyes.
Ben sana sokulup, ellerimle gözlerini kapıyorum.I'm creeping to you and cover your eyes with my hands
Senin gözlerin çok berrak parlýyorlarYour eyes, they shine so bright
Onun gözlerine doğrudan bakamıyorum... ...çünkü korkutucu.You can't look her directly in the eyes because she's kind of scary.
Uyan gözlerini ac.Wake up! Open your eyes!
Sunbaenin gözlerinde neden her zman saklı bir hüzün var biliyorum artık.Ama arada bir gülümseyecekAnd for some reason, I can see the sad look in his eyes. But, there are times when he does smile.
Emily'i çekmeye başlayabiliriz. Burada gözlerini oynattığını, ağzını oynattığını görebilirsiniz.So, here you can see her moving her eyes around, moving her mouth around.
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Two: Do the Middle Eastern characters laugh or smile without showing the whites of their eyes?
Onun gözlerine bakınlook into his eyes.
Ve sanki bir yerden sonra gözleriniz, kendilerini görmeye çalışıyorlarmış gibi oluyor.And it's like your eyes start straining to see themselves.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.It's impossible, of course, for your eyes to see themselves, but they seem to be trying.