gözleri ile cümle

gözleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Early explorers rubbed cocaine in their eyes to kill the pain of it.
Eger gozlerin varsa,bak.If you have eyes, look at it.
"Gözlerini kapa."Close your eyes.
Gözlerini kapat."Close your eyes."
İyi gözlerin var.You have good eyes
Gözlerimizi dikmeyi bırakmalım,su sadece eski bir kilise.Don't stop to stare, it's just an old church.
Onlar senin gözlerin dedim."They're your eyes."
Şimdi, tamam, gözlerinizi açabilirsiniz.OK. Now, OK, you can open your eyes.
Gözleri korkutuluyor, diktatörler, teröristler, ve suçlular tarafından.They are intimidated -- by warlords, by terrorists, by criminals.
Mahsun küçük gözleri de burada.And there he is, his droopy little eyes up here.
Gözlerine baktım ve gözlerinin şişe kapağına baktığını gördüm.I'd looked at his eyes, and I saw his eyes looked at this bottle top.
İşte onunla göz teması kuruyor, gözlerini izliyor.So it's making eye contact with him, following his eyes.
Tüketiciler gözleriyle alışveriş yaparlar.Welcome to this Envision San Diego special "Food." It's something we take for granted.
Çok güzel bir numarası vardır bir gül ağacı çiçek açar gözlerinizin önünde.He had this wonderful trick where a rosebush would bloom right in front of your eyes.
Hadi Wannes, aç gözlerini! Louis uyan!Desculpe incomodar... ... me machuquei.
Kapayýn gözlerinizi, peder.- Louis... Wannes! - Sr. Scholliers, por favor, não os acorde.
Sana söyledim, kimileri zayıf, kimileri şişman, kimilerinin gözleri daha iyi görüyor.I told you. Some are thin, some are heavy, some have better eye sight then others.
İşte gözlerinizin önünde, bu parça kendini birleştirdi.So in front of your eyes, this part just self-assembled.
Etrafımda hayvanlarla büyüdüm. Gözlerine bakardım ve orada neler olduğunu merak ederdim.I grew up surrounded by animals, and I would look in these eyes and wonder what was going on there?
Ama abi... ...konuğun gözlerini benden alamıyor.But your guest can't take her eyes off me.
Gözlerini alamadığını sanmıyorum. Dik dik bakıyor gibi.It's not that she can't take her eyes off you, it seems like she's glaring.
Gözlerini kamaştırıyorsam söyle.Tell me if I'm too blinding.
Gözlerimin kör olmasını tercih ederim.I'd rather go blind instead.
Gözlerinizi büyük ekrandan ayırmayın.And keep your eyes on the big screen.
Gözlerini göremiyorsunuz; aşağı doğru bakıyorlar.You don't see her eyes; they're looking downward.
O cesurca, gözlerini kırpmadan, hatta hırçın, hatta şişesi boş olduğu zamanlarda öfke dolu.She boldly, unblinkingly, even pugnaciously, wrathfully even, when her bottle was empty.
Gözlerin seni aldatıyor.Your eyes deceive you.
Sessiz ol! Eğer gözlerin varsa, buna bak!Be quiet and just take a look at this!
Her yerde parlayan gözleriyleEverywhere there are children with shining eyes saying,
Ve benim gözlerim derdi ki, "Teşekkür ederim.And my eyes would say -- "Thank you.
Onların gözleri derdi kiAnd their eyes would say --
Bütün gece çalışırken şaşkın olmak ve gözlerini zarar-When you work all night you become dizzy and your eyes hurt -
Bu arada bunlar da benim gözlerim.And these happen to be my eyes, by the way.
Annem teţekkür aldýđýmý duyunca böyle gözleri doldu.Anyways, then i studied hard.
Sen benim ođlumsun. Bir de gözlerimsin benim.You are my son
Seni görünce de dedim ki... ...bak ţu herifin gözlerine.When i saw you i thought that: look at this guy's eyes
Leanın gözleri alımlıydı, Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı.Leah's eyes were weak, but Rachel was beautiful in form and attractive.
Gözleri şaraptan kızıl, Dişleri sütten beyaz olacak.His eyes will be red with wine, his teeth white with milk.
Gözlerinizle gördükleriniz sizi çıldırtacak.so that you shall be mad for the sight of your eyes which you shall see.
Büyük denemeleri, belirtileri, o büyük ve şaşılası işleri gözlerinizle gördünüz.the great trials which your eyes saw, the signs, and those great wonders:
O sırada Eli doksan sekiz yaşındaydı. Gözleri zayıflamış, göremiyordu.Now Eli was ninety-eight years old; and his eyes were set, so that he could not see.
‹‹Şimdi olduğunuz yerde durun ve RABbin gözlerinizin önünde yapacağı şu olağanüstü olayı görün."Now therefore stand still and see this great thing, which Yahweh will do before your eyes.
Gözlerim burada edilen duaya açık, kulaklarım işitici olacak.Now my eyes shall be open, and my ears attentive, to the prayer that is made in this place.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı."Behold, my eye has seen all this. My ear has heard and understood it.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Do you open your eyes on such a one, and bring me into judgment with you?
Niçin yüreğin seni sürüklüyor, Gözlerin parıldıyor,Why does your heart carry you away? Why do your eyes flash,
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.My face is red with weeping. Deep darkness is on my eyelids.
Dostlarım benimle eğleniyor, Gözlerim Tanrıya yaş döküyor;My friends scoff at me. My eyes pour out tears to God,
Evimdeki konuklarla hizmetçiler Beni yabancı sayıyor, Garip oldum gözlerinde.Those who dwell in my house, and my maids, count me for a stranger. I am an alien in their sight.
Çocukları sapasağlam çevrelerinde, Soyları gözlerinin önünde.Their child is established with them in their sight, their offspring before their eyes.
Yıkımlarını kendi gözleriyle görsünler, Her Şeye Gücü Yetenin gazabını içsinler.Let his own eyes see his destruction. Let him drink of the wrath of the Almighty.
Zengin olarak yatar, ama bu öyle sürmez, Gözlerini açtığında hepsi yok olup gitmiştir.He lies down rich, but he shall not do so again. He opens his eyes, and he is not.
Kayaların içinden tüneller açar, Gözleri değerli ne varsa görür.He cuts out channels among the rocks. His eye sees every precious thing.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.I smiled on them when they had no confidence. They didn't reject the light of my face.
‹‹Gözlerimle antlaşma yaptım Şehvetle bir kıza bakmamak için."I made a covenant with my eyes, how then should I look lustfully at a young woman?
‹‹Tanrının gözleri insanların yolundan ayrılmaz, Attıkları her adımı görür."For his eyes are on the ways of a man. He sees all his goings.
Oradan gözetliyor yiyeceğini, Gözleri avını uzaktan seçiyor.From there he spies out the prey. His eyes see it afar off.
Gözleri açıkken kim onu tutabilir, Kim kancayla burnunu delebilir?Shall any take him when he is on the watch, or pierce through his nose with a snare?
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.His sneezing flashes out light. His eyes are like the eyelids of the morning.
Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, Şimdiyse gözlerimle gördüm seni.I had heard of you by the hearing of the ear, but now my eye sees you.

İlgili Sayfalar