gözler ile cümle
gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.So, they will not believe in it: The example of former people is there.
Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: "Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi.They will say all the same: "Our eyes were dazed (and clouded over).
O gün sûra üfrülür ve günahkârları o gün gözleri gömgök bir halde haşrederiz.The day the trumpet blast is sounded We shall raise the sinners blind,
Dediler: "Halkın gözleri önüne getirin onu ki, açıkça görebilsinler.""Bring him before the people," they said, "that they may bear witness."
Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır.And the certain promise (of Doom) comes near.
Şu bir gerçek ki, kafadaki gözler kör olmaz ama göğüslerin içindeki gönüller körleşir.It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.
Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.His lightning could snatch away their eyes.
Gözleri olanlar için bunda elbette bir ibret vardır.There is surely a lesson in this for men of sight.
Yanlarında, gözlerini onlara dikmiş, iri gözlü dilberler vardır.And with them maidens of modest look and large lustrous eyes,
"Onları alaya alırdık; yoksa gözler onlardan kaydı mı?"Did we laugh at them (for nothing), or our eyes fail to pick them out?"
O bilir gözlerin hain bakışını ve göğüslerin sakladığını.Known to Him is the treachery of the eye, and what the breasts conceal.
Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz.You did not hide your (doings) so that your ears or eyes or persons should not testify against you.
Kaymış olarak gözleri, çıkarlar kabirlerden. Sanki çekirgelerdir, çıvgın mı çıvgın!They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!So take heed, O men of sight!
De ki: "Sizi oluşturan O'dur. O size, işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.Say: "It is He who raised you and gave you ears and eyes and hearts.
Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları.Eyes lowered, shame attending.
Onların gözleri yerlere eğilecektir.Eyes be lowered in submission.
Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!If they persist, they should remember the fate of those who have gone before them.
Ya da kulaklara ve gözlere kim malik (ve hakim) bulunuyor?Or, who is the lord of ear and eye?
Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
"Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.They will say all the same: "Our eyes were dazed (and clouded over). We were a people ensorcelled."
Onlar hala gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.This (city) lies on a road that still survives.
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı).He created horses, mules and donkeys for riding and for splendour.
Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lakin göğüsler içindeki kalpler kör olur.It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz!It is He who gave you hearing, sight, and hearts, but only few of you give thanks.
(Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle.Tell the believing men to lower their eyes and guard their private parts.
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.Known to Him is the treachery of the eye, and what the breasts conceal.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lanetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.They are those who were condemned by God, whose ears were blocked by Him and their eyes blinded.
(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.His heart did not falsify what he perceived.
İnkar edilmiş olana (Nuh'a) bir mükafat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
(Resulüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur.Say: "It is He who raised you and gave you ears and eyes and hearts.
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde.Eyes lowered, shame attending.
Gözler yorgun düşer.Eyes be lowered in submission.
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır.God has sealed their hearts and ears, and veiled their eyes.
O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek.Verily the lightning could snatch away their eyes.
Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gözleri) geldi.To you have come signs from your Lord, (and the light of understanding).
Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler.They are people unconcerned.
Onların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var?Do they have feet to walk on, or hands to hold with, or eyes to see and ears to hear with?
O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim?Or, who is the lord of ear and eye?
Ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
"Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.They will say all the same: "Our eyes were dazed (and clouded over). We were a people ensorcelled."
"O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler."Bring him before the people," they said, "that they may bear witness."
Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir.And the certain promise (of Doom) comes near.
Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.
Şüphesiz bunda (hakikatı gören) gözlere sahip olanlar için mutlak bir ibret vardır.There is surely a lesson in this for men of sight.
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı?Will they not see even then?
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.There will only be a single jerk, and they will gape,
Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.Remember Our votaries Abraham, Isaac and Jacob, men of power and insight.
"Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"Did we laugh at them (for nothing), or our eyes fail to pick them out?"
Allah, gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.Known to Him is the treachery of the eye, and what the breasts conceal.
İşte onlar, Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.They are those who were condemned by God, whose ears were blocked by Him and their eyes blinded.
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır.Houris cloistered in pavilions --