gözler ile cümle
gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yara gördüm HEMŞİRE, ben, gözlerim ile gördüm -NURSE I saw the wound, I saw it with mine eyes,--
Hapishane için, gözler; beceriksiz özgürlük üzerine bak!To prison, eyes; ne'er look on liberty!
ROMEO akil adamlar gözleri var o zaman onlar gerekir?ROMEO How should they, when that wise men have no eyes?
Gözlerin arama kucaklamak bana Mist gibi. [Vurulmalıdır.] ?Mist-like infold me from the search of eyes.
Bugünden sonra aslanların ve leoparların... ...gözlerinin içine bakmalıyız.BJ:
Selena Gomez'in yüzüne kapatıcıyı uyguladım ve şimdi gözler üzerine çalışacağız.So I just finished doing the face for Selena Gomez, and now we're going to work on the eyes.
Gözlerinizdekilere benzer şekilde ışık alıcılarıyla bağlantılı haldeler.They are coupled to light receptors similar to the ones in your eyes.
Gözlerinizi açınOpen your eyes wide
Gözlerini bağlayıp, sonra da hiçbir şey görememekten yakınan çılgın bir adam gibiydim.I was like some crazy guy who puts on a blindfold and then complains that he can't see a thing.
Benim gözlerim kahverengi. Sizinki mavi ya da gri olabilir.I've got brown eyes; you might have blue or gray.
Bir sinapsa yakından bakalım. Ve gözlerimizi de yeşil nöronun içinden ayırmayalım.Let's zoom in on one synapse, and keep your eyes on the interior of the green neuron.
Sağ elinin gerginleşmeye başladığını görüyoruz. Gözleriyle sola doğru bakıyor.His right hand is just beginning to tense and you can see his eyes have darted to his left.
Sonra da kendimiz izliyorduk ve gözlerimiz doluyordu.And then we watched it and tear up.
Aldığımız bilginin yüzde 80'inin gözlerimiz yoluyla geldiğini biliyor muydunuz?Did you know that 80 percent of the information we receive comes through our eyes?
Karanlık, loş ve gözlerden uzak bir yer arıyor olabilir misin?Could it be you're looking for a dark, isolated and gloomy place?
Şimdi gözler, ikinci mirasçı... ...Park Hae Young'dan gelecek haberlere çevrildi.With regards to the second-in-line inheritor, news of Park Hae Young is now the focus.
Konuşurken gözlerinin içine de bakmışsındır.You talk while looking into his eyes too.
Tabii ki gözlerine bakarak konuştum.Of course I speak looking into his eyes.
Gözlerini kapa.Close your eyes.
Ocak 1976'da hayata gözlerini yumdu.So he died actually, in January 1976.
Gözleriniz biraz kapalı olabilirYour eyes can be partially closed,
Din yüzünden gözlerinin kör olduğunu düşünürüz, veya sadece aptallık yüzünden.We think they must be blinded by religion, or by simple stupidity.
Biz kazanacağız çünkü gözlerimizden akan yaşlar aslında yüreklerimizden geliyor.We are going to win because the tears that come from our eyes actually come from our hearts.
Büyükbaba, gözlerini aç.Grandfather, open your eyes.
Gözler, çene, dişler ... her şey gerçek adamınkilerle mükemmel bir şekilde uyuşmakta.The eyes, the jaw, the teeth: everything is in perfect alignment with what the real guy has.
"Gözler ruhun penceresidir" bu kesinlikle doğru."The eyes are the window to the soul," absolutely true.
Böylece buradaki kilit nokta, herkesi Ben'in gözlerinin içine bakar şekilde tutmaktı.So the key here was to keep everybody looking in Ben's eyes.
Gözlerimin içine bak.Look me in the eyes.
Gözlerine bakarsınız.You look at their eyes.
Eğer gözleri parıldıyorsa, bunu yaptığınızı bilirsiniz.If their eyes are shining, you know you're doing it.
Bu adamın gözleriyle, bir köyü aydınlatabilirsiniz.You could light up a village with this guy's eyes.
Yani eğer gözleri parıldıyorsa, başarmışsınızdır.So if the eyes are shining, you know you're doing it.
Eğer gözler parıldamıyorsa, bir soru sorma hakkınız vardır. Ve soru budur:If the eyes are not shining, you get to ask a question.
Ben kim oluyorum ki oyuncularımın gözleri parıldamıyor?And this is the question: who am I being that my players' eyes are not shining?
Ben kim oluyorum ki, çocuklarımın gözleri parıldamıyor?Who am I being, that my children's eyes are not shining?
Bu benim için etrafımda ne kadar parıldayan gözler olduğu ile ilgili.It's about how many shining eyes I have around me.
Parıldayan gözler, parıldayan gözler.Shining eyes. (Applause) Shining eyes.
Gözleri nilüfer havuzları gibidir.Her eyes are like lotus pools.
Aşk gözlerimi açtı.Love has opened my eyes.
Gözlerimi kaparım ve hiç yaşlanmamayı dilerim,I close my eyes right there and wish I never grow older
Bu gözlerden akan yaşlar söylemiyor mu?Ain't these tears in these eyes tellin' you
Eğer bu gözlerden akan yaşlar ne anlama geliyor diye merak ediyorsanız,You're wondering what do these tears in these eyes tellin' you?
Problem, gözlerinizin arkasında, iki kulağınız arasındaki bu 1350 gramlık küçük makina.The problem is this little three-pound machine that's behind your eyes and between your ears.
Şimdi, bu çocuğun gözlerine zoom yaptığımda körlük nedenini görebilirsiniz.So, as I zoom in to the eyes of this child, you will see the cause of his blindness.
Sadece gözleriyle algıladıkları şeyleri beyninde işleyerek görüyordu.Gördüğü ve zihninde işlenen her şey gözlerinden geçiyordu.
Bu aynı zamanda gözlerin dış köşelerinin, orbikularis oculinin, kırışmasıdır.It's also crinkling the outer corner of the eye, the orbicularis oculi.
Çünkü ben senin gözlerine baktığımda bir bağımlı görmüyorum.Because when I look in your eyes, I don't see an addict.
Gözlerin nerede?Where are your eyes?
Bunlara neden gözlerini diktiler biliyor musunuz?You know why they have their eyes set on it?
Ondaki bu gözler ve popoyla, sen de kendini suda boğarmıydın?With her eyes and ass, would you drown yourself?
Bu gözler senin mi?Is it your eyes?
Kör, gözlerini mi kapıyorsun?Blind, do you shut your eyes?
Mıknatıs gibi gözlerin var!You have such magnetic eyes!
Tek iyi yanı, üzgün iri gözleriyle köprüdeki bir kız.All it takes is a girl on a bridge with big sad eyes.
Ben de senin gözlerinden kanlı göz yaşları getireceğimI'll make bloody tears come out of your eyes.
Göğsünü kabart, yalnızca gözlerinin içine bak ve belki senle mücadele etmek istemez."Puff up and just look it in the eye and it may not want to fight you."
Hepimizin bi çift kolu, gözleri, kulakları ve bir ağzı var.We all have a pair of limbs, eyes, ears, nose and mouth.
Gözlerimi kapattığımda, dünyadaki farklı insanları görebiliyorum.man speaking native language:
Doğduğumda, hastane odasını inceleyen gözlerimde, diyor annem "Bu mu?When I was born, my mom says I looked around the whole hospital room with a stare that said, "This?
Dediğini göre gözlerim yaşlıymış.She says I have old eyes.