gözler ile cümle

gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ve görmek için hiçbir zaman gözlere ihtiyacım olmadı, hiçbir zaman.And I never needed eyes to see -- never.
Mavi gözlere sahip olabilmek için, homozigot çekinik olmanız gerekir.Well, in order to have blue eyes, you have to be homozygous recessive.
Gördüğünüz şey kahverengi gözlerdir.And this is the phenotype. What you see is brown eyes.
Birdenbire kalemim --- kahverengi gözler.All of a sudden, my pen doesn't-- brown eyes.
Büyük dişler ve kahverengi gözler.Big teeth and brown eyes.
Büyük dişler burada ve kahverengi gözler de burada.Big teeth right here, brown eyes there.
Kahverengi gözler ve büyük dişler, kahverengi gözler ve büyük dişler.Brown eyes and big teeth, brown eyes and big teeth.
Burada çekinik bir özellik olsa bile, kahverengi gözler baskındır.Even though I have a recessive trait here, the brown eyes dominate.
Bu kahverengi gözler ve büyük dişler.This is brown eyes and big teeth.
Bu kahverengi gözler ve küçük dişler.This is brown eyes and little teeth.
Kahverengi gözler ve küçük dişler.So brown eyes and little teeth.
Eğer mavi gözler diyeceksem, mavi ve büyük dişler buradaki kombinasyonlar nelerdir?And if I were to say blue eyes, blue and big teeth, what are the combinations there?
Mavi gözler ve küçük dişler istiyorum. Burada sadece bir tane var.I want blue eyes, blue and little teeth.
Gözlerinizi kapatýn! Ađýrlýđýnýzý býrakýn... ...tutuyorum ben, korkmayýn......Close your eyes!... ...Let's put your foot... ...I'm keeping, don't afraid.
(Azra) Sen bir ona bak. Ben, senin gözlerini oyuyor muyum oymuyor muyum? (Kerem) Ţiţt!If you look at her, I'll scratch your eyes out. .
Artık gözlerimizi açıp kurban olmadığımızı görmeliyiz.We need to open our eyes and see that we are not victims.
Annemiz, Meksika, gözlerimizin önünde şiddet görüyor.Our mother, Mexico, is being violated before our very eyes.
Beyaz yüz ve mavi gözler...White faces and blue eyes...
Gözler biraz hareket ve renkle durumundan epey bir memnun olur, bilirsiniz.Your eyes are pretty happy with some color and movement, you know.
Paul'e, gözlerini kapatmak kalıyor.It falls to Paul to cover its eyes.
Modern mitolojiyi gözler önüne seren Universe olarak adlandırılıyor.It's called Universe: Revealing Our Modern Mythology.
Sonunda en gözde öğrencim, direk gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi, "Okuma bölümü berbattı."Finally, my favorite student, she looks me straight in the eye, and she says, "The reading sucked."
Ben sana sokulup, ellerimle gözlerini kapıyorum.I'm creeping to you and cover your eyes with my hands
Öylece durabilirdim gözlerimi kapatıpI could stay there, close my eyes
Gözlerime bakLook into my eyes
Senin gözlerin çok berrak parlýyorlarYour eyes, they shine so bright
Onun gözlerine doğrudan bakamıyorum... ...çünkü korkutucu.You can't look her directly in the eyes because she's kind of scary.
Michael Moschen gözler ile hissedip eller ile görmeyi öğrenme ve öğretme ile ilgili konuşmuştu.Michael Moschen spoke of having to teach and learn how to feel with my eyes, to see with my hands.
Gözlerime inanamıyorum... ...dünya nasıl pislik ve yalanlarla dolu.How the world's filled with filth and lies But it's plain to see
Gözlerime inanamıyorum.Is the world finally growing wise
Uyan gözlerini ac.Wake up! Open your eyes!
Sunbaenin gözlerinde neden her zman saklı bir hüzün var biliyorum artık.Ama arada bir gülümseyecekAnd for some reason, I can see the sad look in his eyes. But, there are times when he does smile.
Emily'i çekmeye başlayabiliriz. Burada gözlerini oynattığını, ağzını oynattığını görebilirsiniz.So, here you can see her moving her eyes around, moving her mouth around.
Orta Doğulu karakterler gözlerinin beyazlarını göstermeden gülüyorlar veye gülümsüyorlar mı?Two: Do the Middle Eastern characters laugh or smile without showing the whites of their eyes?
Onu ben gözlerim !I've been watching him closely.
Onun gözlerine bakınlook into his eyes.
Ve sanki bir yerden sonra gözleriniz, kendilerini görmeye çalışıyorlarmış gibi oluyor.And it's like your eyes start straining to see themselves.
İmkansız tabii ki, gözlerinizin kendilerini görmesi, ama deniyor gibiler.It's impossible, of course, for your eyes to see themselves, but they seem to be trying.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.And he looked at me, and I smiled, and then I saw the tears start welling up in his eyes.
Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.They've got those black sinister eyes and those spots on their body.
"Korkarsan, gözlerini kapat, ya, uzaklaşacaktır."He said, "If you get scared, you close your eyes, ya, and she'll go away."
Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;And she would often stop and have this dejected look on her face
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.She goes away with stars in her eyes about India, as a result.
Büyük, açılıp kapanmayan gözler, bazen gümüşten yapılmış ve size doğru bakar.large unblinking eyes, sometimes made of silver, so they look at you.
Gözlerinin altında siyah halkalar var.There are dark circles under your eyes!
Ve gözlerin şişmiş.And your eyes are swollen.
Ha Ni ikinizi takip etmiş ve kendi gözleriyle gördüğünü söyledi!Ha Ni said, she followed you two and saw everything with her own eyes!
Onu, yalnýzca gözlerini kapattýđýnde görürsün Belki bir gün nede olduđunu anlarsýnYou see her when you close your eyes Maybe one day you'll understand why
Ve gözlerin...And your eyes ...
Gözlerinin altındaki ışık organları yanıp sönüyor.The light organs under the eyes are flashing.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.I was detained for 12 days, blindfolded, handcuffed.
Tamam, gözlerini kapatanlar şimdi açabilirler.Okay, you can open your eyes if you had them closed.
Ve onların okuma aşkı o kadar büyüktü ki gözlerim yaşardı.And their love [for studying] was so big that I cried.
Gözlerini kapadı ve günlerin ve gecelerin önünden geçtiğini hayal etti.She closed her eyes, and imagined the days and nights were just passing in front of her.
Gözlerimle baktığımda farklı birisin... ...dokununca farklı biri.When I look with my eyes, you're a different man to the one I feel.
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The Dormouse slowly opened his eyes.
Alice göründü gözlere kadar bekledi ve sonra başını salladı.Alice waited till the eyes appeared, and then nodded.
Bardaki bir kadın gözlerini benden alamadı.There's a girl at the bar who hasn't been able to take her eyes off me. It's not you.
Çünkü ben gözlerine bakıp durmadım.Because I won't look at her.
Bu gözleri hatırladım!That look in your eyes, I remember it.

İlgili Sayfalar