gözlük ile cümle
gözlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Korkaktır ve aynı babası ve ablası onun gibidir yani gözlük takar.Ea mai poartă ochelari, la fel ca fiul și soțul ei, și este o fumătoare înrăită.
Oyuncular gözlük veya lens takabilir ancak sorumluluk kendisine aittir.Jucătorii pot să poarte ochelari sau lentile de contact pe propria răspundere.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.Aceeași mândrie îl împiedică să poarte ochelari.
Aşırı ince olması ve gözlük takması sebebiyle diğer arkadaşları tarafından alaya alındı.Ea a fost tachinată de către alți elevi, pentru că era foarte slabă și purta ochelari și aparat dentar.
Bu gözlük paralel evrenler arasındaki boşluktan geçenlerin de anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.Acestea se explică tot prin universurile paralele.
İlk takılabilir gözlük 1286 yılı civarında İtalya'da icat edildi.Az első szemüvegeket szintén Itáliában készítették 1280 körül.
O gözlük takar çünkü o miyoptur.Szemüveges és szidja Uszagit, mert hanyag.
Gözlüklü ve mor saçları vardır.Vastagkeretes szemüvege és barna haja van.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Ekkor még szemüveget is hordott.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.Hord egy kék pulóvert és anélkül soha nem látják.
Gözleri bozuk olmamasına rağmen gözlük takar.Hiába a szemüveg, ha nincs mögötte látás.
Gözlük takar.Egy szemüveget hord.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Lisäksi hän käyttää silmälaseja.
İlk takılabilir gözlük 1286 yılı civarında İtalya'da icat edildi.Silmälasit keksittiin Pohjois-Italiassa todennäköisesti 1280-luvulla.
Gözlük takar.Käyttää silmälaseja.
Zeki ve gözlüklüdür.Hän on lihava ja silmälasipäinen.
Kullanıcılar eldiven, gözlük kullanmalıdır.Kiero käyttää aina silmälaseja.
Michael Madsen de bu gözlükleri filmlerinde sıkça kullanmıştır.Ohjaaja Michael Mann on käyttänyt McGilliä usein elokuvissaan.
Gözlüklü ve mor saçları vardır.Hänellä on silmälasit ja viikset.
Bu grubun üyelerinin tümü inek gözlüklüdür.Yhtyeen kaikki jäsenet ovatkin kasvissyöjiä.
Luxottica Group S.p.A., İtalya merkezli bir gözlük üreticisidir.Luxottica Group S.p.A. on italialainen yritys, joka on maailman suurin silmälasien valmistaja ja markkinoija.
Kişinin gözlükten kaynaklanan sıkıntıları giderilir.Nukkuessa ihmisen silmäluomi on kiinni.
3D bir gözlük takar.Tukee erinlaisia 3D-laseja.
"Slav gözlükler ve Japon samuray filmleri" nden yorulmuştu.Κουράστηκε από τα "σλαβικά θεάματα και τις κινήσεις των γιαπωνέζων σαμουράι".
Ayrıca karakter gözlükte takabilir.Επίσης, μπορεί να διευκρινιστεί αν το άτομο φορά γυαλιά.
3D bir gözlük takar.SY3 Φοράτε γυαλιά.
Gözlük takar ve sarı bir kazak giyer.Φοράει γυαλιά κι ένα κίτρινο τζάκετ.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.Φοράει ένα μπλε πουλόβερ το οποίο δε βγάζει ποτέ από πάνω του.
Kocaman göbeğinin yanında kocaman gözlükler takar.Ξεχωρίζει από τα μεγάλα στρογγυλά γυαλιά που φοράει.
1936 'da, belki de modern dalgıç maskelerinin ataları olan deniz gözlüklerini denedi.I 1936 testede han en model undervandsbriller, måske forfaderen til moderne dykkermasker.
Hiç çıkarmadığı gözlükleriyle meşhurdur.Han er kendt for altid at løbe med solbriller.
Gözlükleri hilal şeklindedir.Hatten er bådformet.
1950'lerden beri güneş gözlükleri bir moda aracı olarak özellikle sahillerde popüler olmuştur.Siden 1950-årene har solbriller vært utbredt som motefenomen, spesielt i forbindelse med strandliv.
İlk takılabilir gözlük 1286 yılı civarında İtalya'da icat edildi.De første bærbare linser for permanent bruk ble oppfunnet i Italia rundt 1286.
Filmi 3D olarak izlemek için mavi-kırmızı ya da yeşil-kırmızı gözlüklerden takması gerekir.For å vise dette bildet trenger du 3D-briller (rød-grønn eller rød-blått).
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.Han var en av få til å kjøre med briller.
Örneğin aşağıdaki cümledeki tüm kelimeler türemiştir: Gözlük satıcısı öğrencilerle şakalaşıyordu.Der var det skrevet på spøk at den enkle versjonen var ment for spillanmelderere.
Zeki ve gözlüklüdür.Jordnær og visjonær.
McGonagall'ın bir de kare gözlükleri vardır.Kun Lennon har på seg solbriller.
Gözlük takar.Ia berkacamata.
2000 yılında Prada gözlük koleksiyonu, 2003 yılında ise Prada parfümlerini piyasaya sürmüşlerdir.Pada tahun 2000, mereka meluncurkan koleksi aksesoris mata Prada dan, parfum Prada pada tahun 2003.
O gözlük takar çünkü o miyoptur.Namun, keinginan itu kandas karena ia berkacamata.
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.Seorang gadis muda berkacamata.
Astigmatizma gözlük, kontakt lens ya da refraktif cerrahi ile tedavi edilebilir.Pengobatan Silindris dapat dikoreksi dengan kacamata, lensa kontak, atau operasi refraksi.
Ayrıca karakter gözlükte takabilir.Teksnya juga dengan jelas bisa dilihat di kacamatanya.
İlk takılabilir gözlük 1286 yılı civarında İtalya'da icat edildi.Kính mắt đầu tiên được phát minh vào khoảng năm 1286 ở Italia.
Google firmasının Project Glass (Gözlük Projesi) isimli bir araştırma ve geliştirme projesidir.Google Glass nằm trong dự án Project Glass là một chương trình đang được thí nghiệm và phát triển.
İlk çizdiğim Kurosaki Ichigo gözlüklü ve siyah saçlıydı.Phác thảo thiết kế ban đầu cho thấy Ichigo đeo kính và có mái tóc và đôi mắt đen.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Anh có đeo kính.
Gözlük takar.Kính lấy đấy.
Hoffmann Olympiya ile dans etmeye başlar; ama ayağı takılıp yere düşer gözlükleri düşüp kırılır.Trong khi nhảy múa với Olympia, Hoffmann làm rơi kính của mình xuống đất.
İtalya'da 1284 yılında, Salvino D'Armate ilk giyilebilir gözlük icadını yapmıştır.1284年頃のイタリアで、Salvino D'Armate が世界初の眼鏡を発明したとされている。
3D bir gözlük takar.3Dメガネのようなサングラスをかけている。
Annesi gözlük takmaz.母親はメガネをかけている。
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.眼鏡をかけたハンサムな青年。
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.常に眼鏡をかけており、なぜか絶対に取らない。
İlk takılabilir gözlük 1286 yılı civarında İtalya'da icat edildi.眼鏡は1280年代後半にイタリアで発明された。
Üstelik bir de gözlük takıyordu.また、眼鏡をかけていた。
Gözlük takar.眼鏡キャラ。
Kızıl saçlı birinin "havuç kafa", gözlüklü birinin "dört göz" olarak adlandırılması gibi.赤髪・赤眼の美少年の容姿で、「緋眼のゼルマン」と呼ばれる。