gözetme ile cümle
gözetme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kazaklar, ayrım gözetmeden Rus ve Kazak köylerine saldırdılar.The Kazakhs attacked Russian and Cossack villages, killing indiscriminately.
Sünni, Şii, Kurancı, İbadi ve mezhep farkı gözetmeyen Müslümanların dağılımıDistribution of Sunni, Shia, Quranist, Ibadi, and Nondenominational Muslim branches
Doktor müfettişleri, gözetmenler ve başhekimler vardı.There were inspectors of doctors, overseers and chief doctors.
Belediye bu nedenle 24 saat gözetmen atadı ve gözetleme kameraları ekledi.The City added a 24-hour supervisor and surveillance cameras.
Emekli olduktan sonra gözetmen, ardından B koçu ve son olarak Valenciennes'in menajeri oldu.After retiring he became scout, then B coach and finally manager of Valenciennes.
Toplantıya ordu tarafından ayrım gözetmeksizin ateş açıldı ve çok sayıda insan öldü.[1]The gathering was shot at indiscriminately by the army leading to death of numerous people.[16]
Eylül 1940'ta komando gözetmeni oldu. [1]In September 1940, he became a commando overseer.[7]
Çünkü kutlu gönlü, zayıflan, mazlumları gözetmededir; gözleri, yardım isteyenlere, muhtaçlara çevrilmiştir.Er preist darin die Schönheit der Natur und die Vollkommenheit der Schöpfung und all das, was er je sah.
Tam bu sırada gözetmenler konseyi patlar.Die ganze Welt schaut ihnen in diesem Moment zu.
Clamp : Takımın bilim dâhisi ve teknik gözetmen.G. Schmidt: Methode und Techniken der Organisation.
Bu durum Gözetmenler Konseyi'nin düzenlediği bir sınavdan kaynaklanmaktadır.Überwacht werden diese Maßnahmen durch ein vom Sicherheitsrat eingerichtetes Komitee.
Buffy (Faith'in bedeninde) Gözetmenler Konseyi tarafından tutuklanır.Buffy (dans le corps de Faith) est arrêtée par la police.
Buffy'ye yeni bir gözetmen atanmıştır; Wesley Wyndam-Pryce.Le Conseil envoie un nouvel observateur, Wesley Wyndam-Pryce.
Buffy'e, gözetmeni Rupert Giles (Anthony Stewart Head) rehberlik eder.Buffy est guidée, entraînée et assistée par son Observateur, Rupert Giles (Anthony Stewart Head).
Lenin'e göre politika dost ile düşman arasında ayırım gözetme sanatıdıydı.La politique est pour Schmitt ce domaine dans lequel on doit décider entre l'ami et l'ennemi.
Ancak hedef gözetmeden boşa ateş ediyorlardı.Cependant il rata son tir au but.
Buffy'nin Gözetmeni, Merrick, ölmüştür.El vigilante de Buffy, Merrick, ya no existe.
(Gözle, gözetmen!)¡Mirad, mirad!
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir.Los "Reglamentos relativos al rechazo y la expulsión de Svalbard" están en vigor de forma no discriminatoria.
Burada yeni nesil avcı Buffy Summers ile tanışır ve onun gözetmeni olup çalışmalar yapmaya başlar.Allí es donde conoce a la actual Cazadora, Buffy Summers, a quien empieza a entrenar.
Tam bu sırada gözetmenler konseyi patlar.Con posteridad en que sigue dicho condado.
Ve bu yeni adam, Buffy'nin ilk gözetmenidir.La primera en despertarse es Buffy.
Buffy'ye yeni bir gözetmen atanmıştır; Wesley Wyndam-Pryce.Anders comentó: "Sí, estamos emocionados de que Rory esté teniendo su Wesley Wyndam-Pryce.
Gözetmenler Konseyi'nde ise işler karışmıştır.Al grupo de investigación se sumó el Ing.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.Una volta fuori da essa viene considerato al pari di un cacciatore.
Bu durum Gözetmenler Konseyi'nin düzenlediği bir sınavdan kaynaklanmaktadır.L'ipotesi è inoltre avvalorata da uno studio prodotto dal dr.
Gay Games, cinsel yönelim gözetmeksizin herkesin katılımına açıktır.I Gay Games sono aperti a tutti coloro desiderino partecipare, senza badare all'orientamento sessuale.
Bu sırada Gözetmenler Konseyi'ni havaya uçurduğunu da itiraf eder.Gli altri assalitori decidono allora di far esplodere l'astronave.
(Gözle, gözetmen!)Внимание, внимание.
Sivil toplum etiğini de gözetme gayreti içindedir.Демонизируются и общественные ожидания.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .في يناير 217 ق.م، عاد لونجيوس إلى روما للاشراف على انتخابات القناصل الجدد.
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir."الأنظمة المتعلقة بالرفض والطرد من سفالبارد" نافذة على أساس غير تمييزي.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.أصبح هجره لغون محفزاً لهذا الأخير على أن يكون صياداً.
Cezasına gözetmenlik yapacak kişi ise rakip takımlardan birinin koçu Gelwixtir.الطريقة الوحيدة التي يمكنك أن تنقذ انفسهم بها هي حركة الطبقة العاملة القوية.
Woldemar Voigt ve Karl Schwarzschild onun diğer gözetmenleri oldu.Woldemar Voigt e Karl Schwarzschild se tornaram seus outros examinadores.
Cezasına gözetmenlik yapacak kişi ise rakip takımlardan birinin koçu Gelwixtir.Saber perder é uma das virtudes de um bom especulador.
Buffy'nin Gözetmeni, Merrick, ölmüştür.Mas agora Biker Mice from Mars está morto!
Wheatstone iyi tanınan bir bilim adamıydı ve bu tasarımlarını herhangi bir maddi çıkar gözetmeden yapıyordu.Dr. Vicktor, um cientista bem estranho também estava planejando algo.
Gay Games, cinsel yönelim gözetmeksizin herkesin katılımına açıktır.Os Jogos Gays são abertos para pessoas participarem, sem restrição a orientação sexuais.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.Como já citado, a caça também pode ser um meio de controle de pragas.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .In januari 217 v.Chr. keerde Sempronius Longus terug naar Rome om de verkiezing van nieuwe consuls te regelen.
Bu testin yapılması güçtür ve genellikle eğiim almış bir gözetmenin varlığını gerektirir.Deze test is moeilijk uit te voeren en vereist vaak een getrainde waarnemer.
Bu durum Gözetmenler Konseyi'nin düzenlediği bir sınavdan kaynaklanmaktadır.Dat blijkt uit een onderzoek dat in opdracht van de Ierse regering is uitgevoerd.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.Het beest wordt door een bepaalde kracht weggetrokken als ware het een prooi van een jager.
(Gözle, gözetmen!)Sprawdź! (pol.).
Bu testin yapılması güçtür ve genellikle eğiim almış bir gözetmenin varlığını gerektirir.Badanie to jest trudne w przeprowadzeniu i zwykle wymaga odpowiednio przeszkolonego obserwatora.
Burada yeni nesil avcı Buffy Summers ile tanışır ve onun gözetmeni olup çalışmalar yapmaya başlar.Spotkamy też narzeczoną Hype - Vibe i cofniemy się w przeszłość, by zdobyć chorągwie.
İsteyen öğrenci bu odalardan birine gidip bir gözetmen nezaretinde istediği çalışmayı yapabilir.Jeśli chcemy, możemy wynająć któregoś, by towarzyszył nam w wyprawach.
Sivil toplum etiğini de gözetme gayreti içindedir.Det civila samhället ska också vara fullt delaktigt i övervakningsprocessen.
Bu sırada Gözetmenler Konseyi'ni havaya uçurduğunu da itiraf eder.De allierade beslöt då att flygbomba anläggningen.
Burada yeni nesil avcı Buffy Summers ile tanışır ve onun gözetmeni olup çalışmalar yapmaya başlar.Vi får följa Dråparen Buffy Summers och hennes vänner när de börjar på universitetet.
Buffy'ye yeni bir gözetmen atanmıştır; Wesley Wyndam-Pryce.Buffys nya Väktare, Wesley Wyndam-Pryce, får veta vad som har hänt.
Belge yönetim sistemleri, basılı ya da elektronik ortam gözetmeksizin fiziksel bir altyapı gerektirir.För fysisk kontroll eller logisk kontroll av identitet.
(Gözle, gözetmen!)(Jdu se podívat.)
Sivil toplum etiğini de gözetme gayreti içindedir.Obec také uvažuje o postavení rozhledny.
Sözcüğün kökeni Latince comes (refakatçi, gözetmen) sözcüğüdür.Má význam ten (pochází z latinského ukazovacího zájmena).
Woldemar Voigt ve Karl Schwarzschild onun diğer gözetmenleri oldu.Woldemar Voigt(d) și Karl Schwarzschild au devenit ceilalți examinatori ai lui.
Fizik kanunları eğer uzayın farklı doğrultuları için fark gözetmezlerse, "SO(3)-değişmez"dir.Legile fizicii sunt SO(3)-invarianta în cazul în care nu se distinge diferite direcții în spațiu.
İsteyen öğrenci bu odalardan birine gidip bir gözetmen nezaretinde istediği çalışmayı yapabilir.Orice om cred că și-ar dori să intre într-un studio, să vadă ce se întâmplă acolo.
Bu testin yapılması güçtür ve genellikle eğiim almış bir gözetmenin varlığını gerektirir.Această analiză este dificil de realizat și necesită adesea un observator calificat.