Ana içeriğe geç
Sözlük

göze ile cümle

göze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Güldürmek esasına dayanıldığından üslûpta bir serbestlik göze çarpar.Unui îndemn la predare i se răspunde cu râsete zeflemitoare.
Bu testin yapılması güçtür ve genellikle eğiim almış bir gözetmenin varlığını gerektirir.Această analiză este dificil de realizat și necesită adesea un observator calificat.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Domnia Sa nu trebuie ”să se implice”.
Yedin mi göze batarcasına coşma, *yenilince de yeisle evine kapanıp inleme.Să nu mîncați pîne dospită; ci, în toate locuințele voastre, să mîncați azimi.”
Toksinlerin çoğu cildin gözeneklerinden ter yoluyla atılır.Majoritatea insectelor le prinde prin frunziș.
Hayvanın tabii cildi gözükür, göze herhangi bir hata gözükmez.Animalul are percepții, el nu are conștiință de sine.
Tom gözetim altında.Tom se află sub supraveghere.
Fransa başbakanı Maurice Rouvier Almanya ile bu konu yüzünden savaş riskini göze alamadı.Maurice Rouvier francia miniszterelnök nem kívánt háborúba keveredni Németországgal a kérdés miatt.
251/18-II - Topçu ileri gözetleyici aracının zırhlı modeli.251/18-II - Páncélozott megfigyelő jármű.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Ezt a kockázatot nem szabad felvállalnunk."
Bu tehlikeyi göze alırlar.A veszély hatására Kr. e.
Burada 19 ay boyunca gözetim altında tutuldu.19 napig tartották fogva.
Taraf tutan bir kuruluş değildir ve ayrımcılık gözetmeden her tür iş birliğine açıktır.Az UNICEF egy pártatlan szervezet, melynek együttműködései mentesek minden fajta megkülönböztetéstől.
Ama amca-yeğen savaşa girmeyi göze alamadılar.Egyházi ember nem vehetett részt bajvívásban.
Ayrıca Caleb, Gözetmenler Konseyi'ni de yok etmiştir.Korvin szervezte meg továbbá a tanácsállam védelmi apparátusát is.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)A szótő viś azt jelenti 'behatolni'."
Birleşik gözleri körelmiş, bazen birkaç nokta göze indirgenmiştir.Szeme bevérzett, néha cserbenhagyta a látása.
Bu generaller kuşkusuz ki aynı zamanda seçmenleri olan askerleriin güvenini kaybetmeyi göze alamazlardı.A lengyelek ekkor még nem hagyták cserben a jóváhagyásukkal megtelepedett lovagokat.
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.A rendőrség állandó megfigyelés alatt tartotta.
Ona karşı çıkmayı göze alamasa da yaptığı planlar çoğunlukla onun istekleriyle çelişir.Mindig apja terveit követi, bár gyakran nem ért egyet vele.
Gözeneklerden sıçrayarak çıkan su çok önemli değildir.Az árkokból előbukkanó forrásvizek jelentéktelenek.
Buradan harekele ilçemizde aşırı bir nüfus artışı olduğu göze çarpar.)A lépésre a csapatok létszámának drasztikus növekedése miatt volt szükség.)
Bazı durumlarda yanlarda damarlar göze çarpar.Az alvilágban eközben balul ütnek ki a dolgok.
Kuruyan limanı gözetlemek artık bir ihtiyaç olmadığından da tekrar inşa edilmedi.A romba dőlt várat többé már nem építették újjá.
Distopik bir hiciv olan romanda birçok özel ve farklı detay göze çarpar.A javaslat egy testvérprojektről szólt, amely különböző híreket közölne elfogulatlanul és részletesen.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Gyakran ideges, amikor problémát kell megoldani.
Kendi taraftarlarının gözetim altında tutulması.Figyeli a receivereket a saját oldalán.
Hurşit ise, Şehnaz'ı kendi pavyonunda çalıştırmak istemektedir ve bu yolda her şeyi göze alır.A hobót az különbözteti meg a csavargótól, hogy a hobó hajlandó dolgozni, s ezért is utazik.
Bu olaydan sonra Göze denen bu yer halk tarafından ziyaret edilmektedir.Ez után az eset után a tó elérhetővé vált a nyilvánosság számára.
Bazilikanın kubbesine, harika bir manzaraya sahip gözetleme kulesi yapılmıştır.A bazilika kupolájában körkilátó létesült, ahonnan csodálatos panoráma nyílik az egész fővárosra.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.2. Jokaisella on oikeus ilman minkäänlaista syrjintää samaan palkkaan samasta työstä.
En göze çarpan, kendine özgü davranışsal ve fiziksel uyarlamalar, doğal seçilimin sonuçlarıdır.Näkyvimpiä ovat tietyt käytökselliset ja fyysiset adaptaatiot, jotka ovat luonnonvalinnan lopputuloksia.
Fransa başbakanı Maurice Rouvier Almanya ile bu konu yüzünden savaş riskini göze alamadı.Ranskan pääministeri Maurice Rouvier varoitti sodan uhasta, ellei Ranska osallistu kokoukseen.
Aynı zamanda, düşman taburlarını gözetlemede de kullanılırlar.Niitä käytettiin myös vihollislaivastojen liikkeiden tarkkailuun.
Avrupa'da bu durum özellikle Türkiye'de göze çarpmaktadır.Tämä ilmiö havaitaan erityisesti Euroopassa.
Bununla birlikte belki de dehasını biraz sezmiş olduklarından pek ileri varmayı göze alamadılar.Sitä paitsi hän tuskin olisi edes voinut pitää lupaustaan häiriöttömästä kulusta.
Nero'nun tek aşkı Kyrie'yi kötülüklerden koruyabilmek için ölümü dahi göze alır.Zero ei voi muuta kuin tuhota oma rakkaansa.
Filmde Ray Harryhausen filmlerinin güçlü bir etkisi göze çarpar.Elokuvan erikoistehosteista vastaa Ray Harryhausen.
Özellikle rezerv takımda oynadığı maçlarla göze çarpmıştır.Hän pelasi kuitenkin pääosin reservijoukkueen riveissä.
Göze çarpan bir etki, Türkiye'de 1980'lerden bu yana PKK üzerinde olmuştur.Isku oli verisin PKK:n tekemistä 90-luvun jälkeen.
Bu ise, göze alınması güç bir seçenektir.Huomasin, että kärsimys on valintakysymys.
Wesley Wyndam-Pryce (Alexis Denisof) (Sezon 3), Giles'ın yerini alması için gönderilmiş yeni bir Gözetmen.Wesley Wyndam-Pryce (Alexis Denisof) saapuu Rupert Gilesin tilalle Buffyn uudeksi Valvojaksi.
18 yaşındayken kardeşini gözetimi altına aldı.18-vuotiaana hän sai siskonsa huoltajuuden.
ACAR, ASELSAN tarafından tasarlanan ve üretilen bir gözetleme radarıdır.Athlon on AMD:n suunnitteleman ja valmistaman suoritinsarjan tuotemerkki.
Büyük Alföld'de büyük ısı farkları göze çarpar.Keijueläimet aiheuttavat suuria harmeja Alfeassa ollessaan.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Se tarkoittaa ”tulen pitäjää”.
Göze görünmezler, Tanrı tarafından seçilmişlerdir.Emme pelkää taistella, Jumala johtaa meitä.
Hatta bunun için ordudan ayrılmayı bile göze almışti.Niinpä hän antoi armeijalle luvan perääntyä pois.
Markham keşif seferine fon sağlamakla daha fazla sorunu göze aldı.Aittoniemi voisi silti kokeilla välillä jotakin haastavampaa.
Bazı gençler hoşgörülecekleri ümidiyle böyle bir günahı göze alabilirler.Hän haluaa selvittää edes osan synneistään tällä tavalla.
Bu ilişki birçok bölümün ana ve alt konusunda göze çarpmaktadır.Nämä pääheimot jakaantuvat useisiin pienempiin heimoihin ja sukuihin.
Zamanının büyük çoğunluğunu komşularını gözetleyerek geçirir.Tekee usein kepposia naapurilleen.
Yetenekleri ile göze çarptı.Hänen aikalaisensa arvostivat hänen kykyjään.
Ama amca-yeğen savaşa girmeyi göze alamadılar.Suurvallat eivät halunneet sekaantua sotaan.
Kolayca kontrol edilebilen çok dar gözenek boyut dağılımına sahip micropores olabilir.Niillä voi olla mikrohuokosia erittäin kapealla huokosjakaumalla, jota pystytään vaivattomasti kontrolloimaan.
Takım elbise giydiği için göze battı.Pukeutuneena pukuun, hän erottui joukosta.
Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.Κάθε ζώο δικαιούται φροντίδας, προσοχής και προστασίας από τον άνθρωπο.
Din ayrımı gözetilmeden ortaya çıkan bu kuruluşa da gedik denmiştir.Το ʾalif maqṣūrah (ﻯ) μεταγράφεται ως ā και δε διακρίνεται από το ʾalif.
Kentte yoğun kirlilik göze çarpmaktadır.(Χρησμός για τη σωτηρία) Ακούγονται θρήνοι από την πόλη.
Kızıltepe’ye gelip Kral kızının sarayını gözetliyor.Φτάνει στο παλάτι της Κόκκινη Βασίλισσας.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod