Ana içeriğe geç
Sözlük

göze ile cümle

göze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu tehlikeyi göze alırlar.Це дозволяє їм завчасно помічати небезпеку.
Kendine has olan yemekleri ile göze çarpar.Вона безпосередньо бере участь у перетравлюванні їжі.
Peşine düşen yırtıcı hayvanlar da bu çalılıklara girmeyi göze alamazlar.Тому прості смертні не сміли наближатися до цих місць.
İtinalı işçilik göze çarpar.Викоріньте страх на роботі.
Shagrat ayrıca geniş çaplı dövmeleriyle göze batar.Також Дейзі завжди носить широкі підбори.
Parlak bir hukukçu olarak göze battı.Але у підозрюваного дуже хороший адвокат.
O banyo yapıyorken o onu gözetledi.Вона шпигувала за ним, поки він приймав ванну.
Göze göz düşüncesi bütün dünyayı kör edecek.Око за око — і весь світ стане сліпим.
Semptomlar genellikle 1 saat sonra kendisini gösterir ve acil veteriner gözetimi gerektirir.Příznaky se obvykle dostaví do hodiny od pozření a pomoc veterináře je nezbytná.
Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.' "A komu je přikázáno se do nich podívati, ten se nazývá Vidoucím."
Müşteri, gözetim, sansür ve güvenilmez internet bağlantılarına karşı dirençli olacak şekilde tasarlanmıştır.Klient byl navržen tak, aby byl odolný proti sledování, cenzuře a nedůvěryhodnému připojení k Internetu.
Ülkedeki 26 kantonda oldukça geniş bir kültürel çeşitlilik göze çarpar.K obrovské kulturní rozmanitosti přispívá i rozdělení na 26 kantonů.
Hatta bunun için ordudan ayrılmayı bile göze almışti.Tím získal možnost z armády odejít.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Odpovídají za monitorování vzdušného prostoru během operací NATO po celém světě.
(Gözle, gözetmen!)(Jdu se podívat.)
Burada 19 ay boyunca gözetim altında tutuldu.Byl zde vězněn devatenáct měsíců.
Böyle bir savaşı göze alamazlardı.Ale nepředstavoval jsem si takovou válku.
Bu resimlerde sadece küçük çaplı değişikler göze batıyor.Kalhoty procházejí pouze drobnými změnami.
1946 yılında SG Probstheida adıyla Sovyet gözetiminde yeniden kuruldu.V roce 1946 bylo na území městské části založeno mužstvo SG Leipzig-Probstheida.
Ziyaretçiler, yerden 85 metre yukarıda bulunan gözetleme platformuna asansör ile ulaşabilmektedirler.Návštěvníci se pomocí výtahu mohou dostat do výšky 85 m, kde se nachází vyhlídková terasa.
Ovaya bakan doğu köşesinde gözetleme kulesi bulunmaktadır.Ve východním rohu se nachází jediná zbývající strážní věž.
Gözenekler absorpsiyon yapmamalıdır.Nevýhodou je že nemůžete nosit štít.
Karada yatarken vücudun iriliği ve tombul görünümü göze çarpar.Při spánku si tělo přikrývá svým dlouhým a huňatým ocasem.
Sekiz göze sahip olup Entelegynae grubunda yer alır.Pracoval s osmi stavy a s neumanovským okolím.
Onu Zeus'tan uzak tutmak adına Argos Panoptis adlı canavarın gözetimine bırakır.Ta jej naopak varuje před tím, co lze čekat od žárlivého Alcida.
Sivil toplum etiğini de gözetme gayreti içindedir.Obec také uvažuje o postavení rozhledny.
Bu kiliseler kısmen tahrip olmuşsa da çeşitli freskler halen göze çarpmaktadır.Pozdější zaklenutí kostela však tuto fresku z části zničilo.
Arazideki kaya tiplerinin geçirgen olmayan ve gözeneksiz olması gerekir.Geologicky nestabilním oblastem by se měla trasa vyhnout nebo je podejít.
Şarkı, içerdiği piyano ile göze çarpmaktadır.Smith je velice spjat s klubem, ve kterém hraje.
Yine de, Gestapo'nun gözetimi altında evine yerleşti.To vše pod neustálým dohledem gestapa.
Bu tehlikeyi göze alırlar.Toto se podaří a nebezpečí je zažehnáno.
Koyunlar: Duke'nin gözetimi altındadırlar ve sürekli bir yumak halinde gezerler.Ovčáček: Nikdy nelžu, bráním prezidenta a chodím s kůží na trh.
Göze hiçbir müdahale yapılmaz.Volná kůže do očí nesmí zasahovat.
Sözcüğün kökeni Latince comes (refakatçi, gözetmen) sözcüğüdür.Má význam ten (pochází z latinského ukazovacího zájmena).
Gözetleyici: İki At Savunması, 1. Bölüm (PDF).Krad-Kompanie (VW) (1. motostřelecká rota) 2.
Gözenekli ancak yarı geçirimlidir.Klenba je polokruhová.
Ramazan Gözen Prof.Dr.Marjan Ahčin: ministr lidového zdraví dr.
Böylesi bir girişim, çağdaş bir devletin bile zor göze alacağı, olağanüstü bir hırsın azmidir.Z dnešního pohledu by se mohlo zdát kontraproduktivní už tak těžko ovladatelný stát dále rozšiřovat.
Hayatının en göze çarpan yönü evlilikleridir.Jejím největším přítokem je Pokoteke.
Cesaretli karakteri hemen göze çarpmaktaydı.Její obranný charakter podtrhovalo mohutné cimbuřím.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Často je zmatená o tom co se děje.
Şimdi onları gözetle ve sabret.Să nu urmați după poftele inimilor voastre și după poftele ochilor voștri.
Özgür Yazılım Vakfı, ACTA gözetim ve şüphe bir kültür yaratacağını savunuyor.Fundația pentru software liber susține că ACTA va crea o cultură a supravegherii și suspiciunii.
Woldemar Voigt ve Karl Schwarzschild onun diğer gözetmenleri oldu.Woldemar Voigt⁠(d) și Karl Schwarzschild au devenit ceilalți examinatori ai lui.
Yüksek gözeneklilik ve geçirgenliğe sahip kayaçlar uygun depolama formasyonlarıdır.Rocile gazdă cu o bună porozitate și permeabilitate sunt adecvate ca formațiuni de stocare.
Carlos, daha sonra Talleyrand'ın Valençay'daki Valençay Şatosu'nda gözetim altına alındı.Carol a fost internat la castelul lui Talleyrand în Valençay.
Born gözetimin de, Göttingen fizik için dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldi.Sub Born, Göttingen a devenit unul dintre cele mai importante centre pentru fizică din lume.
Bu dönemde göze çarpan sanatçılar El Lissitzky, Kazimir Maleviç, Vasili Kandinski ve Marc Chagall'dır.Artiști notabili din această epocă se numără El Lissitzky, Kazimir Malevici, Vasili Kandinski, Marc Chagall.
Dokuz üyeli Anayasa Mahkemesi, yasaların anayasaya uygunluğunu gözetir.Un Tribunal Constituțional format din nouă membri verifică constituționalitatea legislației.
Bir cıvata takılmadığında, renk farklılığından eksikliği göze batar.Compensându-le pentru o culoare, o altă culoare va fi deranjată.
Ormanı ve gözeleri meşhurdur.Pădurile și pășunile sunt suficiente.
Gazetenin kapatılması ve Aksoy’un tutuklanması göze alınmıştır.După evitarea pericolului și arestarea lui Ə.
Bazı projeler bu tür yapılandırılmış planlama ve gözetleme aşamalarından da geçmeyebilirler.Unele proiecte nu parcurg faze structurate de planificare și/sau monitorizare.
Klip basit bir konu üzerine oturtulmuştur; Sanz yeni kız arkadaşının evinden, Shakira'yı gözetliyordur.Primele cadre îl arată pe Sanz spionând-o pe Shakira din apartamentul noii sale iubite.
Bu iki özelliği sayesinde, gece saldırılarında ve gözetlemelerinde kullanılırlar.Datorita vederilor sale politice este pus sub urmarire si observatie de catre securitate.
Shagrat ayrıca geniş çaplı dövmeleriyle göze batar.Botgrosul poate să spargă și sâmburi de cireșe cu ciocul său puternic.
Böylece karbon gözenekli yapıya bürünür, yüzeyi artar.Carbonul se produce sub formă de coloană și se ridică.
Fizik kanunları eğer uzayın farklı doğrultuları için fark gözetmezlerse, "SO(3)-değişmez"dir.Legile fizicii sunt SO(3)-invarianta în cazul în care nu se distinge diferite direcții în spațiu.
Ona karşı çıkmayı göze alamasa da yaptığı planlar çoğunlukla onun istekleriyle çelişir.De multe ori planurile făcute de el se întorc împotriva lor.
İsteyen öğrenci bu odalardan birine gidip bir gözetmen nezaretinde istediği çalışmayı yapabilir.Orice om cred că și-ar dori să intre într-un studio, să vadă ce se întâmplă acolo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod