Ana içeriğe geç
Sözlük

göze ile cümle

göze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hatta bunun için ordudan ayrılmayı bile göze almışti.Zmusiło go to do wycofania się z armii.
Göze görünmezler, Tanrı tarafından seçilmişlerdir.Bóg nie jest stworzony, ale wybierany.
Her yerde bulunabilirler fakat göze görünmezler.Can't find it anywhere → Nie mogę tego nigdzie znaleźć.
Bu testin yapılması güçtür ve genellikle eğiim almış bir gözetmenin varlığını gerektirir.Badanie to jest trudne w przeprowadzeniu i zwykle wymaga odpowiednio przeszkolonego obserwatora.
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.Cały czas był pod obserwacją tajnej policji.
Bratislava'da gözetim altında yaşadı.Zamieszkała w Pradze pod strażą.
Bazen kesme taş da göze çarpmaktadır.Czasami skrzeplina może także ulegać zropieniu.
Her kast, kendi toplumunu gözeten bir ihtiyar heyeti tarafından temsil ediliyordu.Każdy Legion formowany był na wzór samodzielnej kompanii.
Burada yeni nesil avcı Buffy Summers ile tanışır ve onun gözetmeni olup çalışmalar yapmaya başlar.Spotkamy też narzeczoną Hype - Vibe i cofniemy się w przeszłość, by zdobyć chorągwie.
Gözetleme amacıyla kullanılan dört adet tavan penceresine sahiptir.Cztery okna w niej umieszczone doświetlają wnętrze.
İsteyen öğrenci bu odalardan birine gidip bir gözetmen nezaretinde istediği çalışmayı yapabilir.Jeśli chcemy, możemy wynająć któregoś, by towarzyszył nam w wyprawach.
Diğerleri bilerek göze batmazlar.Inne współpracują nieformalnie.
Otoriter yönetimi sık sık eleştiri konusu olduysa da, hiçbir başkan onu görevden uzaklaştırmayı göze alamadı.Nigdy nie traci swojego opanowania i nawet sędzia zdaje się być pod jego kontrolą.
Göze çarpan çözümlerden biri bombanın içerisine canlı tavuklar koyulmasını öne sürüyordu.Wyjątkowo niezwykła propozycja polegała na tym, żeby w mechanizmie umieścić żywe kury.
Böyle bir birey riski göze alarak bir miktarı isteklice öder (loto bileti almak gibi).W zamian ma dostać horrendalną kwotę pieniędzy (tytułowa zapłata).
Topçu ileri gözetleyici aracı.Karabin szturmowy Sa vz.
Ufuk (Gözerimi veya Ufuk Çizgisi) gök ile yer ya da deniz düzeyini hayali olarak ayıran çizgidir.Himlen eller Blixtslungaren befruktade jorden med regnet, varefter hon gav skörd (födde).
Ives'in gözetimi altında Hall, Drosophila'da rekombinasyon ve translokasyon indüksiyonunu inceledi .Under handledning av Ives studerade han rekombination och translokationsinduktion i Drosophila.
Her yerde bulunabilirler fakat göze görünmezler.De letar överallt men kan inte finna det.
Nihayet 1986'da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba'da eğitimini sürdürmesine izin verildi.År 1986 beviljades hon dock tillstånd av regeringen för att fortsätta sina studier på Kuba.
Burada göze çarptı ve 1999'da Liverpool'a transfer oldu.Han gick sedan vidare till Vitesse innan han värvades till Liverpool 1999.
Sivil toplum etiğini de gözetme gayreti içindedir.Det civila samhället ska också vara fullt delaktigt i övervakningsprocessen.
Kuruyan limanı gözetlemek artık bir ihtiyaç olmadığından da tekrar inşa edilmedi.Hamnen som då förstördes är ännu inte återuppbyggd.
Euler özdeşliği birçok matematikçi tarafından göze hoş gelen bir denklem olarak tanımlanmaktadır.Att bevara Trolldalen vara många respondenters önskan.
Gözenekli ancak yarı geçirimlidir.Absiden är halvrund.
Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir.Domstol har att själva säkra att rättskraften respekteras och följs.
Bu sırada Gözetmenler Konseyi'ni havaya uçurduğunu da itiraf eder.De allierade beslöt då att flygbomba anläggningen.
Silahsız olup keşif / gözetleme maksatlı algılayıcılar ile donatılmıştır.Obeväpnad, men utrustad med radarvarnare och störsändare.
Çocukluğunu Salacak (Üsküdar)'ta bir yalıda dadıların gözetiminde geçirdi.Hon upprättade en fond åt barnmorskor i sitt testamente.
Burada yeni nesil avcı Buffy Summers ile tanışır ve onun gözetmeni olup çalışmalar yapmaya başlar.Vi får följa Dråparen Buffy Summers och hennes vänner när de börjar på universitetet.
Buffy'ye yeni bir gözetmen atanmıştır; Wesley Wyndam-Pryce.Buffys nya Väktare, Wesley Wyndam-Pryce, får veta vad som har hänt.
Hatta bunun için ordudan ayrılmayı bile göze almışti.Hon accepterade för att kunna lämna landet.
1936 yılında ise annesinin gözetimi altında olması şartıyla serbest bırakıldı.Från maj 1659 hölls han under bevakning i sitt eget hus.
Terlemenin (transpirasyon) büyük kısmı gözeneklerle, az bir kısmı da diğer yüzeylerle sağlanır.Vid sidan av detta har han skrivit mängder av essäer och ett fåtal berättelser.
Cemile, bu mahallede güzelliğiyle göze çarpan, paylaşılamayan genç bir Boşnak kızıdır.Det är Tore, en funktionshandikappad ung man som kommit för att låsa.
Gözerek, Diyarbakır ilinin Çermik ilçesine bağlı bir mahalledir.Terrängen runt Qornet Hqâb el Hamâm är lite bergig.
Mutesi dokuz yaşındayken ailesi onu okuldan aldı çünkü ailesi artık onu okula göndermeyi göze alamazdı.Men när hans far dog 1939 hade hans familj inte längre råd att låta honom fortsätta studera.
Proje risklerini gözetle ve denetle.Samla forskningsdata Övervaka och kontrollera prestandan hos nätverket.
Hırvatça'da, bazı değişiklikler göze çarpar, "županija" kelimesinin kanton terimi yerine kullanılması gibi.En variant är att istället att tolka "skatt" som om det hade med hans myntning att göra.
Ona karşı çıkmayı göze alamasa da yaptığı planlar çoğunlukla onun istekleriyle çelişir.Att helt enkelt avvisa sin rädsla får ofta inte avsedd effekt.
Belge yönetim sistemleri, basılı ya da elektronik ortam gözetmeksizin fiziksel bir altyapı gerektirir.För fysisk kontroll eller logisk kontroll av identitet.
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder."Принцип «око за око» зробить весь світ сліпим.
Gözeler, Mezre ve Koyunlu (Gomeremi) sonradan Pinarönü ye bağlanmıştır.Сировину сортували за довжиною, товшиною та природним забарвленням.
Gorilla Glass SR +, ilk olarak 2016 yılında Samsung Gear S3 akıllı gözetim cihazında kullanıldı.Gorilla Glass SR+ було вперше застосовано в розумному годиннику Samsung Gear S3 в 2016.
Evinde devamlı polis gözetiminde tutuldu.За ними постійно стежила поліція.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Має значення «заходити».
Göze hoş görünen deyimi yanlış anlaşılmamalı.І знаєте, я переживала через те, що погано виглядаю.
Proje sürecini gözetle ve denetle.Панель перевірки та керування.
Bireyler arasındaki özel hukuktan çok toplum çıkarları gözetilmiştir.Другу — розглядом конкретних скарг громадян.
Eye in the Sky - 1982 Kavram: Gözetim, kameralarla göz altında bulundurma ile ilgili bir albüm.1984 рік. / Una Donna Allo Specchio Секрети, секрети.
Yetişkin gözetimi altında 13 yaşından küçükler izleyebilirler.Дітям до 13 років стрічку можна дивитися лише у супроводі дорослих.
Düşman uzun zamandan beri onu gözetliyordu.Тут на деякий час вдалося стримати ворога.
Yetenekleri ile göze çarptı.Сама ж вона позбулася своїх здібностей.
Topçu ileri gözetleyici aracı.Переднє оглядове скло броньоване.
Bakışa bakış, göze göz, dişe diş isteyelim!«Ой, зуби, мої зуби!..»
Kentte yoğun kirlilik göze çarpmaktadır.У місті почався стихійне захоплення власності.
Ancak yayınların durdurulmuş olmasına rağmen Biri Bizi Gözetliyor evindeki yarışma devam etmekteydi.Хоча на міжнародні старти доступ йому був закритий, він продовжував виступати на домашніх змаганнях.
Bunların yanında geliştirilmiş taktik ve antrenman kontrolü de göze çarpmaktaydı.Від кожного з них він навчався певних тактичних навичок і тренерських хитрощів.
Yavru bakımını çoğu zaman dişi üstlenir, erkek çevreyi korur ve gözetir.Як правило, самець доглядає за гніздом та ікрою й охороняє їх.
Cesaretli karakteri hemen göze çarpmaktaydı.Я одразу побачив його сміливі спрощення.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod