Ana içeriğe geç
Sözlük

göze ile cümle

göze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1948 yılında BM gözetiminde seçimler yalnızca ABD işgali altındaki güneyde yapıldı.في عام 1948، أجريت انتخابات تحت إشراف الأمم المتحدة في الجنوب الذي تحتله الولايات المتحدة فقط.
Aklın istifadesi yanında nefis, hayal, vehim, heva gibi his ve duyguların da istifadesi gözetilmiştir.قمع الحرص بالزهد والقناعة ورد ذل السؤال بالكَتْب والشفاعة، للقرطبي، تحقيق.
L1 türü en büyük gözeneklere sahipken L13 ünküler en küçüktür.هناك في العموم 13 نوع من L1 حتى L13 مرشحات L1 يكون حجم المسام خشن بينما L13 يكون الأدق.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .في يناير 217 ق.م، عاد لونجيوس إلى روما للاشراف على انتخابات القناصل الجدد.
Diğer yandan çeşitli noktalarda denizaltı gözetleme postaları oluşturulmuştu.ومن جانب اخر أنشأت مراكز مراقبه بحريه في نقاط مختلفه.
Kalp gevşediğinde kan açık gözenekler (por) aracılığıyla kalbe döner.وبهذا الإسناد قال: «إذا سكنت الدنيا القلب ترحَّلت منه الآخرة.»
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir."الأنظمة المتعلقة بالرفض والطرد من سفالبارد" نافذة على أساس غير تمييزي.
Albay Tahir Bey komutasındaki filo, Burgaz'a kadar uzanan kıyıları gözetledi.استطلع الباي طاهر الذي في قيادة الجيش على السواحل الممتدة حتى بورجاز.
Eşi Gozel Bayramova dört kızı ve yedi torunu hayata devam etmektedir.وقد ترك خلفه زوجه، غوذيل بايراموفا، وأربعة بنات وسبعة أحفاد.
Pikselin Türkçesi "Gözek" olarak adlandırılmaktadır.فيما سمّاها الأتراك Cizre «جِزرَة».
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)5 ـ يكون للاشتراك بمعنى : " تفاعل ".
Dolaylı veya doğrudan kişisel gizliliğin gözetim altında tutulması.الأختفاء الفعلي للخصوصية أو السرية الشخصية .
Lübnanlı taraflar Doha'da Arap Birliği gözetiminde seçimler üzerinde anlaştı.وقد حظيت بإجماع عربي خلال القمة.
Bu dönemden sonrası için fark gözetilerek, 'şinbutsu-şūgō' yerine 'şinbutsu-konkō' terimi de kullanılmaktadır.خلال نفس الفترة، كان يُعرف ناقلو البضائع الذين استخدموا الأبقار بدلاً من الخيول باسم شاشاكو (Shashaku).
(Ancak bu kadar parlak aydınlık düzeyleri göze zarar verbilir.)ولكن كيف يمكن لامرئ أن يكون متبلد الأحاسيس إلى هذه الدرجة؟.
Onları sen gözeteceksin.نحن ننظر بالتأكيد عليهم.
Bu dokuya vesiküler (gözenekli)doku adı verilir.الفُطْرُ وجمعه فُطْريّات: اسم طائفة من اللازهريات خالية من الكلوروفيل.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.أصبح هجره لغون محفزاً لهذا الأخير على أن يكون صياداً.
Adil savaşın idaresinde ayrım gözetilmelidir.إمامة عصمة العدل عند الإثناعشرية شيعة
2007 yılında yapılan nüfus sayımına göre nüfustaki azalma göze çarpmaktadır.وهذا أقل مما كان في 2007، مما يظهر تناقص في السكان.
Parti Peştun etnik grubunun çıkarlarını gözetir ve destekçilerinin büyük çoğunluğu yine Peştunlardır.توقع الفاشيون أن النخب ستذهب وأن الجزء الأكبر من السكان سيبقى.
Cezasına gözetmenlik yapacak kişi ise rakip takımlardan birinin koçu Gelwixtir.الطريقة الوحيدة التي يمكنك أن تنقذ انفسهم بها هي حركة الطبقة العاملة القوية.
Yeryüzünün o zamanki cehennemvari koşulları gözetilerek bu ad verilmiştir.É a camada mais próxima da terra Segundo Céu: Gehenna.
Woldemar Voigt ve Karl Schwarzschild onun diğer gözetmenleri oldu.Woldemar Voigt e Karl Schwarzschild se tornaram seus outros examinadores.
Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.Todos os animais têm o direito à atenção, aos cuidados e à proteção do homem.
Gözetim uçakları genellikle silah taşımazlar veya yalnızca sınırlı savunma silahları taşırlar.As aeronaves de vigilância, normalmente, estão sem armamento ou apenas com armamento defensivo limitado.
Kendi taraftarlarının gözetim altında tutulması.Zelar pelos interesses dos seus associados.
Sürekli diğer insanları gözetler.Porém, ela sempre zela pelos outros.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.Há pequenas torres de vigia.
Born gözetimin de, Göttingen fizik için dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldi.Nos termos de Born, Gotinga tornou-se um dos centros mais importantes do mundo para a física.
Bakışa bakış, göze göz, dişe diş isteyelim!E sendo assim "olho por olho, dente por dente".
Şehrin bir bölümünde gökdelenler ve yüksek binalar göze çarpmaktadır.Na cidade permanecem as ruas e as fundações de alguns edifícios.
Tasarımı İngiliz tasarımcı Tony Hatter tarafından tasarım şefi Harm Lagaay gözetiminde yapılmıştır.O estilo foi assinado pelo ingles Tony Hatter, sob supervisão do chefe de design da marca, Harm Lagaay.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Não, nós não pensamos que isso seria arriscado.
Bu aygıtın içinde yumakçık-bitişiği gözeler yer almaktadır.As partituras que ele ao vivo ficam neste aparelho.
Dünya doğal taş üretiminde Asya’da Çin’in etkisi, Avrupa’da Türkiye’nin etkisi göze çarpmaktadır.Como se observa, a energia da entidade se adapta, na Ásia, às condições culturais de cada país.
Yüksek ISO filmle çekilen analog görüntüde ise daha az göze çarpan kabartılar olarak ortaya çıkar.Imagens de alta resolução tiradas recentemente mostram que ela apareça menos semelhantes a rostos.
Cezasına gözetmenlik yapacak kişi ise rakip takımlardan birinin koçu Gelwixtir.Saber perder é uma das virtudes de um bom especulador.
1 m³ polistiren bünyesinde yaklaşık olarak 3 milyar ile 6 milyar arasında küçük kapalı gözenekler bulunur.Em 1m³ de EPS expandido, por exemplo, existem de 3 a 6 bilhões de células fechadas e cheias de ar.
Cesaretli karakteri hemen göze çarpmaktaydı.A personagem se impõe rapidamente.
Çoğunlukla göze gelen künt bir travma sonucu oluşur.Neste sentido, "traumatismo" seria mais propriamente a consequência de um trauma.
Sadece başkanla ben inişi daha doğrusu o inişin çıkışını göze aldık.Tendo, somente ele, a chave para abri-lo.
Buffy'nin Gözetmeni, Merrick, ölmüştür.Mas agora Biker Mice from Mars está morto!
Wheatstone iyi tanınan bir bilim adamıydı ve bu tasarımlarını herhangi bir maddi çıkar gözetmeden yapıyordu.Dr. Vicktor, um cientista bem estranho também estava planejando algo.
Buna karşın gri tüylü tavşanlar bu doğal çevrede hemen göze çarpılacaklarından daha fazla avlanılacaktır.Além dos problemas naturais, terão agora também de fugir desta raça perigosa.
Yetenekleri ile göze çarptı.Surpreendeu-se com seu talento.
Küçük gruplar bir öğretim üyesinin gözetiminde çalışırlar.Os alunos trabalham em grupo, sob a orientação de pelo menos um docente.
Onları sen gözeteceksin.Vão ver através de você.
Proje sürecini gözetle ve denetle.Controle de contas a pagar e receber.
Mihrap tabanı manzara desenleriyle bezenmiş olan Kula seccadeleri en göze çarpan örneklerdir.Óculos escuros com armações quadradas eram os mais cobiçados.
Yerden 85 metre yukarıda, asansör vasıtası ile ulaşılabilen bir gözetleme güvertesi yer almaktadır.Um elevador leva os visitantes até 85m de altura, onde um piso de observação está localizado.
Volkanik tüf kayalar çok sayıda gözenek içeren bir volkanik kaya türüdür.O vidro vulcânico é um tipo de rocha vulcânica de resfriamento rápido.
İşin ehli gözetim şirketlerinin personelleri (surveyor) ve/veya gemi personeli tarafından yapılır.Tais detenções podem resultar em multas pesadas e / ou na apreensão do navio.
Aspasia ve Sifares Mitridates'in tehditlerine karşı durup birlikte ölmeyi göze alırlar.Aspasia e Sifare desejam morrer juntos com medo das ameaças de Mitridate.
Yapıdaki Selçuklu etkisi göze çarpmaktadır.O Outro Lado da Sombra continua repercutindo.
Bu yöntem, genel mevzuat ve yargı gözetimi kullanmaktan kaçınmaktadır.Este método pode evitar a todo custo preconceitos e julgamentos subjetivos.
İtinalı işçilik göze çarpar.Combater a precariedade no trabalho.
Gay Games, cinsel yönelim gözetmeksizin herkesin katılımına açıktır.Os Jogos Gays são abertos para pessoas participarem, sem restrição a orientação sexuais.
Ancak sürgünü kısa sürdü ve polis gözetiminde Podolsk bölgesine taşındı.No ano seguinte, foi posto sob vigilância pela polícia de Podolsk.
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder.""Senão os cabelos atrapalham a visão."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod