Dünya haritasına bir göz atın.Have a look at the world map.
Hükümet azınlık gruba göz açtırmadı.The government clamped down on the minority group.
Mavi gözlü kız, Jane'dir.The girl with blue eyes is Jane.
Mavi gözleri olan kız Jane'dir.The girl with blue eyes is Jane.
Sabun gözlerimi acıttı.The soap hurt my eyes.
Biletimi alırken çantama göz kulak ol.Keep an eye on my suitcase while I buy my ticket.
Bilet alacağım sırada çantama göz kulak ol.Keep an eye on my bag while I buy a ticket.
Akabinde cevapla teklifinizi dört gözle bekliyoruz.We look forward to receiving your quote by return mail.
Öğretmenimiz önemli noktaları çabucak gözden geçirdi.Our teacher ran through the important points again.
Öğretmenim kompozisyonuma bir göz attı.My teacher looked over my composition.
Öğretmen sınav kağıtlarına göz attı.The teacher looked over the exam papers.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, fikirden vazgeçmeye kararımı verdim.Taking all things into consideration, I have made up my mind to give up the idea.
Hemen hemen tüm ofis çalışanlarının üçte biri gözlük takıyor.Almost one-third of all office workers wear spectacles.
Anavatanının bayrağı onun gözlerine gözyaşlarını akıttı.The flag of his fatherland brought tears to his eyes.
Oğlunun ölüm haberini duyduğu an o, gözyaşlarına boğuldu.The moment she heard the news of her son's death, she burst into tears.
Festival köylüler tarafından dört gözle bekleniyor.The festival is looked forward to by the villagers.
Köylüler yabancıyı düşmanları olarak göz önüne aldı.The villagers regarded the stranger as their enemy.
Tombul beyaz bir kedi, duvarın üstüne oturdu ve onları uykulu gözlerle seyretti.A fat white cat sat on a wall and watched them with sleepy eyes.
Kilonu gözlüyor musun?Are you watching your weight?
Gözlerim güneşten kamaştı.My eyes are dazzled by the sun.
Gözlerimi güneşten korumak için güneş gözlüğü taktım.I wore sunglasses to protect my eyes from the sun.
Güneş, bir bulutun arkasında gözden kayboldu.The sun vanished behind a cloud.
Birine gözlerini dikerek bakmak kabalıktır.It is rude to stare at someone.
Biri seni gözlüyor.Someone is watching you.
Biri sizi gözlüyor.Someone is watching you.
Adam gözlük takıyor.The man is wearing a pair of glasses.
Adam duvardaki bir delikten gözetledi.The man peeped through a hole in the wall.
Dikkatli bir gözlem sana farkı gösterecektir.A careful observation will show you the difference.
Gözyaşları kentteki yağmur gibi kalbimde düşer.Tears fall in my heart like the rain on the town.
Uzun süre gözüne uyku girmedi, geleceğini düşündü.She lay awake for a long time, thinking of her future.
Kuşlar keskin gözlere sahiptirler.Birds have sharp eyes.
Gözlerimizi direk güneş ışığından korusak iyi olur.We had better protect our eyes from direct sunlight.
Vinçler ne kadar güzel ve ücretsizdi! Sadako içini çekti ve gözlerini kapattı.How beautiful and free the cranes were! Sadako sighed and closed her eyes.
Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı.The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.
Onlar düşman tarafından vurulma riskini göze almaya hazırdılar.They were ready to run the risk of being shot by the enemy.
İyi bir çift güneş gözlüğüne ihtiyacım var.I need a good pair of sunglasses.
O, test puanını gördüğünde gözyaşlarına boğuldu.When she saw her test score, she burst into tears.
Aniden Hiroko gözyaşlarına boğuldu.Suddenly, Hiroko burst into tears.
Lütfen içeriği gözden geçiriniz ve herhangi uygun bir geri bildirim veriniz.Please review the contents and provide any appropriate feedback.
Onların evleneceklerine kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that they'll get married.
Hatalarına bir daha asla göz yummayacağım.I'll never overlook your mistakes again.
Bazı yıldızlar çıplak gözle güçlükle görülebilmektedir.Some stars are hardly visible to the naked eye.
Güneş ışığında okumak gözlerine zarar verebilir.It can harm your eyes to read in the sun's light.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Some Japanese are concerned about how their country looks in the eyes of foreigners.
Japonların koyu gözleri vardır.The Japanese have dark eyes.
Neden kedilerin gözleri karanlıkta parlar?Why do cats' eyes shine in the dark?
Kedilerin gözleri ışığa karşı çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Kedilerin gözleri ışığa çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Yaşı düşünülünce genç gözüküyor.He looks young considering his age.
Yaşını göz önünde bulundurursak, o çok güçlü görünüyor.He looks very vigorous, considering his age.
Gözyaşları bir çocuğun silahıdır.Tears are a child's weapon.
Altı ay önce sağ gözümdeki katarakt için bir ameliyat geçirdim.Six months ago I had an operation for the cataract in my right eye.
O, otobüs durağına vardığında otobüs zaten gözden kaybolmuştu.When he arrived at the bus stop, the bus was already out of sight.
Bize yardım edeceğine kesin gözüyle bakıyorduk.We took it for granted that he would help us.
Onun razı olacağına kesin gözüyle baktım.I took it for granted that he would consent.
Biz onun cezalandırıldığına kesin gözüyle baktık.We took it for granted that he had been punished.
Onun kızgın olduğu göz önüne alınınca, bir yanlış anlama olmalı.Seeing that he is angry, there must be some misunderstanding.
O, onunla karşılaşır karşılaşmaz göz yaşlarına boğuldu.As soon as she met him, she burst into tears.
Onun konuşması onları gözyaşlarına boğdu.His speech moved them to tears.
Onun fikirleri çılgınca gözüküyor.His ideas sound crazy.