Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Benim göz kürelerim oldukça kırmızı ve kaşıntılı.My eyeballs are quite red and itchy.
Tom geceleyin gözlem için hastanede tutuldu.Tom was kept in the hospital overnight for observation.
Biraz kilo kaybetmişsin gibi gözüküyor.It looks like you've lost a little weight.
Aklında başka bir şey var gibi gözüküyor.You seem to have something else on your mind.
Tom, Mary'nin elini tuttu ve gözyaşlarını silmesi için mendilini ona verdi.Tom held Mary's hand and gave her tissues to wipe her tears.
Ayrıca onun gözlerinde reddedilemez bir üzüntü vardı.There was also an irrefutable sadness in his eyes.
O siyah saçları ve koyu renkte gözleri vardı.She had black hair and dark eyes.
Ben gözyaşlarına boğuldum ve sonra gülmeye başladım.I burst into tears and then started laughing.
Gözlerini kapat ve tomruk bir ev hayal et.Close your eyes and picture a log house.
Bunu göze almalıyız.We've got to chance it.
Göze almalıyız.We've got to take the chance.
Biz bunu daha önce gözden geçirdik.We've gone over this before.
Biz onu gözden geçiriyoruz.We're looking into it.
Yarın sabah onu tekrar gözden geçireceğiz.We'll go over it again tomorrow morning.
Biz bir göz atacağız.We'll take a look.
Geçen hafta bunu tekrar gözden geçirdik.We went over this last week.
Beklemeyi göze alamayız.We can't risk waiting.
Turnayı gözünden vurduk.We hit the jackpot.
Onu göze alamadık.We couldn't afford it.
Tom'un yüzünde tam sol gözünün altında küçük bir yara var.There's a small scar on Tom's face just under his left eye.
Tom masasında oturuyordu ve eski bir foto albümüne göz atıyordu.Tom was sitting at his desk, flipping through an old photo album.
Tom bir kanepede oturdu, bir derginin sayfalarına göz attı.Tom sat on the sofa, flipping through the pages of a magazine.
Tom uzaktan kumandayı aldı ve kanallara göz atmaya başladı.Tom picked up the remote and started flipping through channels.
Tom bir dergiyi aldı ve onun sayfalarına göz atmaya başladı.Tom picked up a magazine and started flipping through its pages.
Tom ve Mary kanepede oturdular, bir fotoğraf albümüne göz attılar.Tom and Mary sat on the couch, flipping through a photo album.
Yüzünden gözyaşları düşmeye başladı.Tears began to roll down her face.
Gözyaşları onun yanaklarından aşağı doğru yuvarlandı.Tears began to roll down her cheeks.
Gözlüğüm burnumdan aşağı kaymaya başladı.My glasses started to slip down my nose.
Bunu göze alabilir miyiz?Can we afford this?
Bunu gerçekten göze alabilir miyiz?Can we really afford it?
Etrafa bir göz atabilir miyim?Can I take a look around?
Sadece Tom'a göz kulak olabilir misin?Can you just keep an eye on Tom?
Lütfen benim için buna bir göz atabilir misin?Can you take a look at this for me?
Riske girmeyi göze alabilir miyiz?Can we afford to take the chance?
Ben gözü pek değilim.I'm not adventurous.
Benim gözlüğümü aldın.You've got my goggles.
Senin kara bir gözün var.You've got a black eye.
Göz damlamı yanımda getirmeliydim.I should have taken my eye drops with me.
Küçük kız o kadar çok ağladı ki, yüzü gözyaşları ile örtüldü.The little girl cried so much that her face was awash with tears.
Gözyaşı Otu çok sayıda hastalığı tedavi edebilir.Job's tears can cure a large number of diseases.
Tom'un kötü gözleri var.Tom has bad eyes.
Bu ülkede herkes herkesi gözetliyor.In this country, everyone is spying on everyone.
Kendi gözlerimle görmeseydim, asla inanmazdım.If I hadn't seen it with my own eyes, I would never have believed it.
Güzel gözlerin var.You have pretty eyes.
Onu göz ardı edemezsin.You can't ignore it.
Keskin gözlerin var.You've got sharp eyes.
Tom öfke gözyaşlarıyla ağladı.Tom cried tears of rage.
YouTube'taki bu videoya bir göz at.Check out this video on YouTube.
Buna bir göz atmalısın.You should check it out.
Gözlerimi çok yormayan bir bilgisayar olsa onu kesinlikle almak isterim.If there was a computer that didn't tire out my eyes, I'd definitely want to buy it.
Bir göz atsan iyi olur.You'd better take a look.
Böyle güzel gözlerin var.You have such pretty eyes.
Şimdi gözlerini açabilirsin.You can open your eyes now.
Keskin bir gözün var, Tom.You've got a sharp eye, Tom.
Benim gözümü korkutamazsın.You can't intimidate me.
Tom gözlük taktı.Tom wore glasses.
Tom'un gözlüğe ihtiyacı var.Tom needs glasses.
Gözlük takmak zorundayım.I have to wear glasses.
Bunu gözden geçir.Check it out.
Tom gözlük takar mı?Does Tom wear glasses?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod