Millie'nin güzel gözleri var.Millie has beautiful eyes.
Millie'nin yeşil gözleri var.Millie has green eyes.
Millie'nin mavi gözleri var.Millie has blue eyes.
Yüzü gözyaşlarıyla ıslaktı.Her face was wet with tears.
Tom'un yüzü gözyaşlarıyla ıslaktı.Tom's face was wet with tears.
Tom gözlerini kapalı tuttu.Tom kept his eyes closed.
Tom çocuklara göz kulak oldu.Tom kept an eye on the children.
Gözünü kapıdan ayırma.Keep an eye on the door.
Tom'a göz kulak olur musun?Could you keep an eye on Tom?
Tom'a göz kulak olabilir misin?Can you keep an eye on Tom?
Senin kahverengi gözlerin yok.You don't have brown eyes.
Dün gece göz kırpmadan uyumadığına bahse girerim.I'll bet you didn't sleep a wink last night.
Neredeyse gözümü kırpmadım.I barely slept a wink.
O riski göze almalıyız.We must take that risk.
Tom'un aç gözlü olduğunu düşünüyorum.I think Tom is greedy.
Bunlar sevinç gözyaşları.These are tears of joy.
Gözden uzak kalmaya çalışın.Try to stay out of sight.
Burada kal ve Tom'a göz kulak ol.Stay here and keep an eye on Tom.
Kalıp, çocuklara göz kulak olabilir misin?Can you stay and watch the children?
Tom'a gözden uzak durması gerektiğini söyle.Tell Tom he should stay out of sight.
Sana ödemeyi göze alamam.I can't afford to pay you.
Gözlerini kapa ve bana ne duyduğunu söyle.Close your eyes and tell me what you hear.
Herhangi biri sana güzel gözlerin olduğunu söyledi mi?Has anyone told you that you have beautiful eyes?
Hiç biri sana güzel gözlerin olduğunu söyledi mi?Has anyone ever told you that you have beautiful eyes?
Bunu uygun bir uzaklıktan sakince gözlemledi.He observed this calmly, from a comfortable distance.
Sen gözlerini kapat.You close your eyes.
Her şeyi göz önünde bulundurmalısın.You should have taken all that into consideration.
Jean Reno benim gözde aktörüm.Jean Reno is my favorite actor.
O, öğretmenin gözdesidir.He is the teacher's pet.
Gözünde gözyaşı ile bana baktı.She looked at me, with a tear in her eye.
Tom gözünde yaşla bana baktı.Tom looked at me, with a tear in his eye.
Tom orada gözleri kapalı oturdu.Tom just sat there with his eyes closed.
Gözlüklerini yerde bırakma.Don't leave your glasses on the floor.
Tom'un annesi onun TV'ye çok yakın oturursa gözlerini mahvedeceğini söyledi.Tom's mother said he'd ruin his eyes if he sat too close to the TV.
Neden geceleyin güneş gözlüğü takıyorsun?Why are you wearing sunglasses at night?
Gözlerimi senden alamıyorum.I can't take my eyes off of you.
Gözlerimi Tom'dan alamıyorum. Ona bakmayı bırakamıyorum.I can't take my eyes off Tom. I can't stop looking at him.
Neden sadece bana göz kırptın?Why did you just wink at me?
Gözaltında bir şüphelimiz var.We've got a suspect in custody.
Tom hâlâ göz altında.Tom is still in custody.
Tom şimdi polis gözaltında.Tom is in police custody now.
Polis Tom'u gözaltına aldı.The police took Tom into custody.
Polisin gözaltında bir şüphelisi var.The police have a suspect in custody.
Polis hâlâ Tom'u göz altında tutuyor mu?Do the police still have Tom in custody?
Ne şikayet ne de gözyaşları, problemi çözmeye katkıda bulunabilir.To solve the problem neither complaints nor tears can contribute.
Senin parlak gözlerin güneş gibi.Your brilliant eyes are like the sun.
Gözlemlerimi yazacağım küçük bir not defteri getirdim.I brought a small notebook where I am going to write my observations.
Bu gözlemeyi deneyin ve onu beğeniyorsanız bana söyleyin.Try this pancake and tell me if you like it.
O, gözlük olmadan araba kullanamaz.He cannot drive without eyeglasses.
Verlaine şiiri der "yağmur kente düştükçe gözyaşları kalbime düşer"Verlaine's poem says, "Tears fall in my heart, as rain falls on the city."
Yepyeni gözüküyor.It looks like it's brand new.
Tom yeni bir güneş gözlüğü aldı.Tom bought a new pair of sunglasses.
Tom gözlük takıyor.Tom wears glasses.
Ben aç gözlü değilim.I'm not greedy.
Onlar bir göz atacaklar.They're going to have a look.
O bir göz atacak.She's going to take a look.
Ben gözden geçirmeyi bitirdim.I've finished revising.
Önümüzdeki haftadan itibaren gözden geçirmelerime başlıyorum.I'm starting my revisions from next week.
Bu hafta sonu rahatlamayı dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to relaxing this weekend.
Onun senin derslerini gözden geçirmesi gerekir!He should revise his lessons!