John benim tavsiyemi göz ardı etti.John ignored my advice.
Yedi kişilik bir ailede en genç olan John ailesinin göz bebeğidir.John, who is the youngest in a family of seven, is the apple of his parents' eyes.
Vitrindeki elbise gözüme takıldı.The dress in the window caught my eye.
Jack, yeni bir bisiklet satın almayı göze alamaz.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Jacob sevimli afacan tarafından ısırılmış gibi gözüküyor.It looks like Jacob has been bitten by the love bug.
Shylock aç gözlü, ve daha kötüsü,çok pintidir.Shylock is greedy, and what is worse, very stingy.
Bir süre bebeğe göz kulak olun.Keep an eye on the baby for a while.
Her şeyi göz önüne alırsak, işler yolunda gitti.But all in all, things have gone well.
Jane gözyaşlarını gözlerinden sildi.Jane brushed the tears from her eyes.
Güneş gözlükleri gözlerimizi güneşten korur.Sunglasses protect our eyes from the sun.
Teknik desteği aramadan önce Sıkça Sorulan Sorulara'ye göz atın.Take a look at the FAQ before you call tech support.
İmzalamadan önce sözleşmeyi gözden geçirmelisin.You must look over the contract before you sign it.
Siparişinizi almayı dört gözle bekleyebilir miyiz?May we look forward to receiving your order?
Ben böylesine pahalı bir restoranda yemek yemeği göze alamam.I can't afford to eat in such an expensive restaurant.
Bu evraklara göz atar mısın?Will you look over these papers?
Bu belgeleri hızla gözden geçirmeni istiyorum.I'd like you to quickly look over these documents.
Bu belgelere göz atmanı istiyorum.I would like you to look over these documents.
Bu gözlükler güzel.These glasses are beautiful.
Lütfen bu gözlükleri yerine koy.Please put these glasses away.
Bu kaçınılmaz gibi gözüküyor.This appears to have been inevitable.
Bunlar aradığın gözlükler mi?Are these the glasses you're looking for?
Bayan Cobb'un dönüşünü dört gözle bekleyen tek kişi.The only person who's looking forward to Miss Cobb's return.
Sorunu daha dikkatli şekilde göz önünde bulundurmalıyız.We have to consider the problem more carefully.
Bu rapora bir göz atar mısın?Will you glance through this report?
Bu belge sadece gözleriniz içindir.This document is for your eyes only.
En iyisi bu konuyu göz ardı etmek.It is better to ignore this point.
Bu gürültüyle gözümü bile kırpamadım.With this noise, I couldn't sleep a wink.
Bu adamın en az beş yıldır gözleri görmüyor.This man has been blind for five years at least.
Lütfen bu resme bir göz at.Please take a look at this picture.
Buna göz kulak olalım.Let's keep an eye on this.
Bu sözler onun gözlerinden yaş getirdi.These words brought tears to her eyes.
Lütfen bu anahtara göz kulak ol.Please take charge of this key.
Lütfen bu sorunu bankanızla birlikte gözden geçirir misiniz?Would you please check this matter with your bank?
Böyle hatalar kolayca gözden kaçırılırlar.Mistakes like these are easily overlooked.
Bu yatak sağlam gözüküyor.This bed looks solid.
Bu valize göz kulak olun.Keep an eye on this suitcase.
Bu bebeğin büyük gözleri var.This doll has big eyes.
Gözlüğü dikkatli kullanın.Handle the glasses carefully.
Gözlükleri kırmamak için özen gösterin.Take care not to break the glasses.
Buraya gel ve ona bir göz at.Come here and have a look at it.
Gözlükler gözünüzü tozdan korurlar.The goggles protect your eyes from dust.
Bu gerçeklerin ışığında, teorimizi gözden geçirmemiz gerekli olabilir.In the light of these facts, it may be necessary to revise our theory.
Yankesicilere karşı gözün açık olsun Ken.Be on your guard against pickpockets, Ken.
Kate, gözleri açık yatıyordu.Kate was lying with her eyes open.
Turnayı gözünden vurdum.I hit the jackpot.
Carol gözyaşlarını tutamadı.Carol couldn't choke back her tears.
Ben klas elbiseler giyerim ve klas gözlükler takarım.I wear cool clothes and cool sunglasses.
Annesi gözlerini ayırdı.His mother opened her eyes wide.
Cevabını almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to receiving your reply.
Herkesin gözde bir içkisi vardır.Everybody has their favorite drink.
Muhtemelen yağmur yağacağını gözlemledi.He observed that it would probably rain.
Eri'nin çantası ağır gözükmesine rağmen, aslında oldukça hafiftir.Although Eri's suitcase looks heavy, it's actually very light.
Bir göz kırpma onun tek cevabıydı.A wink was his only answer.
O gözyaşları sahte.Those tears are artificial.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, onun davranışı mazur görülebilir.Taking all things into consideration, his conduct can be excused.
Her şey göz önüne alınırsa, o iyi bir öğretmen.All things considered, he is a good teacher.
Her şey göz önüne alındığında, babamın hayatı mutlu bir hayattı.All things taken into consideration, my father's life was a happy one.
Amerika'daki kitapçılarda gezinmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to touring bookstores in the US.
O kadar uykulu hissettim ki gözlerimi zorlukla açık tutabildim.I felt so sleepy that I could hardly keep my eyes open.
Şu bebeğin büyüleyici gözleri var.That baby has charming eyes.