Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom kapıdaki gözetleme deliğinden baktı.Tom looked through the peephole in the door.
Ona göz kulak olacak kimse yok.There's no one to look after her.
Bu sabah sol gözümde bir ağrı vardı fakat şimdi daha az ağrılı.This morning I had a pain in my left eye, but it is less painful now.
Tom kapıyı açmadan önce gözetleme deliğinden baktı.Tom looked through the peephole before opening the door.
O, gözlüklerini meknımızda bıraktı.He left his glasses at our place.
Gözlerinden yaş fışkırdı.Tears gushed from her eyes.
Kırmızı ışıkta geçerseniz, bir kazaya neden olma riskini göze alırsınız.If you run a red light, you risk causing an accident.
Tom'un büyük gözleri var.Tom has big eyes.
Ben emekli olmayı göze alamam.I can't afford to retire.
Gel ve bir göz at.Come and take a look.
Tom'u gözünden hiç kaçırma.Don't let Tom out of your sight.
Tom'a gözkulak olun.Keep a good eye on Tom.
Bugün Tom'a göz kulak olduğunuz için teşekkürler.Thanks for watching Tom today.
Koruma gözlüğünü takıyor olmalısın.You should be wearing your safety goggles.
Belki buna bir göz atsan iyi olur.Maybe you'd better take a look at this.
O, o kuşu gözden kaybetti.He lost sight of that bird.
Mary'nin gözleri siyah.Mary's eyes are black.
Jason'un kahverengi gözleri var.Jason has brown eyes.
Tom dosyayı gözden geçirdi.Tom looked over the file.
Sana her zaman bir arkadaş gözüyle baktım.I've always considered you a friend.
Gözüne ne oldu?What happened to your eye?
Hafta sonları hariç, burada hiçbir şey olmaz gibi gözüküyor.Nothing seems to happen around here except on weekends.
Senin gözüne ne oldu?What's happened to your eye?
Bunun tekrar olmasına göz yummayalım.Let's not have that happen again.
Göz açıp kapayıncaya kadar oldu.It happened in the blink of an eye.
Atlar neden at gözlükleri takarlar?Why do horses wear blinders?
Boston'da ne olduğunu gözden geçireceğimi düşünüyordum.I thought I'd check out what's happening in Boston.
Tom gizemli yeni bir nesne keşfettiğinde teleskobuyla gökyüzünü gözlemliyordu.Tom was observing the sky with his telescope when he discovered a mysterious new object.
Onun gözde takımı yarışmaların çoğunu kazanmaz.His favourite team doesn't win a lot of competitions.
Tom, kardeşine düğününe katılmayı göze alamayacağını söylemek zorunda kaldı.Tom had to tell his brother that he couldn't afford to attend his wedding.
Bu yalnızca gözyaşları içinde sona erebilir.This can only end in tears.
Eğer istersen bunlardan birini göze alabilirsin.You could afford to buy one of those if you wanted to.
Tom ve ben ihtiyacımız olan her şeyi satın almayı göze alamıyoruz.Tom and I can't afford to buy all the things we need.
Boston şehir merkezinde bir ev satın almak istedim ama göze alamadım.I wanted to buy a house in downtown Boston, but I couldn't afford it.
Bu mağazada herhangi bir şey almayı göze alamıyorum.I can't afford to buy anything in this store.
İstediğim her şeyi satın almayı göze alamıyorum.I can't afford to buy all the things I want.
Sadece ikinci el bir araba almayı göze alabilirim.I can only afford to buy a used car.
Bana gözlüğümü geri ver.Give me back my glasses.
Üç hafta önce gözlerimi kontrol ettirdim.I had my eyes checked three weeks ago.
Tom Mary'nin arabasının torpido gözünde yarısı yenmiş bir hamburger fark etti.Tom noticed a half-eaten hamburger on the dashboard of Mary's car.
Çocuk arsızca gözlerini annesine dikti.The child glared impudently at its mother.
Güneş gözlüğünü tak.Put your sunglasses on.
Okuma gözlüğünü tak.Put your reading glasses on.
Tom gözlüğünü tekrar geri taktı.Tom put his goggles back on.
Tom'un gözetim altına alınması muhtemel.Tom is likely to be put on probation.
Onun gözleri parlıyordu.His eyes were glowing.
Tom kalın gözlük takıyor.Tom wears thick glasses.
Tom gözlerinden birinin üzerine bir plaster takıyordu.Tom was wearing a patch over one of his eyes.
Tom bir eliyle gözlerini kapadı.Tom covered his eyes with one hand.
Onu göze alamazsın.You can't afford that one.
Ebeveynlerinle tanışmayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting your parents.
Bu gözlerimi açan bir deneyimdi.This was an experience that opened my eyes.
Tom'un gözleri ağlamaktan kızardı.Tom's eyes were red from crying.
Tom'un gözleri kırmızı ve o çok yorgun görünüyor.Tom's eyes are red, and he looks very tired.
Tom'un gözleri bugün kırmızı.Tom's eyes are red today.
Tom'un yeşil gözleri var.Tom has green eyes.
Tom'un mavi gözleri vardı.Tom had blue eyes.
Gözünü nasıl morarttın?How did you get that black eye?
Tom'un gözlerinde korku gördüm.I saw fear in Tom's eyes.
Tom'a göz kulak olur musunuz?Could you please keep an eye on Tom?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod