Bir şey, gözlerimin önünde uçup gitti.Something flew by in front of my eyes.
Tom uyandığında Mary'nin gözden kaybolduğunu keşfetti.When Tom woke up, he found that Mary had disappeared.
Bence göz kamaştırıcısın.I think you're gorgeous.
Bence bir şeyi gözden kaçırıyorsun.I think you're missing something.
Bence bir şeyi gözden kaçırıyorsunuz.I think you're missing something.
Bence asıl meseleyi gözden kaçırıyorsun.I think you're missing the point.
Bence asıl meseleyi gözden kaçırıyorsunuz.I think you're missing the point.
Her şey bulanık görünüyor. Yeni bir gözlüğe ihtiyacım olduğunu düşünüyorum.Everything looks blurry. I think I need a new pair of glasses.
O yeni bir çift gözlük aldı.She got a new pair of glasses.
Bir makbuz alabilir miyim lütfen? Parama göz kulak olmam gerekiyor.Could I have a receipt, please? I need to keep track of my money.
Tom Mary'nin gözlerinden sakındı.Tom avoided Mary's eyes.
Ben çocuk sahibi olmayı göze alamam.I can't afford to have children.
Sen bize ihanet ettin. Bunu gözlerinde görebiliyorum.You have betrayed us. I can see it in your eyes.
Eğer kaçırmak istemiyorsanız göz kırpmayın.Don't blink if you don't want to miss out.
Göz yaşlarınızı kurulayın.Dry your tears.
Gözyaşları, onun yumuşak yanaklarından aşağıya süzüldü.Tears rolled down her tender cheeks.
Ben güneş gözlüğümü kaybettim.I lost my sunglasses.
Yeni bir gözlük aldım.I bought a new pair of glasses.
Bir kadının gözyaşları çabuk kurur.A woman's tears will dry quickly.
Kadın gözyaşları çabuk kurur.Women's tears dry quickly.
İnsanları gözlemlemeyi severim.I like to observe people.
O, annesinin tavsiyesini göz önünde bulundurmalıdır.She should take into consideration the advice of her mother.
O, annesinin tavsiyesini göz önünde tutmalıdır.She should take into consideration the advice of her mother.
Tom gözlüğü olmadan göremez.Tom can't see without his glasses.
Onun dalgalı kahverengi saçları ve koyu renk gözleri var.He has wavy brown hair and dark eyes.
Ben mi gözetliyordun?Were you spying on me?
Tom, çok uykulu gözüküyor.Tom looks very sleepy.
Tom'un gözlerinden uyku akıyor.Tom looks very sleepy.
Onun açık mavi gözleri var.He has clear blue eyes.
Onları açman gerektiğini söyleyinceye kadar gözlerini kapalı tut.Keep your eyes closed until I say that you should open them.
Erkek kardeşim içerken gözlerini kapatır.My brother closes his eyes when he's drinking.
Mektubunu dört gözle bekliyorum!I'm looking forward to your letter!
Mektubunu almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to getting your letter.
Tom dışarı çıktığında genellikle güneş gözlüğü takar.Tom usually wears sunglasses whenever he goes outside.
Tom'u son gördüğümde bir göz bandı takıyordu.The last time I saw Tom he was wearing an eye patch.
Seçeneklerimizi ciddi olarak yeniden gözden geçirmemiz gerekecek.I'll have to seriously reconsider our options.
Tom gözlerini kapadı ve Mary hakkında düşündü.Tom closed his eyes and thought about Mary.
Tom'a göz kulak olmak için sana güveniyorum.I'm counting on you to keep an eye on Tom.
Valizine senin için göz kulak olurum.I'll keep an eye on your suitcase for you.
Yarını gerçekten dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to tomorrow.
Yarın geceyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to tomorrow night.
Seninle tanışmayı dört gözle bekliyordum.I was looking forward to meeting you.
Tom Mary'ye göz kulak olmamı istedi.Tom asked me to keep an eye on Mary.
Tom'un gözüne ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what happened to Tom's eye.
Tom Mary'ye göz atacak bir şey verdi.Tom gave Mary something to look at.
Seninle tanışmayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting you.
Bunu gerçekten dört gözle bekliyordum.I was really looking forward to it.
Bunlar benim değil, Tom'un gözlükleri.These are Tom's glasses, not mine.
Gözümün önünden ayrılmana asla izin vermem.I'd never let you out of my sight.
Gözüm hep üzerinde olacak.I'd never let you out of my sight.
O riski göze almak istemiyorum.I wouldn't want to take that risk.
Ben dışarıya bir göz alacağım.I'm going to take a look outside.
Bunu gözden kaçırdığına şaşırdım.I'm surprised you overlooked it.
Senin için Tom'a göz kulak olacağım.I'll keep an eye on Tom for you.
Tom'a bir göz attırayım.I'll have Tom take a look at it.
Tom çekmeceleri gözden geçirdi.Tom looked through the drawers.
Çocuk hırsızları Tom'un gözünü bağladı.The kidnappers blindfolded Tom.
Gözlerimi Tom'dan ayırmıyorum.I'm not taking my eyes off Tom.
O ihtimali göz önünde bulunduracağım.I'll consider that possibility.
Bir güneş gözlüğü aldım.I bought a pair of sunglasses.