Onu tekrar gözden geçirmelisin.You should double-check that.
Evrakları gözden geçirdim.I looked over the documents.
Tom gözlüğünü arıyordu.Tom looked for his glasses.
Onlar onu yapma riskini göze almayacaklar.They won't risk doing that.
Gözlüklerimi arıyorum.I'm looking for my glasses.
Tom güneş gözlüğünü taktı.Tom put on his sunglasses.
Ben gözardı edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored.
Tom gözyaşlarını sildi.Tom wiped away his tears.
Tom Mary'ye bir gözleme önerdi.Tom offered Mary a donut.
Sadece gözlerimi dinlendiriyorum.I'm just resting my eyes.
Ben sadece gözlemek için buradayım.I'm just here to observe.
Bir göz atacağım.I'm going to take a look.
Seni gözetiyorum.I'm looking out for you.
Tom'u gözetiyorum.I'm looking out for Tom.
Etrafa bir göz atacağım.I'll take a look around.
Tom'a göz kulak olacağım.I'll keep an eye on Tom.
Tom gözlüğünü taktı.Tom put on his goggles.
Ona bir göz atacağım.I'll take a look at it.
Tom'un büyük mavi gözleri vardı.Tom had big blue eyes.
Çok hoş gözüküyorsun.You look very pretty.
Etrafa bir göz attım.I took a look around.
Tom gözlerini ovuşturdu.Tom rubbed his eyes.
Gözlerimi dinlendiriyorum.I'm resting my eyes.
Tom'un kahverengi gözleri var.Tom has brown eyes.
Tom gözlerini kuruladı.Tom dried his eyes.
Riski göze alacağım.I'll take a chance.
Bir göz at, Tom.Take a look, Tom.
Bu Tom'un yapacağı şey türü gibi gözükmüyor.That doesn't seem like the kind of thing Tom would do.
Onlar sadece riski göze alamazlar.They simply can't just take the risk.
O gözyaşlarını kuruladı.She dried her tears.
Bu gözlerin için zararlı gerçekten.It's really bad for your eyes.
Bu cidden gözlerine zararlı.It's really bad for your eyes.
Bütün gözler ona doğru döndü.All eyes turned towards him.
Tüm gözler ona doğru döndü.All eyes turned towards her.
Gözler ve kulaklar arasında dört parmaklık bir mesafe vardır.There is a distance of four fingers between the eyes and the ears.
Gözlerime gözyaşları doldu.Tears welled up in my eyes.
O, gözlerini kırptı.She blinked her eyes.
Bu cümle dil bilgisi açısından doğru gibi gözüküyor.This sentence seems to be correct, grammatically.
Tam senin gözlerinin önünde sandviç yaparlar.They make the sandwich right in front of your eyes.
Tom'la zaman geçirmeyi gerçekten dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to spending time with Tom.
Gerçekten Tom'la plaja gitmeyi dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to going to the beach with Tom.
Boston'a gitmeyi dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to going to Boston.
Tom'la deniz yolculuğuna gitmeyi gerçekten dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to going sailing with Tom.
Ampirik veriler yalnızca gözleme dayanır.Empirical data is based solely on observation.
Ben otobüse bindim ve etrafa bir göz attım.I got on the bus and took a look around.
Karanlıkta okuma.Gözlerin için iyi olmaz.Don't read in the dark. It's not good for your eyes.
Aptal gözükmek istemiyorum.I don't want to look stupid.
Gözlerinden yaşlar döküldü.Tears poured from her eyes.
Gözlerim yaşlarla doldu.My eyes filled with tears.
Bu beni göz yaşlarına boğdu.It moved me to tears.
O utanmış gözüktü.He looked embarrassed.
Böylesine uzun bir süreden sonra hepinizle görüşmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to meeting you all after such a long time.
Onun koyu renk gözleri ve koyu renk saçları var.He has dark eyes and dark hair.
Tom her an göz yaşlarına boğulmak üzereymiş gibi görünüyordu.Tom seemed like he was about to burst into tears any minute.
Tom gözyaşlarına boğulmak üzereydi.Tom was about to burst out crying.
Dört göz ikisinden daha iyidir.Four eyes are better than two.
Tom kazanıyor gibi gözüküyor.It looks like Tom is winning.
Tom her zaman güneş gözlüğü ve bir trençkot giyer.Tom always wears sunglasses and a trench coat.
Gözleri hedefle!Aim for the eyes!
Tom yarı kapalı gözleriyle dinliyordu.Tom was listening with his eyes half closed.