Sağ gözüme bir şey oldu.Something has happened to my right eye.
Ben bir kitap için 40 doları göze alamam!I can't afford $40 for one book!
Doktor, hastanın davranışını gözlemlemeye devam etti.The doctor continued to observe the patient's behavior.
El sıktığımız zaman göz göze gelmeliyiz.Our eyes should meet when we shake hands.
Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.We must take his youth into account.
Konuyu ciddi olarak göz önünde bulundurmadım.I didn't consider the subject seriously.
Biz hepimiz profesörün İngilizce konuşabileceğine kesin gözüyle baktık.We all took it for granted that the professor could speak English.
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.Such was Linda's disappointment that she burst into tears.
Lisa, ben tren biletlerimizi alırken, benim valize göz kulak ol.Lisa, keep an eye on my suitcase while I buy our train tickets.
Eğer bir deveye yaklaşırsanız, ısırılmayı göze alırsınız.If you go near a camel, you risk being bitten.
Gözlerini açık tutmalısın.You must keep your eyes open.
Ben sık sık göz nezlesi olurum.I often get conjunctivitis.
Turnayı gözünden vurduğumu hissettim.I felt I had hit the jackpot.
Daha yakına gel ve bu resme bir göz at.Come closer and have a good look at this picture.
Katılacağına kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that you would join.
Oksijensiz bütün hayvanlar uzun zaman önce gözden kaybolurdu.Without oxygen, all animals would have disappeared long ago.
Artık gözlük takmak zorunda değilim.I don't have to wear glasses any more.
Sizi tekrar görmeyi dört gözle bekliyoruz.We are looking forward to seeing you again.
Ben gözlüklerimi arıyorum.I am looking for my glasses.
Gözlüklüğümü bulamıyorum.I can't find my glasses.
Gözlüklerimi bulamam.I can't find my glasses.
Mary ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.Mary stood with her hand shading her eyes.
Herkesin gözleri ona dikildi.Everyone's eyes were fixed upon her.
Herkesin gözleri ona sabitlendi.Everyone's eyes were fixed upon her.
Mayuko'nun keskin gözleri var.Mayuko has sharp eyes.
Umarım tekrar birlikte olabiliriz. Evet, bunu dört gözle bekleyeceğim.I hope we can get together again. Yes, I'll be looking forward to it.
Göz önünde bulundurmak zorunda olduğun ilk şey zamandır.The first thing you have to take into consideration is time.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Neredeyse gözümü bile kırpmadım.I scarcely slept a wink.
Gözlüğümü ne yaptın?What did you do with my glasses?
O kadar çok ödemeyi göze alamam.I can't afford to pay so much.
Paul ellerini gözlerine gölge yaparak duruyordu.Paul stood with his hand shading his eyes.
Top onun gözüne çarptı.The ball hit her in the eye.
Bay Brown kendi gözlüklerini arıyor.Mr Brown is looking for his own glasses.
Hiromi korkmasına rağmen, bungee-jumpingi göze almaya karar verdi.Hiromi decided to risk bungee-jumping, even though he was scared.
Bikinili güzel kız sahilde bir göz açıcı idi.The pretty girl in the bikini was an eye-opener on the beach.
Piyano çalma onun gözde eğlencesidir.Playing the piano is her favorite pastime.
Çantaya göz kulak olun.Keep an eye on the bags.
Partiye gitmeye karar vermeme rağmen, bunu dört gözle beklemiyorum.Though I have decided to go to the party, I'm not looking forward to it.
Nicole onun sevdiği şarkıcının öldüğünü duyunca, gözyaşlarına boğuldu.When Nicole heard that her favorite singer had died, she burst into tears.
Ne güzel gözlerin var!What pretty eyes you have!
Neden gözleriniz bu kadar büyük?Why are your eyes so big?
Tracy gözlüğünü kaybetti.Tracy lost her glasses.
Tom'a ders sırasında konuştuğu için gözaltı cezası verildi.Tom was given detention for talking during class.
Tom'un modern sanatta gözü var.Tom has an eye for modern art.
Tommy, işini kaybetme riskini göze almadı.Tommy did not want to run the risk of losing his job.
Sonunda, gerçek bizim için gözler önüne serildi.At last, the truth was revealed to us.
İnsanların neden bana gözlerini diktiğini merak ettim.I wondered why people were staring at me.
Lütfen bu belgeye göz atar mısın?Would you please have a look at this document?
Senin bizimle geleceğine kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you would come with us.
En kısa sürede yanıtını almak için dört gözle bekliyorum.I look forward to receiving your reply as soon as possible.
Pul koleksiyonuna bir göz atmak istiyorum.I'd like to have a look at your stamp collection.
Saate göz attım ve saatin kaç olduğunu biliyordum.I glanced at the clock and knew what time it was.
Çantama bir süre göz kulak ol.Keep an eye on my bag for a while.
Bir an için bavuluma göz kulak olur musun?Could you keep an eye on my suitcase for a moment?
Lütfen ona bir göz atmama izin verir misin?Will you kindly let me have a look at it?
Bu haritaya bir göz at.Take a look at this map.
Birinin elini sıktığında, onun gözlerinin içine bakmalısın.When you shake hands with somebody, you must look him in the eye.
Eğer George sigara içmeyi bırakmazsa akciğer kanseri gelişme riskini göze alır.If George doesn't stop smoking, he will run the risk of developing lung cancer.