Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Aşkın gözü kördür derler.They say love is blind.
Gözlüğün yere düştü.Your glasses fell on the floor.
Kış benim gözde mevsimimdir.Winter is my favorite season.
O, bir iz bırakmadan gözden kayboldu.He disappeared without a trace.
Sabah kahvaltısı için gözleme yaptık.We made pancakes for breakfast.
Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Gözlerime inanamıyorum.I can't believe my eyes.
Göze göz, dişe diş.An eye for an eye, a tooth for a tooth.
Ona ölü gözüyle bakmalısın.You must give him up for dead.
Ona harika gözüyle bakmamalısın.You must not look upon him as great.
Senin katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that you will join.
Benim tarafımda olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were on my side.
Çok yorgun gözüküyorsun.You look very tired.
Kitaba bu kadar çabuk göz atamayacaksın.You will not be able to go through the book so quickly.
Bize söylediğinin ışığında planımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.In the light of what you told us, I think we should revise our plan.
Güzel gözlerin var, değil mi?You have lovely eyes, don't you?
Gözlerin nerede?Where are your eyes?
Gözlerin bana yıldızları hatırlatıyor.Your eyes remind me of stars.
Gözleriniz bana yıldızları hatırlatıyor.Your eyes remind me of stars.
Stilini göz önünde bulundurursak deneme yazın harika.Your essay is admirable in regard to style.
Havaalanına gitmek için bir saati gözden çıkarmalısın.You should allow an hour to go to the airport.
Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.Regardless of the amount, Brian wants the correct, entire amount by next week.
Soğanları doğradığım zaman gözlerimden yaş geliyordu.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Soğanları doğrarken gözüm yaşardı.Tears came into my eyes when I was chopping onions.
Şaşkınlıkla gözleri büyüdü.Her eyes become round in surprise.
Benim için sürpriz oldu, o bir anda gözden kayboldu.To my amazement, it disappeared in an instant.
Şu bulunanların hepsi gözyaşlarına boğuldu.Those present were all moved to tears.
Gözden uzak olan gönülden de ırak olur. Ayrı olduğunda teması kaybedersin.Out of sight out of mind. When you're separated you lose touch.
Tatili dört gözle bekliyoruz.We are looking forward to the holidays.
Taş kalpliler bile gözyaşlarına boğulabilirler.Even the hard-hearted can be moved to tears.
Benim için eşyalarıma gözkulak olur musun, lütfen?Will you keep my valuables for me, please?
Acıklı görüntü bizi gözyaşlarına boğdu.The pitiful sight moved us to tears.
Sevinç gözyaşları onların yanaklarından aktı.Tears of joy rained down their cheeks.
Benim gözlüğümü kaybettim.I've lost my glasses.
Gözlük takmak görüşünüzü düzeltmeli.Wearing glasses should correct your vision.
O, gözlükleri olmadan bir yarasa kadar kördür.Without his glasses, he is as blind as a bat.
Köprü gözlüğe benzediği için, ona Meganebashi diyorlar.Since the bridge looks like a pair of glasses, they call it Meganebashi.
Gözleri zayıf olan bir kişi uzağı göremez.A person with weak eyes can't see far.
Hasta gözleri kapalı yatakta yatıyordu.The patient was lying in the bed with his eyes closed.
Ben onu dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to it.
Sana onları açmanı söyleyinceye kadar gözlerini kapalı tut.Keep your eyes closed until I tell you to open them.
Onlar ona kasabadaki en iyi doktor gözüyle görüyorlardı.They regarded him as the best doctor in town.
Yurtdışına giderken, bir çift gözlük daha almalısınız.You should take another pair of glasses when you go abroad.
Onun yokluğu toplantının sonuna kadar gözlerden kaçtı.Her absence went unnoticed until the end of the meeting.
Bir ressamın gözleri onun en önemli aletleridir.A painter's eyes are his most important tools.
Biz onu gözden kaybettik.We have lost sight of him.
Biz gözyaşlarına boğulduk.We were moved to tears.
Arabalar gözlerimizin önünde birbiri ardına çalışıyorlar.Cars are running one after another before our eyes.
Gelin alçaltılmış gözlerle ve ona bakan herkesle odaya geldi.The bride came into the room with lowered eyes and with everyone staring at her.
Bilim adamları keşfe önemli gözüyle bakıyor.Scientists regard the discovery as important.
Bilim, dikkatli gözleme dayanmaktadır.Science is based on careful observation.
Bilim gözleme dayanır.Science rests upon observation.
Biz bir fiyattan bahsettiğimizde onun yüz tepkimesini gözlemle.Observe his facial reaction when we mention a price.
Gözüme tuhaf bir şey takıldı.Something strange caught my eye.
Ellerin kirliyken asla gözlerini ovma.Never rub the eyes when the hands are dirty.
Duman gözlerimizi sulandırdı.The smoke made our eyes water.
Ay, bulutların arkasında gözükmez.The moon is invisible behind the clouds.
Yağmur yağacak gibi gözüküyor.It looks like rain.
Sağ gözümle hiçbir şey göremiyorum.I can't see anything with my right eye.
Sağ gözüm sıcak basıyor.My right eye feels hot.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod