Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Esperanto'nun yaratıcısı Zamenhof, bir göz doktoruydu.Zamenhof, creator of the constructed language Esperanto, was an ophthalmologist.
Zamenhof, Esperantonun yaratıcısı, bir göz doktoruydu.Zamenhof, the creator of Esperanto, was an ophthalmologist.
Julien, John Lennon gibi, yuvarlak gözlükler takıyor.Julien wears round glasses, like John Lennon.
Duvarların kulakları var, sürgülü kağıt kapıların gözleri var.Walls have ears, sliding paper doors have eyes
Sen benim güvenimi kaybetmeyi göze alıyorsun.You risk losing my trust.
Gözlüğümü al.Take my glasses.
Göz pınarları kuruyana kadar ağladı.She cried until she ran out of tears.
Bu atın büyük güzel gözleri var.This horse has beautiful big eyes.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları gözden kaybettik.We lost sight of them over half an hour ago.
Gözyaşlarınızı silin.Wipe your tears.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Ben onu kendi gözlerimle gördüm.I saw him with my own eyes.
Gözlerini dört aç!Keep your eyes peeled!
Senin gözlerinin altında mor halkalar var.You've got dark circles under your eyes.
Gözlerinin altında halkaların var.You've got circles under your eyes.
Gözlerinin altında torbalar var.You've got bags under your eyes.
Bavuluma bir dakika göz kulak olabilir misiniz?Would you mind watching my suitcase for a minute?
Gözlerin sesimin yankısını yansıtıyor.Your eyes reflect the echo of my voice.
Ben sadece blogunuza bir göz attım-O ilginç görünüyor.I just had a look at your blog— it looks interesting.
Yavru köpek çok üzgün gözlerle ona baktı.The puppy looked at her with very sad eyes.
Hummer limuzinleri göze çarpan tüketimin nihai sembolüdür.Hummer limousines are the ultimate symbol of conspicuous consumption.
Gözlerim kaşınıyor.My eyes are itchy.
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.
Bu odaya girdiğim dakikadan beri gözlerimi senden ayıramadım.I couldn't take my eyes off of you from the minute I entered this room.
Güzel gözlerin için her şeyi yapacağımı bilirsin.You know I'd do anything for your beautiful eyes.
Çıplak gözle görülebildi.It could be seen by the naked eye.
Benim gözüm kamaştı.I was dazzled.
Gözleri gözyaşları doluydu.His eyes were full of tears.
Onun gözleri gözyaşları doluydu.His eyes were full of tears.
O göz açıp kapayıncaya kadar bana katıldı.She joined me in a wink of an eye.
Notları son bir kez gözden geçirecektim fakat zaman yoktu.I was going to run over the notes one last time, but there wasn't time.
Gözlerim şişti.My eye has swollen up.
Gözlüğümü kaybettim fakat onu bulmak için ona ihtiyacım var.I've misplaced my glasses, but I need them in order to look for them.
Bu senin mi yoksa kız kardeşinin mi gözlüğü?Is that your or your sister's glass?
Hangi gözün ağrıyor?Which eye is hurting you?
Polyphemus'un, Neptün'ün oğlu, alnında bir gözü vardı.Polyphemus, the son of Neptune, had one eye in his forehead.
Kız kazadan sonra gözle görülür biçimde sarsıldı.The girl was visibly shaken after the accident.
Çevre kriziyle ilgili bu belgesel gerçek bir göz açıcıydı.That documentary about the environmental crisis was a real eye-opener.
Katolik Kilisesi prezervatif kullanımına göz yummamaktadır.The Catholic Church doesn't condone the use of condoms.
Senin gözde sanat türün nedir?What's your favorite kind of art?
Atomlar çıplak gözle görülemez.Atoms cannot be seen with your own eye.
Mary kuru gözleri için göz damlaları kullanır.Mary uses eyedrops for her dry eyes.
Mary ışığa karşı duyarlı olduğundan güneş gözlüğü takıyor.Mary is sensitive to light, so she wears sunglasses.
Mary okuma gözlüğünü kaybetti.Mary lost her reading glasses.
Aç gözlü insanlar her zaman daha fazla şey ister.Greedy people always want more stuff.
Tom yürüyen insanları gözlemlemeyi sever.Tom likes to observe the people walking by.
Tom kuşları gözlemlemeyi sever.Tom likes to observe birds.
Lavanta benim gözde bitkimdir.Lavender is my favorite plant.
Yatırım yaptığımda riski göze aldım.I took a risk when I made the investment.
Çocuklar yorgun olduklarında sık ​​sık gözlerini ovarlar.Children often rub their eyes when they are tired.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Gözlerini kapadı, dudaklarını sıktı ve öpmek için öne eğildi.She closed her eyes, pursed her lips and leaned forward for a kiss.
İçinde bulunduğumuz ekonomiden dolayı çok göze alamayız.I can't afford much because of the economy we are in.
Hangi güneş gözlüğü pembedir?What sunglasses are pink?
Kim güneş gözlüğü takıyor?Who wears the sunglasses?
Sen gözlerimin ışığısın.You are the light of my eyes.
Gökyüzündeki garip cisim çıplak gözle görülebilirdi.The strange object in the sky could be seen with the unaided eye.
Onun tembel bir gözü vardı.She had a lazy eye.
Gözleri yaşlarla doluydu.Her eyes were full of tears.
Gözüm karardı.I blacked out.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
göz ile cümle - Sayfa 15 - göz kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App