Bütün çikolata kutusunun dışında kiraz likörleri onun gözdeleridir.The cherry cordials are her favorites out of the whole chocolate box.
İnsan gözünün algılayamadığı ışık dalgaboyları vardır.There are wavelengths of light that the human eye cannot perceive.
Keskin bir göz olmadan keskin bir bıçak işe yaramaz.A sharp knife is nothing without a sharp eye.
Gözlük takmak senin daha entelektüel görünmeni sağlar.Wearing glasses makes you look more intellectual.
Gözlerinde yaşlar olan küçük bir kız annesini arıyordu.A little girl, with tears in her eyes, searched for her mother.
Hata nasıl gözlendi?How is the error observed?
Hata nasıl gözleniyor?How is the error observed?
Bana gözlüğümü ver.Give me my glasses.
Yavru köpeğin tek iyi gözü benimseme için yalvarıyor.The puppy's single good eye begs me for adoption.
Olduğundan daha kötü gözüküyor.It looks a lot worse than it is.
Elbise, senin gözlerini belli eder.The dress brings out your eyes.
Bunu göz önüne almak zorundasın.You have to take that into account.
"Tamam, tamam," dedi doktor. "Ben kesinlikle ona bir göz atacağım."Okay, okay," said the doctor. "I'll definitely take a look at her."
Güneş gözlerimi yakıyor.The sun burns my eyes.
Lütfen bagajıma göz kulak ol.Please look after my luggage.
Lütfen raporuma bir göz atar mısınız?Would you please look over my report?
Onun gözleri duvardaki tuvale takıldı.His eyes got stuck on the canvas on the wall.
Jeannie'nin saçları gözlerinden daha maviydi.Jeannie's hair was bluer than her eyes.
Patron, yazıhanenin üzerindeki balkonda işçileri gözleyerek gezindi.The boss strolled around the balcony above the office, observing the workers.
Onun çok güzel gözleri var.She's got such lovely eyes.
O, ev ödevini getirmeyi unuttu, gözaltı cezası aldı.He forgot to bring his homework, so he got detention.
Kendinden emin gözüküyordu.He seemed sure of himself.
Yıldızları incelemek için bir gözlemevi yaptı.He built an observatory to study the stars.
Jackson'ın gözleri buz gibi soğuklaştı.Jackson's eyes grew as cold as ice.
Jackson gözyaşlarını gizlemek için mücadele etti.Jackson fought to hold back his tears.
Katolikler dinlerini açıkça gözlemleyemedi.Catholics could not openly observe their religion.
O gözlük takar.He wears glasses.
Lütfen bu evraklara bir göz atar mısın?Would you please have a look at these papers?
Dün sabah bir gözleme yedim!Yesterday morning I ate a waffle!
Gözlerin güzel bir kadınla karşılaştığında, onu çok şaşırt.When your eyes encounter a beautiful woman, knock her out.
Bay Kinoshita gözlüklerini dün akşam ofiste bıraktı.Mr Kinoshita left his glasses behind in the office yesterday evening.
Kız gözlerini kapattı ve papazı dinledi.The girl closed her eyes and listened to the pastor.
Maria'nın mavi gözleri var.Maria has blue eyes.
O mavi gözlü bir Çinli Müslümandır.She's a blue-eyed Chinese Muslim.
Yürüdüğün yolu göz önünde bulundur.Consider the path.
Şimdi biraz gözleme yemek istiyorum.I would like to have some pancakes now.
Annem gözü yaşlı bana baktı.My mother looked at me with tears in her eyes.
Onun sağ gözü kördür.Her right eye is blind.
Sağ gözü kördür.Her right eye is blind.
Kızlar, romanı okuduktan sonra gözyaşı döktüler.The girls shed tears after reading the novel.
Polyphemus'un, Neptün'ün oğlu, önünde sadece bir gözü vardı.Polyphemus, son of Neptune, had only one eye in the front.
Gözlerini kapat ve ona kadar say.Close your eyes and count to ten.
Polis geceleyin şehri gözler.The police watch over the city during the night.
Gözlerime bak ve bana onu yapmadığını söyle.Look me in the eyes and tell me you didn't do it.
Gözünüzün yağını yiyeyim, bana biraz su verin.I beg you to give me a little water.
Kadınlar gözlemler ve erkekler düşünür.Women observe and men think.
O, gözlüklerini kaybettiği için o onu kendisi için okumasını rica etti.She asked him to read it for her because she had lost her glasses.
O, gözlerini ondan alamadı.She couldn't take her eyes off him.
O onun gözde şarkısını söylediğini duydu.She heard him sing his favorite song.
O onun hakkında düşündüğü için saatlerce gözüne uyku girmedi.She lay awake for hours thinking about him.
O, doğrudan onun gözüne baktı.She looked him right in the eye.
Gözleri kapalı olarak onun yanına oturdu.She sat next him with her eyes closed.
Şu gözlükler size uyar.Those glasses suit you.
Sanırım yeni bir çift gözlük almamın zamanıdır.I think it's time for me to get a new pair of glasses.
Sanırım gözlerimi kontrol ettirmemin zamanıdır.I think it's time for me to get my eyes checked.
Sanırım nasıl yaşadığımı yeniden gözden geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to reconsider how I've been living.
Ağacın altındaki kız üzgün gözüküyor.The girl under the tree looks sad.
Senin gözde etkinliğin nedir?What's your favorite activity?
Senin gözde içeceğin nedir?What's your favorite beverage?
Senin gözde masa oyunun nedir?What's your favorite board game?