Gözlerin yalan söylüyor.Your eyes are lying.
Gözlerim kaşıntılı hissediyor.My eyes feel itchy.
Gözlerim kumlu gibi.My eyes feel gritty.
Benim gözlerim rahatsız hissetti.My eyes feel irritated.
Gözün görebildiği kadarıyla kumdan başka bir şey yoktu.As far as the eye could see, there was nothing but sand.
Gözlerim acıyor.My eyes smart.
Gözümü açtığımda kendimi yerde yatarken buldum.I awoke to find myself lying on the floor.
Gözlerim kanlanmış.My eyes are bloodshot.
Gözlerim yorgun.I have eyestrain.
Gözlerim çok kolay yorulur.My eyes get tired very easily.
Gözleri bir araya geldi.Their eyes met.
Gözüme biraz kum kaçtı.I got some sand in my eye.
Gözüme bir böcek kaçtı ve onu çıkaramıyorum.I got a bug in my eye and I can't get it out.
Gözlerimden yaşlar geldi.Tears came to my eyes.
Bazı öğrenciler gözlerindeki göz yaşlarıyla ona baktı.Some students looked at her with tears in their eyes.
Gözü yaşsız kimse yoktu.There was not a man without tears in his eyes.
Gözlerimin bana oyun oynadıklarını düşündüm.I thought my eyes were playing tricks on me.
Bir insanın karnı doyar ama gözü doymaz.The eye is bigger than the belly.
Gözlerini aç.Open your eyes.
Gözlerimi açık tutamıyorum.I can't keep my eyes open.
Gözlerini açık tut.Keep your eyes open.
Gözlerini aç lütfen.Open your eyes, please.
Gözlerinizi kurulayın.Dry your eyes.
O, bir bankta gözleri kapalı oturuyordu.He was sitting on a bench with his eyes closed.
Gözlerini kapa, ve ona kadar say.Close your eyes, and count to ten.
Gözlerini kapa lütfen.Close your eyes, please.
Gözlerini kapatma.Don't shut your eyes.
Gözlerin kapalı olarak bir süre bankta uzan.Lie on the bench for a while with your eyes closed.
Gözlerini kapa ve uyu.Close your eyes and go to sleep.
Göz damlası satın almak istiyorum.I'd like to buy eye drops.
Kuş gözlemciliği güzel bir hobi.Bird watching is a nice hobby.
Bütçeyi gözden geçirdim ve maliyetleri düşürmeye karar verdim.I reviewed the budget, and decided to cut costs.
Senin gözlerin midenden daha büyükler.Your eyes are bigger than your stomach.
Aç gözlülükle karnını doyuramazsın.Your eyes are bigger than your stomach.
Gözyaşları Alice'in yanaklarından aşağı aktı.Tears ran down Alice's cheeks.
Göz yaşları onun yanaklarından aşağı yuvarlandı.Tears rolled down his cheeks.
Bir gözyaşı onun yanağından aşağıya süzüldü.A tear ran down her cheek.
Gözyaşları yüzümden aşağı süzüldü.Tears ran down my face.
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.Tears rolled down my cheeks.
Gözlerim sulanıyor.My eyes are watering.
Gözyaşları onun yanaklarından aşağı akıyordu.Tears were running down her cheeks.
Gözlerini gözyaşları doldurdu.Tears filled her eyes.
Gözyaşlarına boğulmuş ve konuşamamıştı.She was choked with tears and was unable to speak.
Bana gözyaşı kanalımın tıkandığı söylenildi.I was told my tear duct was blocked.
Tren gözden kayboldu.The train disappeared from view.
Yaşlı adam hayata gözlerini kapadı.The old man breathed his last.
Yaşlı adam gözleri kapalı bankta oturdu.The old man sat on the bench with his eyes closed.
Fakat diğer şeylerin de göz önünde bulundurulması gerekirdi.But other things would need to be taken into account as well.
Bak! O dükkan az önce açıldı! Neden bir göz atmıyoruz?Look! That shop's just opened! Why not take a look?
Kontakt kullandığımda gözlerim kuruyor ve kızarıyor.When I use contacts, my eyes feel dry and become red.
"Ryu, göremiyorum!" "Doğal, çünkü senin gözlerini kapıyorum.""Ryu, I can't seeee!" "Naturally, that's because I'm covering your eyes."
Gözetlemede muhtemelen büyük bir hata olduğunu zannediyorum.I think that it likely that there was a major fault in the lookout.
Göz açıp kapayıncaya kadar, tenis topu büyüklüğünde meyveli börek kaybolmuştu.In the blink of an eye, the tennis-ball-sized dumpling had disappeared.
Polisler onu gözetliyor.The cops are keeping tabs on him.
Antlaşmanın ruhu göz ardı edildi.The spirit of the treaty was ignored.
Dikkat et! Bir polis ajan etrafı gözetliyor.Watch out! A police spy is snooping around.
Haberi duyar duymaz, o gözyaşlarına boğuldu.As soon as she heard the news, she burst into tears.
O, haberi duyar duymaz gözyaşlarına boğuldu.As soon as she heard the news, she burst into tears.
Gözleri sevinçten parıldıyordu.His eyes were shining with joy.
Senin gözlerindeki gözyaşlarını görüyorum.I see tears in your eyes.