O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.El a făcut ce este rău înaintea Domnului, întocmai cum făcuse tatăl său.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Ele fez o que era mau aos olhos do Senhor, conforme tudo o que seu pai tinha feito.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Él hizo lo malo ante los ojos de Jehovah, conforme a todas las cosas que había hecho su padre
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.És gonoszul cselekedék az Úr szemei elõtt mind a szerint, a mint az õ atyja cselekedett volt.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Fece ciò che è male agli occhi del Signore, secondo quanto aveva fatto suo padre
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Giê-hô-gia-kin làm điều ác trước mặt Ðức Giê-hô-va và theo trọn các gương của cha mình.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Giê-hô-gia-kin làm điều ác trước mặt Ðức_Giê - hô-va và theo trọn các gương của cha mình .
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Han gjorde, hvad der var ondt i HERRENs Øjne, ganske som hans Fader.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Han gjorde hvad ondt var i Herrens øine, aldeles som hans far hadde gjort.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Han gjorde vad ont var i HERRENS ögon, alldeles såsom hans fader hade gjort.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Hän teki sitä, mikä on pahaa Herran silmissä, aivan niinkuin hänen isänsä oli tehnyt.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.I činil to, což jest zlého před očima Hospodinovýma, všecko tak, jakž byl činil otec jeho.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Il fit ce qui est mal aux yeux de l`Éternel, entièrement comme avait fait son père.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.In delal je, kar je bilo hudo v očeh GOSPODOVIH, po vsem, kar je bil delal oče njegov.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.여호야긴이 그 부친의 모든 행위를 본받아 여호와 보시기에 악을 행하였더라
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Seperti ayahnya, Yoyakhin pun berdosa kepada TUHAN
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Und er tat, was dem HERRN übel gefiel, wie sein Vater getan hatte.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Zijn bewind was goddeloos, net als dat van zijn vader.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Και επραξε πονηρα ενωπιον του Κυριου, κατα παντα οσα επραξεν ο πατηρ αυτου.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.И делал он неугодное в очах Господних во всем так, как делал отецего.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.Той върши зло пред Господа, съвсем както бе направил баща му.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.ויעש הרע בעיני יהוה ככל אשר עשה אביו׃
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.وعمل الشر في عيني الرب حسب كل ما عمل ابوه.
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.約 雅 斤 行 耶 和 華 眼 中 看 為 惡 的 事 、 效 法 他 父 親 一 切 所 行 的
O da babası gibi RABbin gözünde kötü olanı yaptı.約雅 斤 行 耶和華 眼 中看 為惡 的 事 、 效法 他 父親 一切 所 行的
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Ali ni naju štel za tujki sebi? Saj naju je prodal in tudi izkupiček za naju je požrl.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Avagy nem úgy tartott-é minket mint idegeneket? midõn minket eladott, és értékünket is teljesen megemésztette.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Či nie sme u neho považované za cudzie? Lebo však nás predal a k tomu aj zjedol naše peniaze.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Eikö hän pitänyt meitä kuin vieraita, koska myi meidät ja söi suuhunsa meistä saamansa hinnan.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Har han ikke aktet oss som fremmede? Han har jo solgt oss og selv fortært det han fikk for oss.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Har han ikke regnet os for fremmede Kvinder, siden han solgte os og selv brugte de Penge, han fik for os?
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Hat er uns doch gehalten wie die Fremden; denn er hat uns verkauft und unsern Lohn verzehrt;
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Hij heeft ons behandeld als vreemden en ons verkocht. Van dat geld is al niets meer over.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.아버지가 우리를 팔고 우리의 돈을 다 먹었으니 아버지가 우리를 외인으로 여기는 것이 아닌가
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Não somos tidas por ele como estrangeiras? pois nos vendeu, e consumiu todo o nosso preço.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.¿No nos considera él ya como extrañas, puesto que nos vendió y se ha comido del todo nuestro precio
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Nu sîntem noi oare privite de el ca nişte străine, fiindcă ne -a vîndut, şi ne -a mîncat şi banii?
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Vì người đã gả bán chúng tôi và ăn xài hết tiền bạc bán nữa, há người chẳng đãi chúng tôi như người dưng ư?
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Vì người đã gả_bán chúng_tôi và ăn_xài hết tiền_bạc bán nữa , há người chẳng đãi chúng_tôi như người_dưng ư ?
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Zdaliž nejsme počteny před ním za cizí? Nebo prodal nás, ano i peníze naše do čista utratil.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.δεν εθεωρηθημεν υπ' αυτου ως ξεναι; διοτι επωλησεν ημας και ακομη ολοκληρως κατεφαγε το αργυριον ημων.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.не за чужих ли он нас почитает? ибо он продал нас и съел даже серебро наше;
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.Не счете ли ни той като чужденки, защото ни продаде и даже изяде дадените за нас пари?
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.הלוא נכריות נחשבנו לו כי מכרנו ויאכל גם אכול את כספנו׃
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.ألم نحسب منه اجنبيتين. لانه باعنا وقد اكل ايضا ثمننا.
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.我 們 不 是 被 他 當 作 外 人 麼 . 因 為 他 賣 了 我 們 、 吞 了 我 們 的 價 值
‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.我 們 不 是 被 他 當作 外人 麼 . 因為 他 賣 了 我 們 、 吞 了 我 們 的 價值
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Bagi Allah, bahkan bulan pun tidak terang, dan bintang dianggapnya suram
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Ecco, la luna stessa manca di chiarore e le stelle non sono pure ai suoi occhi
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Eis que até a lua não tem brilho, e as estrelas não são puras aos olhos dele;
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,God heeft zoveel heerlijkheid dat zelfs de maan en de sterren vergeleken bij Hem in het niet vallen.
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Hľa, ani mesiac mu nesvieti dosť jasne, a hviezdy nie sú čisté v jeho očiach.
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Hle, ani měsíc nesvítil by, ani hvězdy nebyly by čisté před očima jeho,
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Iată, în ochii Lui nici luna nu este strălucitoare, şi stelele nu sînt curate înaintea Lui;
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Katso, eipä kuukaan ole kirkas, eivät tähdetkään ole puhtaat hänen silmissänsä;
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Kìa , mặt_trăng không chiếu sáng , Các ngôi_sao chẳng tinh sạch tại trước mặt Ngài thay :
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Kìa, mặt trăng không chiếu sáng, Các ngôi sao chẳng tinh sạch tại trước mặt Ngài thay:
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,하나님의 눈에는 달이라도 명랑치 못하고 별도 깨끗지 못하거든
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Nézd a holdat, az sem ragyogó, még a csillagok sem tiszták az õ szemei elõtt.
Onun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse,Oto i miesiącby nie świecił i gwiazdyby nie były czyste w oczach jego: