‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Et il dit: Seigneur, si j`ai trouvé grâce à tes yeux, ne passe point, je te prie, loin de ton serviteur.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,in reče: Gospod moj, če sem našel milost v tvojih očeh, ne pojdi, prosim, mimo svojega hlapca.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,I rzekł: Panie mój, jeźlim teraz znalazł łaskę w oczach twoich, nie mijaj, proszę, sługi swego.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,ja sanoi: "Herrani, jos olen saanut armon sinun silmiesi edessä, älä mene palvelijasi ohitse.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,가로되 내 주여 내가 주께 은혜를 입었사오면 원컨대 종을 떠나 지나가지 마옵시고
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,och sade: »Herre, har jag funnit nåd för dina ögon, så gå icke förbi din tjänare.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,og sagde: "Herre, hvis jeg har fundet Nåde for dine Øjne, så gå ikke din Træl forbi!
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,og sa: Herre! Dersom jeg har funnet nåde for dine øine, så gå ikke din tjener forbi!
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,und sprach: HERR, habe ich Gnade gefunden vor deinen Augen, so gehe nicht an deinem Knecht vorüber.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,và thưa rằng: Lạy Chúa, nếu tôi được ơn trước mặt Chúa, xin hãy ghé lại nhà kẻ tôi tớ Chúa, đừng bỏ đi luôn.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Y dijo: --Señor, si he hallado gracia ante tus ojos, por favor, no pases de largo a tu siervo
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,και ειπε, Κυριε μου, εαν ευρηκα χαριν εις τους οφθαλμους σου, μη παρελθης, παρακαλω, τον δουλον σου
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,Господарю мой, ако съм придобил твоето благоволение, моля Ти се, не отминавай слугата слугата Си.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,и сказал: Владыка! если я обрел благоволение пред очами Твоими, не пройди мимо раба Твоего;
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,ויאמר אדני אם נא מצאתי חן בעיניך אל נא תעבר מעל עבדך׃
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,وقال يا سيد ان كنت قد وجدت نعمة في عينيك فلا تتجاوز عبدك.
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,說 、 我 主 、 我 若 在 你 眼 前 蒙 恩 、 求 你 不 要 離 開 僕 人 往 前 去
‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,說 、 我 主 、 我 若 在 你 眼前 蒙恩 、 求 你 不 要 離開 僕人 往 前去
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Ale načapal ho pozorný vyšetřovatel a byl odsouzen.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Dar a fost reperată de un investigator ager, și a fost condamnat.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Dies aber wurde von einem scharfäugigen Ermittler entdeckt und er wurde überführt.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Dit werd echter gespot door een onderzoeker en hij werd veroordeeld.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Ezt viszont kiszúrta egy sasszemű felügyelő, és letartóztatták.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Hal ini ditemukan oleh seorang peneliti, dan ia terbukti bersalah.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Isso foi descoberto por um investigador de olho clínico, e ele foi condenado.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.하지만 이것이 예리한 조사관에게 발각되어서 유죄 판결을 받았습니다.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Lenže toto spozoroval jeden bystrý vyšetrovateľ a usvedčil ho.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Mais un inspecteur minutieux l'a repéré et il a été condamné.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Ma questo venne scoperto da un investigatore dall'occhio di falco, e ICEMAN fu condannato.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Men det blev opdaget af et falkeblik hos en efterforsker og han blev dømt.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Pero esto fue descubierto por un investigador avezado y entonces fue condenado.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Zostało to odkryte przez jednego z bystrych śledczych, i chłopak został skazany.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Αλλά αυτό εντοπίστηκε από έναν ερευνητή, και καταδικάστηκε.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Но това било забелязано от внимателен следовател, и той бил осъден.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Проте це не залишилось непоміченим для пильного ока, і його засудили.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.Это было замечено зорким следователем, и он был осуждён.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.אך זה אותר על ידי חוקר חד עין כנשר והוא הורשע בדין.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.و لكن تم اكتشاف ذلك عن طريق محققي عين النسر، و تم إدانته.
Fakat bu dikkatli bir müfettişin gözünden kaçmadı, ve yakayı ele verdi.彼は有罪となりました 刑務所では金融詐欺師達の
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Ale nyní na to pohlédněme očima trávy.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Ale spójrzmy znów na to oczyma trawy.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Bekijk het nu vanuit het standpunt van het gras.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Dar sa privim aceasta din nou din perspectiva ierbii.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Doch nun schauen Sie sich die Sache aus dem Blickpunkt des Grases an.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.하지만 이제 풀의 관점에서 그것을 바라보십시오.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Ma guardando la cosa dal punto di vista dell'erba, ora.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Mais regardons les choses du point de vue de l'herbe, maintenant.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Nhưng bây giờ hãy nhìn nó từ góc nhìn của loài cỏ
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Pero ahora veámoslo desde el punto de vista de la hierba.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Tapi coba sekarang kita lihat dari sudut pandang rumput.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.Αλλά ας το δούμε τώρα από την οπτική του χορταριού.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.А сега да погледнем през очите на тревата.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.А теперь посмотрите на это с точки зрения травы.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.אבל תסתכלו על זה כעת מנקודת מבטו של העשב.
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.لكن انظر إليها من وجهة نظر العشب الآن
Fakat buna çimenlerin gözünden bakın şimdi.これをやると草には何が起きるのでしょう
Gelip geçenlerin gözünde viran olan ülkenin toprakları işlenecek.A tak země pustá bude dělána, kteráž prvé byla pouští před očima každého tudy jdoucího.
Gelip geçenlerin gözünde viran olan ülkenin toprakları işlenecek.Ðất hoang vu sẽ cầy cấy, dầu mà trước đã hoang vu trước mắt mọi kẻ đi qua.
Gelip geçenlerin gözünde viran olan ülkenin toprakları işlenecek.Ðất hoang_vu sẽ cầy cấy , dầu mà trước đã hoang_vu trước_mắt mọi kẻ đi qua .
Gelip geçenlerin gözünde viran olan ülkenin toprakları işlenecek.det ødelagte Land skal dyrkes, i Stedet for at det har været en Ødemark for alles Øjne, som kom forbi.