gözün ile cümle

gözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ev İyesi, İnsanlann gözüne yılan şeklinde göründüğü zaman, ona dokunulmaz.Azonban a cseléd embernek darutoll nem dukált.
En temel sonucu, gerçeklik karşısında gören gözün yanılabililiğini açık bir şekilde ortaya koyması olmuştur.A másik fontos szempont, hogy a virtuális valóságban megjelenő tárgyaknak természetesnek kell tűnniük.
Oyun, Black Mesa'da çalışan güvenlik görevlisi Barney Calhoun'un gözünden tesiste yaşananları konu almaktadır.Pelaaja ohjaa turvamies Barney Calhounia, jonka silmin tapahtumat kuvataan.
Aç Gözünü (şarkı), Füsun Önal şarkısı.Sinä olet aamuni valo: Tuomasmessun lauluja.
Gözünü aç.Avaa silmäsi!.
Gözün alazlanması da aynı anlama gelir.Sama koskee silmän nauttimista.
Gözün iris bölümü bu kuşu benzer türlerden ayıran özelliği olarak beyaz renklidir.Iiris on lähes valkoinen, mikä erottaa sen lähisukuisista lajeista.
İşte o gün Zuko, babasının gözünde kaybolan onurunu geri kazanmak için Avatar'ı yakalamaya karar verir.Sarjan alussa Zuko pyrkii palauttamaan kunniansa isänsä silmissä etsimällä käsiinsä Avatar Aangin.
Gözün gördüğü bir şey nasıl kaybolurdu?Mihin katosi hurja jätti?
Genellikle, saçları bir gözünü kapatır.Hiukset pidettiin yleensä kiinni.
Fakat son saniyede gözünü kırpar.Hän kuitenkin malttoi mielensä viime hetkellä.
Olur mu? / Gözünaydın" adlı albümünden "Gözünaydın", "Olur mu...Levyn nimeksi tuli "Kuinka tänään voit?"
O, Rab’bin gözünde büyük olacak.Hän teki sitä, mikä on pahaa Herran silmissä.
Duyun artık, gözünüzü açın." ifadeleri yer alıyordu.He olivat: 'Okei, ehdotus huomioitu!'
Ayrıca insan gözünün net olarak göremeyeceği şekilde hızlı hareket edebilirler.Tekniikat ovat niin nopeita, että niitä ei pysty paljain silmin havaitsemaan.
Rothenburg'a Nazi ideologlarının gözünde özel bir önem verildi.Το Ρότενμπουργκ είχε ξεχωριστή σημασία για τους ιδεολόγους Ναζί.
İyi bir saray terbiyesi alan Şehzade Selim zamanla babasının gözünde büyük değer kazandı.Ο Σελίμ, ο οποίος ήταν ένας καλός δάσκαλος στο παλάτι, κέρδισε μεγάλη αξία στα μάτια του πατέρα του.
"'You're Not Sorry'yi dinlerken gözünüze peri tozu kaçmış gibi hissedebilirsiniz.Κι όταν απανωτές λέτε τις προσευχές σας, εγώ δεν τις ακούω, γιατί τα χέρια σας είναι στο αίμα βουτηγμένα».
Sağ gözünü kaybettikten sonra göz bandı kullanmaya başladı.Τελικά έχασε την όρασή του από το δεξί μάτι.
Jessie'nin annesi, oğluyla hep ilgilenmek ister fakat her zaman yüzüne gözüne bulaştırır.Η μητέρα του Σαμ έχει μεγάλη επιρροή και προσπαθεί συνέχεια να του φτιάξει την καριέρα.
Bir adamın gözünü çıkaranın gözü çıkarılır.Μπορεί να καταφέρετε να κλείσετε το στόμα ενός ανθρώπου.
Elinde plançeta, gözünde gözlüğüyle dolaşır ve bilmediği bir şey yoktur.Φοράει γυαλιά και δεν βλέπει σχεδόν καθόλου χωρίς αυτά.
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.Uforskammet spottede han mig, som om han betragtede mig som forhadt af ham.
Örneğin Umacı yıldızının Gorgon Medusa’nın gözünü temsil ettiğine inanılırdı.Et eksempel er stjernen Algol, der tænktes at repræsentere Medusas øje.
Amy gözünü kırpar ve Ağlayan Melek onu da geçmişe gönderir.Daniel ser synet og en engel udlægger synet for ham.
Ancak teknik direktör Alfredo Murça'nın gözüne giremedi.DR.dk Forsker: Du kan ikke undgå listeria.
Böylece sağ gözünden Kasım, sol gözünden Nâsır doğar.Han er født blind på sit højre øje.
Bu genişleme, I. Ardeşir'in derebeyi olan IV. Artabanus'un gözünden kaçmadı.Denne ekspansion bragte påkaldte sig kong Artabanus IV af Arscacids opmærksomhed.
Kıyıya çıkmayı sevmez ve insanların gözüne de görünmezmiş.Han bor alene i en grotte og kan ikke lide nogen mennesker.
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.I en alder af 15 mistede han synet på sit venstre øje i en ulykke, og øjet måtte senere fjernes.
1954 - Sammy Davis, Jr., San Bernardino-Kaliforniya'da geçirdiği bir trafik kazasında sol gözünü kaybetti.1954 – Sammy Davis jr. mister sitt venstre øye i en bilulykke i San Bernardino i California.
Hayatının son yirmi yılında Aleskios halk gözünde popülerliğini kaybetmişti.I løpet av de siste tyve årene av hans liv mistet Alexios mye av sin popularitet.
Amaterasu, babası İzanagi'nin sol gözünden doğmuştur.Amaterasu ble født fra det venstre øyet til Izanagi.
Yoldaki üçüncü gözünüz".«Den tredje veien».
Optik bölmeler her bir gözün arkasında bulunur ve görsel uyarıyı sağlar.De optiske lappene finnes bak hvert øye, og prosesserer visuell stimuli.
Rühmann izleyicilerin gözünde hiçbir zaman nasyonal sosyalistlerin adamı olarak görülmedi.Ingen av avisens redaktører gikk heller noensinne over til nasjonalsosialistenes krets.
VII. Kleopatra, Sezar'ın gözüne girme konusunda daha başarılı olmuş ve onun aşkını kazanmıştır.Kleopatra viste seg å lykkes bedre i å vinne Caesar sin gunst og ble hans elsker.
Kitap üçüncü kişinin gözünden anlatılmaktadır.Romanen er skrevet med tredje persons allvitende synsvinkel.
Tom gözlerini açık tutabilsin diye gözüne özel lens yerleştirildi.Det kan fritt oversettes til å bære øynene på stilk.
Genellikle, saçları bir gözünü kapatır.Bakhodet er vanligvis tett hårete.
İğne deliği gözün üzerindeki şeffaf hücreler, aralarında bir sıvı bulunan iki katmana ayrıldı.Den var laget av smijern og hadde to buer som la seg over hverandre, fra den synsvinkelen hun hadde.
M37, 1749 yılında M36 ve M38'i yeiden keşfeden Le Gentil'in gözünden kaçmıştı.M37 ble oversett av den franske astronomen Guillaume Le Gentil da han gjenoppdaget M36 og M38 i 1749.
Güneş Ra'nın sembolüdür; tüm vücudunu ya da gözünü temsil eder.Solskiven var enten sett som Ras legeme eller øye.
Sonrasında Maryse, Ziggler'ın gözüne biber gazı sıktı.Maria røper hemmeligheten med de grønne øynene til Jørgen.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.Hevelsen er lettest å se foran øret.
Fakat gözün ışınları nasıl yakaladığını açıklayamadı.Dette uten at han selv riktig var i stand til å forklare hvordan øyet fanget lysstråler.
Sadako'nun gösterdiği cesaret, onu Japon çocuklarının gözünde kahraman yaptı.Hun introduserte Sorge for Ozaki, som ble Sorges viktigste informant i Japan.
Luanda’daki bir kaza sırasında tek gözünü kaybetmiştir.Ia kehilangan satu mata di dalam suatu kecelakaan ketika berburu.
Gözün alazlanması da aynı anlama gelir.Efeknya juga sama dengan mata kita.
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Tetapi ia dipandang oleh kedua bakal menantunya itu sebagai orang yang berolok-olok saja.
Daha o zamanlardan gözünü çok daha fazlasına dikmişti.Dia telah memandang keluar untuk dirinya sendiri sejak saat itu.
Bunu koyun terazinin gözüne.Tutup lubang dengan tanah liat.
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.Hal itu dikarenakan ia sangat berani dalam menyatakan pandangannya layaknya seekor anjing yang menyalak.
Bu davranışları başlangıçta ona halkın gözünde oldukça ün kazandırdı.Hal ini membuat reputasinya jatuh di mata rakyat.
Bu eserde hikâye Watson isimli karakterin gözünden anlatılır.Itulah bagaimana yang digambarkan oleh sejawatnya Holmes, Dr.Watson.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.Apa yang aku lihat di garis depan sangat mengkhawatirkanku.
Gözüne baktığı kişinin gönlünü okuyor, içinden geçenleri hisseden biridir.Hal itu terjadi seolah-olah ia melihat, mendengar, dan merasakan dari yang dibacanya.
M37, 1749 yılında M36 ve M38'i yeiden keşfeden Le Gentil'in gözünden kaçmıştı.M37 luput dari pengamatan astronom Prancis Guillaume Le Gentil saat ia mengamati M36 dan M38 tahun 1749.
Kitap üçüncü kişinin gözünden anlatılmaktadır.Peristiwa ini dicatat dalam Kitab Hakim-hakim pasal 3.
Saçı sol gözünü kapatır.Hilda biasanya membuat mata kirinya tertutup.

İlgili Sayfalar