"Gözümüz aydın!Szeme világosbarna.
Gözümde bir şey var.Valami van a szememben.
"Gözüm her zaman Beşiktaş'ın üzerindeydi".Melkein kaikilla oli sinimarja silmän alla.»
Ahmet Selçuk İlkan) İki Gözüm (Söz.Vexi Salmi) Kahden rakastuneen unelmat (säv.
Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım.Seisoin vaaran harjalla paljain päin ja suljin syliini mitä näin.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Οι κεραίες φύονται μπροστά στους οφθαλμούς.
"Ayrılık Deme Bana" "Sevdan Gözümün Bebeği" "Olmaz mı?""Thank you" "Stay My Baby" "Look The Other Way" "Is It Love?"
Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım.Hann svipti mig vinnunni Han tog mit job fra mig.
Köz göze, gözüm göze, Ustan geldi, özün çek.”Ja. forsiktig, forsiktig, hit, nei her, forsiktig, forsiktig.
Sahneyi son gördüğümde gözümden yaşlar süzüldü, çünkü hikâyenin nasıl sonuçlanacağını biliyordum.Da jeg så den første rapporten kom hadde jeg en samtale med ham fordi jeg undret meg over konklusjonene.
Gözümle ilgili problem vardı.Et blunk med øyet.
O bir çift göz ve yüzden başka bir şeyi gözüm görmüyordu.Det har gitt et annet blikk, og andre resultater.
Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım.Tôi đã quyết định vào thành và đã phải chứng kiến sự tàn phá bằng chính mắt mình.
"Gözümüz aydın!Con mắt thần bí!
Her şey dün gibi gözümün önünde.「すべてが目の前にあるみたいだった。
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".眼は顔の前方に位置する。
"Gözümüz aydın!こだまの着眼!
Tek gözümüz bağlı gibi çalışıyorduk.草尾は一作目を担当した。
Yani olayı “gözümle görmüş gibi kesin olarak biliyorum” denir.これは素顔を知っている私には、目をみひらくような驚きであった」と評している。
O bir çift göz ve yüzden başka bir şeyi gözüm görmüyordu.その姿は相応と玄照だけに見え、他のものには見えなかった。
Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım.そして、全部まとめて、僕の目の前でゴミ箱の中にバサッと捨てたんです。
Ahmet Selçuk İlkan) İki Gözüm (Söz.アイズ (eyes 他) eyes - 目(複数形)・両眼。
Benim gözüm de arkada kalmaz.後方視界は全く無い。
Örneğin; "Ooo karga cenapları, ne kadar şirinsiniz!" dedi tilki, "Gözüm kör olsun yalanım varsa!"納哈出は乃剌吾を見るや「おまえ、生きていたのか!」と驚き、乃剌吾は朱元璋の世話になっていたことを伝えた。
Oysa ışınlar gözümüzden çıksaydı her tarafı görmemiz gerekirdi.すべての光を、物質を飲み込む筈だった。
Sol gözüm seğiriyor.左のまぶたがぴくぴくする。
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".左右大驚,相顧以目。
Benim gözüm de arkada kalmaz.手少陰,心經也。
1.Biz Ayrılamayız 2.Dediler Zamanla Hep 3.Hiçbir şeyde Gözüm Yok 4.Böyle Ayrılık Olmaz三時分有,謂如是事,此時分有,彼時分無。
Yansıyan ışık gözümüze ya da kamera merceğine çarpar.按一下電燈開關或望向鏡子。
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".“진양조엔 눈이 내리고,.
"'Polat Alemdar'ın yerinde gözümüz yok".또한 우리는 오라버니가 어디 있는지 모릅니다."
Güneş içteki gökkuşağındaki kırmızı renk ve gözümüzün açısı 42 derecedir.무지개각은 빨간색 빛의 경우 42˚이고 보라색 빛은 41˚이다.
2 düzenleme ile Caner Tepecik (Haybeye, Ağla Gözüm) olmuştur.두개는 다시 미간(머리의 중심엽)과 고정볼(fixed cheek)로 나뉜다.
Dayanamadım; açtım ağzımı, yumdum gözümü.לא יכולתי לשמוע את עצמי, לראות את עצמי, הייתי חשופה.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".הוא הולך ומתפתח ממש מול עינינו."
O zamanlar gözüme çok gülünç görünmüştü, ki bugün de aynı ölçüde gülünç görünüyor.Тогава изглеждаше нелепа за мен, и днес изглежда също толкова лошо.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Поредица „Очи в очи“.
Her şey dün gibi gözümün önünde.Предавам всичко, както го видях.
Gözümüz yan yana duran noktacıkları birlikte algılar.Техните предни редове се смесиха с нашите.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Ljudi procjenjuju po vašim očima.
Yansıyan ışık gözümüze ya da kamera merceğine çarpar.Stlačte vypínač svetla alebo sa pozrite do zrkadla.
Benim gözüm de arkada kalmaz.Nesmieme tedy ani my zaostať.
Gözümün önünde adeta bir Messi kopyası gördüm.Pri tej príležitosti mu bola na tamojšej fare odhalená pamätná tabuľa.
Şimdiye kadar kameraya karşı çıktık ve onu gözümüzün çalışmasını kopyalamaya zorladık.Prinútili ma vypočuť si tú pásku a ja som si skoro oči vyplakala.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Obrnili so se k družbi, ki se je razvijala pred njihovimi očmi.
Sahneyi son gördüğümde gözümden yaşlar süzüldü, çünkü hikâyenin nasıl sonuçlanacağını biliyordum.Tokrat cel proces izdelave razumem veliko bolje, ker sem šla čez vse.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Jie lašinami į akį.
Gözümüzle gördüklerimizin; katı, sıradan, birbirinden farklı ve ayrı olduklarına inanırız.Mes tikime, kad tai, ką mes matome yra vientisa ir įprasta.
Gözümle ilgili problem vardı.Pasitaiko kelio, akių problemų.
Her şey dün gibi gözümün önünde.Visos datos – prieš mūsų erą.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Bahkan di abad ke 21 keselamatan museum, aku merasa terintimidasi
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Chiar in sec al XXI-lea, in siguranta muzeului, ma simt putin intimidat.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Dokonca aj v bezpečí múzea 21. storočia pociťujem istý strach.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Incluso en el siglo XXI en la seguridad del Museo, me siento un poco intimidado.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.I přes to, že jsme v 21. století v bezpečí muzea, mám trochu strach.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Pur essendo nel XXI secolo, al sicuro nel museo, mi sento un po' spaventato.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Sogar im 21. Jahrhundert, in der Sicherheit eines Museums, fühle ich mich ein wenig eingeschüchtert.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Zelfs in de 21ste eeuw in de veiligheid van het museum, ik voel me een beetje geïntimideerd.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Даже в XXI-м веке в безопасности музея я чувствую себя немного напуганным