Ana içeriğe geç
Sözlük

gözüm ile cümle

gözüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!Od Pana się to stało, a jest dziwno w oczach naszych.
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!παρα Κυριου εγεινεν αυτη και ειναι θαυμαστη εν οφθαλμοις ημων.
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!От Господа е това, И чудно е в нашите очи.
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!מאת יהוה היתה זאת היא נפלאת בעינינו׃
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!‎من قبل الرب كان هذا وهو عجيب في اعيننا
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!這 是 耶 和 華 所 作 的 、 在 我 們 眼 中 看 為 希 奇
RABbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!這是 耶和華 所 作 的 、 在 我 們 眼中 看為 希奇
Resimde gözüme çarpan ilk şey, resmin tam ortasında adeta patlayan pembe alan.Prvá vec, ktorú som si všimla je ružová a biela krajka- čipka v centre obrazu.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Chuyện đó...
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Guardami.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Kijk naar mij.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.나를 봐~
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Lihat aku.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Pozri sa na mňa.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Priveste-ma.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Regardez-moi.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Sieh mich an.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Spójrz na mnie
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Titta på mig.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Κοίταξέ με.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Взгляни на меня.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.Погледни ме.
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı..תסתכלי אליי
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.إنظر الي
Sadece sınav salonuna girene dek gözümü üstünden ayırmayacağım. bu can sıkıcı can sıkıcı.私の目を見ろ 私の瞳と心には君しかいないんだ
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.1兆の眼と耳と感覚を持っています そうしたものはFlickrやPhotosynth -
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Entonces tenemos un trillón de ojos, orejas, y tactos, por medio de todas nuestras fotos y cámaras.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.결국 우리가 무수히 많은 눈과 귀, 감촉을 모든 디지털 사진과 카메라를 통해 갖게되는 거니까요.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Mamy więc trylion oczu, uszu i dotknięć, poprzez wszystkie nasze aparaty cyfrowe i kamery.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Meillä on billjoona silmää, korvaa ja kosketusta kaikkien digitaalisten kuvien ja kameroiden kautta.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Trilliónyi szemünk, fülünk és tapintásunk van, digitális fotóink és kameráink révén.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Vi har en triljon ögon och öron, genom alla våra digitala foton och kameror.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.We krijgen een biljoen ogen, oren en voelers door al onze digitale foto's en camera's.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.Wir haben Billionen von Augen, Ohren, Hände durch all unsere digitalen Bilder und Kameras.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.И така разполагаме с трилиони очи, уши, и докосвания, посредством всички наши цифрови снимки и фотоапарати..
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.אז יש לנו טריליוני עיניים, ואזניים, ונגיעות באמצעות כל התמונות הדיגיטליות שלנו והמצלמות.
Sahip olduğumuz onca dijital fotoğraflar ve kameralar sayesinde, bir trilyon gözümüz, kulağımız, cildimiz var.أذن لدينا تريلليون عين، واذن، وملمس، عبر كل صورنا الرقمية وآلالات تصويرنا.
Sanırım gözümde bir damla yaş var dünyamın kralı gibi hissediyorumCred ca am o lacrima-n ochi Ma simt regele Lumii mele
Sanırım gözümde bir damla yaş var dünyamın kralı gibi hissediyorumJe crois que j'ai la larme à l'œil
Sanırım gözümde bir damla yaş var dünyamın kralı gibi hissediyorumMyslím, že som slzu v oku Cítim sa ako kráľ môjho sveta
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.A ty si riekol svojim služobníkom: Doveďte ho sem dolu ku mne, aby som ho videl.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Då sade du till dina tjänare: 'Fören honom hitned till mig, så att jag kan låta mitt öga vila på honom.'
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Da sprachst du zu deinen Knechten: Bringet ihn herab zu mir; ich will ihm Gnade erzeigen.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Então tu disseste a teus servos: Trazei-mo, para que eu ponha os olhos sobre ele.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.És azt mondád a te szolgáidnak: Hozzátok én hozzám azt, hogy szemeimet reá vessem.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.In rekel si hlapcem svojim: Dejte, da pride doli k meni in ga vidim s svojimi očmi.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.I řekl jsi služebníkům svým: Přiveďte ho ke mně, a pohledím na něj.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.주께서 또 종들에게 이르시되 그를 내게로 데리고 내려와서 나로 그를 목도하게 하라 하시기로
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Niin sinä sanoit palvelijoillesi: `Tuokaa hänet tänne minun luokseni, että silmäni saisivat katsella häntä`.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Og du sa til dine tjenere: Før ham ned til mig, så jeg kan få se ham med mine egne øine!
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Potem mówiłeś do nas sług swoich: Przywiedźcie go do mnie, abym go oglądał oczyma memi:
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Så sagde du til dine Trælle: Bring ham med herned til mig, at jeg kan se ham med egne Øjne!
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Toen zei u tegen ons: 'Breng hem hier, zodat ik hem kan zien.'
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Tu ai spus robilor tăi: ,,Aduceţi -l la mine ca să -l văd cu ochii mei.``
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Tuanku menyuruh kami membawa dia kemari, supaya Tuanku dapat melihatnya
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Tu as dit à tes serviteurs: Faites-le descendre vers moi, et que je le voie de mes propres yeux.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Tu avevi detto ai tuoi servi: Conducetelo qui da me, perché lo possa vedere con i miei occhi
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Tú dijiste a tus siervos: "Traédmelo para que lo vea.
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Vả , chúa có dặn rằng : Hãy dẫn nó xuống đến ta , hầu cho ta thấy nó được tận_mắt .
‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.Vả, chúa có dặn rằng: Hãy dẫn nó xuống đến ta, hầu cho ta thấy nó được tận mắt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod