Hayırseverlik gözümüzde kendini yeniden organize ediyor.Philanthropy is reorganizing itself before our very eyes.
Bazılarımızda da katarakt var, yani gözümüzde yanlış giden bazı şeyler de var.People generate cataracts, so there's a whole set of things that can go wrong with the human eye.
Michelin logosundaki adam olarak gözümde canlandırdım.looking like the Michelin Man.
Gözümü açar açmaz beynim çalışmaya başlıyor.As soon as I open my eyes, the brain leaps into action.
Şimdi neler olup bittiğini gözümüzde canlandıralım.So, let's visualize what's going on.
O zaman bunu gözümüzde canlandıralım.So let's visualize it.
Eğer gözümüzde canlandırırsak, bu eksi 2'den nasıl kurtulabiliriz?So how can we get rid of this negative 2, if we visualize it over here.
Ve burada nasıl çalıştığını görebilirsiniz, her gözümü kırpışımda gözlerimi kaydediyor.And you can see here that what it's doing is it's recording my eyes every time I blink.
Bunun için de gözümüzü dört açmalıyız.So we have to keep an eye on that.
Bunlar gözümdeki hücreler olabilir yahut beynimdeki hücreler veya bacağımdaki hücreler.These could be cells in my eyes or the cells in my brain or the cells on my leg.
Yılın geri kalanı gözümüzün önünde.The rest is the year in front of us.
Sonra da olup biteni gözümüzde canlandırmaya çalıştık.And then here we tried to visualize what happens.
Onca zaman buradaymýţ iţte, gözümün önünde.All that time, it was here, in front of my eyes.
Ben seni tanýmýyorum ki gözüm.Wouldn't you like to meet me?
"lütfen gözümü açıp hepsinin kötü bir rüya olduğunu göreyim"Please, I just want to wake up, it's got to be a nightmare."
Üşüttüm ve gözümde enfeksiyon var.I have a cold and an eye infection.
Gözümdeki enfeksiyona bir baksana!Check out my eye infection!
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Get that crazy woman away from my eyes!
Gözümü her açtığımda Berhur çavuşun kıllı suratı, cıbıl kafası, süpürge gibi bıyıklarını göriyidim.Everytime I open my eyes, I see Berhur Cavus' hairy face, bald head, and his broomy moustache.
Gözümüzü dikip ona bakmamızı eleştiriyor sanki.Our gaze, and I think that's really fascinating.
Bu doğrunun denklemi nedir? Bunu gözümüzde canlandırmaya çalışalım.Let's just try to visualize this.
- Çek şunu gözümün önünden!- (sets knife) - Get that away from me.
Vajina Monologları'nı durdurmak istedim çünkü gözüm korkmuştu.And I wanted to stop doing the "Vagina Monologues," because it felt too daunting.
Niye? Rüyamda biri bana sarýlýyormuţ gibi uyuyorum... ...ama bir açýyorum gözümü, kimse yok.I have actually been sleeping well for the last two days, but I don't wake up that well
Ben de parmaklarımla gözümü büyütmeye çalıştım.So I tried to make my eyes bigger with my fingers.
Ben de böyle yaparak gözümü büyütmeye çalıştım.So I tried to make my eyes bigger with this gesture.
Bu, gözümün önündeki gerçek ve güvenilir bilgi sayesinde kahvemi rahatça bitirebilirim.And so it's reliable, real data that's right in my face, where I am, so I can finish the latte.
Balerin figürlerinin hantallıkları ve zerafetten uzak davranışları gözüme batıyor.The notion of the ungainliness is so clear when you look for it.
Benim gözüm senden baţkasýný görüyor mu ki?My eyes aren't see anyone except you.
Ama bir adam gözümün önünde öldü.But a man just died.
Kız gözümüzün önünde, o yüzden acele etme.She's in front of us, so don't rush it.
"Lütfen bu işi yüzüme gözüme bulaştırmama izin verme.'Please, don't let me screw up.
Biz de gözümüzü yumuyoruz. Bizler, yani hükümetler ve yardım kurumları.So we just switch off: us, governments and aid agencies.
Gözümüzden kaçmış olmalı.So, this is a bit of an oversight.
Bu bizim gözümüzden kaçmış, özür dilerim.That was a big oversight on our part, I'm sorry.
Bizim gözümüz için görülebilirdir, fakat derin denizde kızılötesine eşdeğerdir.That's visible to our eye, but it's the equivalent of infrared in the deep sea.
Gözümüzde aydınlık kazanıyor.You glaze over with it.
Hindistan öyledir ve öyle kalmalıdır. Benim gözümde en iyi hikayenin ülkesi.And India is, and must remain, in my view, the land of the better story.
Şimdi ben sol gözümü kapatırsam--So if I cover my left eye --
Eğer sol gözümü kapatıp şebekeye bakarsam aşağı yukarı size gösterdiğim gibi bir şey görürüm.I look at the grid -- pretty much like the one I'm showing you.
Kazanacağız, çünkü bizim gözümüzdeki yaşlar aslında kalbimizden gelen yaşlardır.We're going to win because the tears that come from our eyes actually come from our hearts.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.In fact, Apophis is a blessing in disguise, because it woke us up to the dangers of these things.
Isles ararken, tökezledi, bir şey gözüme takıldı.While I was looking through the isles, I stumbled, something caught my eye.
Kafamı masaya çarptım, çene kemiğimi kırdım, sağ gözüme beş dikiş atıldı.I hit my head on my desk. I broke my cheekbone, I got five stitches on my right eye.
Hiç kimse David Black'in gözümdeki modern erkek imajının yerini alamaz.And no one captures this modern manhood to me more than David Black.
Çok duygulanıyorum ve gözüm yaşlarla doluyor.And I'm touched, so that tears come to my eyes.
Fakat şu an gözümüzü beşeri ve sosyal bilimleri yeniden tasarlamaya dikmiş durumdayız.But now we are looking at redesigning the humanities and social sciences.
Ama Gözüme önce kendi güvenliğini imajını tamir edemez.But I cannot fix before my eye the image of his safety.
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.Regardless, I've always had a good eye for proportions.
Gözümüze ulaşabilecek başka ışınlar var mı?Are there any other rays of light that could make it into the eye?
Eğer benim gözüme bir ışık ışını konisi gelirse ben ne görürüm?If there is a cone of light coming into my eye, what do I see?
Bu doğruyu gözümüzde canlandıralım. -Let's visualize that line for a second. So there's going to be some line.
Çünkü aradığım şey gözümün önündeydi -- benim şirketim Google'da.Because what I was looking for was right in front of my eyes -- in Google, my company.
Bilirsiniz, gözümden hiç bir şey kaçamaz şimdi eğlencemize bakalım ! şerefe !You know, nothing escape from my eyes ! now! Let's fun ! cheers!
Tamam ! şimdi bir daha gözüme gözükme !Ok ! Now, get lost !
İnme sabahı, sol gözümün arkasında zonklayan bir sancıyla uyandım.On the morning of the stroke, I woke up to a pounding pain behind my left eye.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.We were passing by a bus stop. We saw a bus blow up in front of our eyes.
Gözümün ucuyla, ileri geri gidip gelen temizlikçiyi gördüm.And out of the corner of my eye, I could see this janitor pacing back and forth.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Even in the 21st century in the safety of the museum, I feel a little intimidated.
Neler hissettiklerini gözümde canlandırabiliyorum.I can imagine how they feel