gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kafamı çarptım, gözümde şimşekler çaktı.I hit my head and saw stars.
İnsan gözü bir kamera gibidir.The human eye is like a camera.
Biraz şişman gözüküyor.He looks a bit fat.
Gözünü çocuklardan ayırma.Keep an eye on the kids.
Gözümde tütüyorsun.I long for you.
Ben gerçekten yüzüme gözüme bulaştırdım.I really messed up.
Tom'un öfkesinden gözü karardı.Tom is blinded by his anger.
Benim için orada olacağına ben sadece kesin gözüyle baktım.I always just took it for granted that you would be there for me.
Ben her zaman buna kesin gözüyle baktım.I always just took it for granted.
Tom'un gözünün korkutulduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is intimidated.
Bu şarkıyı dinlediğimde, gözümden yaşlar boşaldı.When I listened to this song, I broke down in tears.
Tom gözünü tavana dikmişti.Tom was looking up at the ceiling.
Sebep artık açık gözüküyor.The reason now seems obvious.
Kesinlikle o şekilde gözüküyor.It sure seems that way.
Tom boğanın gözüne vurdu.Tom hit the bull's-eye.
Tom bir gözüpek kişi.Tom is a daredevil.
O gözüme takıldı.It caught my eye.
Her zaman gözünü dört aç.Be alert at all times.
Tom'un tekrar yüzüne gözüne bulaştıracağını düşündüm.I figured Tom would mess up again.
O kadar heyecanlıydım ki gözümü kırpmadım.I was so excited that I couldn't sleep a wink.
O yöntem çok etkili gözükmüyordu.That method didn't seem very effective.
Torpido gözünde bir haritam var.I have a map in the glove compartment.
Bir gözümü kapadım.I closed one eye.
Ben gözükapalıydım.I was blindfolded.
Gözüm korkmuştu.I felt intimidated.
Tom'un morarmış bir gözü vardı.Tom had a black eye.
Sen gerçekten Mary'nin gözünü morartanın Tom olduğunu mu düşünüyorsun?Do you really think it was Tom who gave Mary that black eye?
Tom gözünün ucuyla bir şey gördü.Tom saw something out of the corner of his eye.
Mary'nin gözünü morartan kişi Tom'du.Tom was the one who gave Mary that black eye.
Tom Mary'yi düşünürken saatlerce gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for hours thinking about Mary.
Sami bugün çok meşgul gözükmüyordu.Sami didn't seem very busy today.
Bu şirketlerin bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let these corporations push us around.
Onların bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let them push us around.
Tom asla meşgul gibi gözükmüyor.Tom never seems to be busy.
O, gözü aç değildir.He's not greedy.
Gözüm şimdi iyi.My eye is fine now.
Tom'un senin gözünü korkutmasına izin verecek misin?Are you going to let Tom push you around?
Leyla'nın bir gözü morarmıştı.Layla had a black eye.
Sami, Leyla'nın bir gözünü morarttı.Sami gave Layla a black eye.
Tom, Mary'nin çok eğleniyormuş gibi gözükmediğini fark etti.Tom noticed Mary didn't seem to be having much fun.
Tom gözünün kararmaya başladığını söyledi.Tom said he was starting to get very dizzy.
Sami gözünden yaralandı.Sami was injured in the eye.
Sami gözünden yaralıydı.Sami was injured in the eye.
Mary elli yaşından büyük gözüküyor.Mary seems older than fifty.
O onun gözüne takıldı.He caught her eye.
Polis memuru torpido gözünde beyaz bir toz buldu.The police officer found a white powder in the glove compartment.
Tom'un gözünün içine baktım.I looked right at Tom.
Tom dün gece gözünü kırpmadığını söyledi.Tom said he didn't sleep a wink last night.
Tom mutsuz gözükmüyordu.Tom didn't seem to be unhappy.
Tom bunu yapmayı seviyor gibi gözüküyor.Tom seems to like doing that.
Tom sarhoş gibi gözükmüyor.Tom doesn't seem to be drunk.
Bunu gözü kapalı yapabilirim.I can do that blindfolded.
Tom Mary'nin kızgın gözükmediğini söylüyor.Tom says Mary didn't seem to be angry.
Tom Mary'nin mutlu gözüktüğünü söylediTom said that Mary seemed to be happy.
Tom yorgun gözükmüyordu.Tom didn't seem to be tired.
Benim kötü gözüm budur.My bad eye is this one.
Tom çok meşgul gözükmüyordu.Tom didn't seem too busy.
Tom çok gergin gözükmüyordu.Tom didn't seem to be very nervous.
Tom bu akşam yorgun gözükmüyordu.Tom didn't seem tired this evening.
Tom kıskanç gözükmüyordu.Tom didn't seem to be jealous.