gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Çocuk hırsızları onların gözünü bağladı.The kidnappers blindfolded them.
Çocuk hırsızları gözümü bağladı.The kidnappers blindfolded me.
Ne yapması gerektiğini düşündüğü için Tom'un gece yarısına kadar gözüne uyku girmedi.Tom lay awake half the night, thinking about what he should do.
Tom bu gece yorgun gözüküyor.Tom seems tired tonight.
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.His eye was swollen and his nose was bleeding.
Tom Mary'nin gözünü korkutmaya çalıştı.Tom tried to intimidate Mary.
Gözüm kararabilir.I can lose my temper.
Dan açtı ağzını yumdu gözünü.Dan flew into a rage.
Araba anahtarı torpido gözündeydi.The car key was in the glovebox.
Dan Linda'yı gözünden vurdu.Dan shot Linda in the eye.
Bu, çadır kurmak için iyi bir yer gibi gözüküyor.This seems like a good place to pitch a tent.
Gözünü karart.Take a leap of faith.
İnsanlar yüzüne gözüne bulaştırdığında gülerim.I laugh when people mess up.
Solgun gözüküyorsun. İyi misin?You look really pale. Are you all right?
Tom adeta bir kız gibi gözüküyor.Tom almost looks like a girl.
Onun bir gözü toprağa bakıyor.He's got one foot in the grave.
Mary odaya doğru yürüdüğünde Tom'un kaşı gözü oynadı.Tom's eyes lit up when Mary walked into the room.
Gözümle görmediğim hiç bir şeye inanmam.I don't believe anything I haven't seen with my own eyes.
Gerçekten bu adamla turnayı gözünden vurdun.You really hit the jackpot with this guy!
İyi gözüküyor.It looks nice.
O hanım çok güzel gözüküyor.That lady is very good looking.
Gözümün içine baka baka yalan mı söylüyorsun?Are you lying straight to my face?
Saat zaten dört. O gelebilecek gibi gözükmüyor.It's already 4 o'clock. It doesn't look like he will be able to come.
Gözünü seveyim beni dinle.Listen to me, I beg of you.
Şu an seni ziyaret etmeyi gözüm kesmezdi.I wouldn't dare come and visit you now.
Onlar çok benzer gözüküyor. Kimin kim olduğunu bilmiyorum.They look so similar that I don't know who is who.
Tom ve Mary gerçekten birlikte iyi gözüküyorlar, sen öyle düşünmüyor musun?Tom and Mary look really good together, don't you think?
Tom gözü korkmuş hissetti.Tom felt intimidated.
Tom torpido gözünü açtı ve güneş gözlüğünü çıkardı.Tom opened the glove compartment and got out a pair of sunglasses.
O onların gözünü korkutabilir.It might intimidate them.
Bu son derece uygun gözüküyor.That sounds awfully convenient.
Kocasının başkasında gözü olduğunu fark etti.She noticed her husband's wandering eye.
Çin'den aldığın el çantası ucuz gözüküyor.The handbag you bought in China is cheap-looking.
Tom'un, biraz canı sıkılmış gözüküyor.Tom seems a little annoyed.
Tom biraz mutsuz gözüküyor.Tom looks somewhat unhappy.
Tom bir kız gibi gözüküyor.Tom looks like a girl.
Yaratıcının gözünde herkes eşittir.In the eyes of the Creator, all are equal.
Tanrı'nın gözünde herkes eşittir.In the eyes of the Creator, all are equal.
Tom'un gözü Meryem'den başkasını görmüyor.Tom's only got eyes for Mary.
Meryem'in gözüne en iyi arkadaşı ilişti.Mary caught sight of her best friend.
Yunuslar gerçekten bir gözü açık mı uyurlar?Do dolphins really sleep with one eye open?
Tom bir gözünü kapattı.Tom closed one eye.
Gözüm beni yanıltıyor olmalı.My eyes must be tricking me.
Cevap gözümün önündeymiş, ama görmemişim.The solution lay before my eyes, but I didn't see it.
Hiç bir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz.We take nothing for granted.
Ona kesin gözüyle bakacağız.We'll take that for granted.
"Tom, ne yapıyorsun?" "Ne yapıyor gibi gözüküyorum?""Tom, what are you doing?" "What does it look like?"
Bu odada resepsiyon yok gibi gözüküyor.It looks like there's no reception in this room.
Eğlenceli gözükmüyor mu?Doesn't that look fun?
Kaza tam gözümüzün önünde oldu.The accident happened right before our eyes.
Tom gözüne darbe aldı.Tom got poked in the eye.
Gerçekten yüzüme gözüme bulaştırdım.I've really messed up.
Yaşlı gibi gözükmüyorum.I don't look like I'm elderly.
Yaşlı gözükmüyorum.I don't look like I'm elderly.
Tom'un sol gözünün altında bir beni var.Tom has a mole under his left eye.
Kitabı iade ettim, ancak hala hesabımda gözüküyor.I returned the book, but it's still showing up in my account.
Seni gözüme kestirdiğim andan itibaren sevdim.I loved you from the moment I laid eyes on you.
Tom her zaman torpido gözünde bir harita tutar.Tom always keeps a map in the glove compartment.
Siz beyler yüzünüze gözünüze bulaştırdınız.You guys messed up.
İkiniz çok eğleniyor gibi gözüküyorsunuz.You two look like you're having fun.