gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Gözün gerisindeki yanları beyaz, tepe ve boyun yanları siyahtır.An dessen einem Ende (Kopfende) befinden sich u. a. der Schlund, Augen, und Nervenganglien.
Ne var ki bu durum halkının gözünde bu bir kaçıştı.Das war in den Augen seiner Familie natürlich ein Skandal.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Nach einem Augengeschwür in ihrer Kindheit litt sie an Kurzsichtigkeit.
Yoldaki üçüncü gözünüz".Die Vision vom „dritten Weg“.
Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür.Eine gewisse Zeitlang geht alles gut.
Suratı sadece orada gözükür.Das Gesicht im Gesicht.
İsotropic faz ışığın polarize olmasını önemli derecede etkilemediği için çok karanlık gözükür.Die Iris kann dabei so dunkel erscheinen, dass man die Pupille kaum sieht.
Bir süre ortalarda gözükmemiştir.Sie haben sich lange Zeit nicht gesehen.
Sara'yı gözüne kestirmiştir, yeni anne o olacaktır.Doch Paul hält zu ihr und die kleine Marie wird geboren.
Columbus'ta gözümlenmiş en yüksek sıcaklık 21 Temmuz 1934'te ve 14 Temmuz 1936'da yaşanmış 41 °C'lik işidir.Die höchste jemals in Sandusky gemessene Temperatur betrug 41 °C am 14. Juli 1936.
Beckmann oyun boyunca ilk (ve son) defa istekli gözükür.Thornliebank nahm zum ersten und zugleich letzten Mal am Endspiel teil.
Yürüyemiyor, kulakları ağır işitiyor ve bir gözü hiç görmüyordu.Ihre Augen sahen nichts, ihre Ohren hörten nichts.
Hikâyenin odak karakter gözünden anlatılması gerekmez.Die Erzählperspektive ist nicht personifiziert.
Eskiden gözüken sisler artık çok seyrek görünür olmuştur.Was zuvor dunkel war, wird nun sichtbar.
Itachi Uchiha'ya ise diğer gözünü vermiştir.Vergleiche auch Aiki goshi.
Bir süre sonra gözünü bir morgda açar...StV zu dieser Zeit ein Dorn im Auge.
Carrie çok mutlu gözükmektedir.Luise erscheint auf einmal wirklich als schön.
Bu kazadan sonra Stuart bir gözünü kaybeder.Bei dem Kampf verliert Estevao sein Augenlicht.
"Gözümüz aydın!Der klare Blick.
Bu Ermeniler de Koçgirli Aşiretinin reayası olarak gözükmekteydiler.Die Zuschauer stellten sich einfach vor, wie das kitzeln müsse.
Lennie'nin gözünü boyamak – ve ona tehlike oluşturmak – dışında bir işlevi yoktur."Damit wird es auch für Lenny gefährlich, und er muss untertauchen.
Hartman'ın 1998 yılındaki öldürülmesi sonrası Troy McClure'da dizide gözükmemiştir.Isn't It A Shame wurde 2004 vom Rapper Nelly auf seinem Hit My Place feat.
İmam Taki, İmam Naki bu yolun erenleri, Velayetin gözü nuru Can Hasan-ül Askeri.Erkennst du diese Pflichten an, dann bist du wahrer Soldat deiner Idee.
Periskop, denizaltının gözüdür.Das U-Boot erscheint an der Wasseroberfläche.
Ant'ların gözü-gözdesi anlamına gelir.Die Sichtbarkeit der Engel.
Paul bir daha dizide gözükmez.Paul habe sich nicht auf der Wache eingefunden.
İktidarın Gözü.Innenansichten der Macht.
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.Bei einem Unfall verlor er sein rechtes Auge.
Gözün hareketini gözün dışına yapışan kaslar sağlar.Wie wider die Entarteten ihr Auge Unmuth winkt!
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Er ist ein Schürzenjäger und gilt als Pechvogel, der alles Unheil anzieht.
Jason Deri Yüz'e Karşı'da sadece resmi gözükmüştür.Erst jetzt sieht man das entstellte Gesicht von Jason.
Kendal onun babası olduğunu öğrendiğinde gözü hiçbir şey görmez ve onu uçurumdan atarak öldürür.Da Dominique nicht mal seinen Namen kennt, verliert sie ihn aus den Augen.
Bir bakıma, Pers İmparatorluğu'nun Atinalılar gözünde uzak bir tehdit olduğunu görüyordu.Am Hof des Kaisers in Wien fürchtete man nun eine Bedrohung Österreichs.
Fakat son saniyede gözünü kırpar.Im geeigneten Moment konnte er ein Auge zudrücken.
Kamera yaratıkların gözünden bakar şekilde çekim yapmaktadır.Die Kameraarbeit würde klarer die Blicke der Darsteller einfangen.
Deneyciler için biraz uygulanabilir gözüktü.Das zeigte sich bei experimentellen Versuchen.
Abisi onun gözündeki siyah sıvıyı durdurabilen tek kişidir.Die Henne dieser Art hat als einzige in der Gattung dunkelblaues Gefieder.
Yağmur yağacak gibi gözüküyor.Il semble pleuvoir.
Aradığım şey tam da gözümün önündeymiş.Ce que je cherchais était précisément là sous mes yeux.
Herkesin gözü ekranlara kilitlendi.Tous les yeux étaient braqués sur les écrans.
Kültür güneşi batınca, cüceler de dev gibi gözükür.Quand le soleil de la culture se couche, les nains aussi paraissent géants.
Şimdi, Büyük Britanya'nın bir haritasını gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum.Maintenant, je voudrais que vous vous imaginiez une carte de la Grande-Bretagne.
Şimdi, Büyük Britanya'nın bir haritasını gözünün önüne getirmeni istiyorum.Maintenant, je voudrais que tu t'imagines une carte de la Grande-Bretagne.
Gözünü cüzdanından ayırmaGarde un œil sur ton portefeuille!
Gözüm ağrıyor.J’ai mal à l’œil.
Bunu gözüm kapalı yapardım.Je pourrais faire ça les yeux fermés.
Yemek böyle gözükmemeli.La nourriture n'est pas sensée ressembler à ça.
Gökada, grubun arka taraflarına yakın bir yerlerde gibi gözükmektedir.Le ciel est ainsi plongé dans les ténèbres, en lumière visible.
Bundan sonra cehenneme döndü ve bir daha gözükmedi.Il en fut ensuite relégué et n'y remonta plus.
1660'ta gözün kör noktasını keşfetmiştir.En 1660, il découvre la tache aveugle de l’œil.
Tarihi kaynaklarda şehrin ismi ilk kez Szintarev adıyla 1216 yılında gözükmüştür.La ville est mentionnée pour la première fois en 1216 sous le nom de Szintarev.
Ölüm Defteri'nin insan sahibi kendi kalan hayat süresinin yarısını Ölüm tanrısı gözüyle takas edebilir.Un humain possesseur de Death Note peut échanger la moitié du restant de sa vie contre ces yeux.
Ancak bu ışınımın tamamı insan gözüyle algılanamaz.Toutes les fréquences de ce rayonnement ne sont pas visibles par l'œil humain.
WWE Legends of Wrestlemania'da gözüktü.Il fait suite à Legends of Wrestling.
Paris gözünü bir Yunan sahilinde açar ve Helene, Menelaos'un karısı, onu bulur.Pâris échoue sur une plage de la côte grecque où Hélène, la femme de Ménélas, le trouve à bout de force.
O gece 'Kral Elvis'in hayaleti Luisa'ya gözükür.Dans la nuit, le fantôme d'Elvis apparaît à Luisa.
O, Rab’bin gözünde büyük olacak.Car il sera grand devant le Seigneur.
Gözünü hedefe odaklı tutuyor.Leur regard est dirigé vers la cible.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.Les deux enfants sont des représentants de leur rang social.
Gözünü aç.Ouvrez les yeux!