gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Lens, insan gözünün ön segmentinin bir parçasıdır.The lens is part of the anterior segment of the human eye.
Göz çukuru gözü tutar ve korur.The orbit holds and protects the eye.
Göz: Gözün kendisi (kornea gibi tüm göz içi yapılar) ve gözyaşı bezi ve kesesi.Eye: The eye itself (all the intraocular structures such as cornea) and the lacrimal gland and sac.
Oyun dünyası, aşırı büyük ve birçok pratik amaç için sonsuz gibi gözükmektedir.The game world is very large and appears to be infinite for many practical purposes.
İlk olarak Pikachu ile yüzleştiği ve kazandığı ikinci bölümde gözükür.He first appears in the second episode where he faces Pikachu and wins.
Gaga ve bacaklar gri, gözün irisi turuncu-kahverengidir.The beak and legs are grey and the iris of the eye is orange-brown.[2]
Olağanüstü gözüken bir şey yok." [1]Nothing stands out as extraordinary."[7]
Ajan, eğer Telly'nin anılarını silmeyi beceremezse dışarıdan başarısız gözükeceğini söyler.The agent mentions that if he fails to erase her memory then he will look like a failure.
Ona gözünün nerede saklandığını ve bilgi karşılığında nasıl vazgeçtiğini bildiğini söyler.She tells him she knows where his eye is hidden and how he gave it up in exchange for knowledge.
Spiracle, her gözün arkasında otik bir çentikte yer alıyordu.The spiracle was situated in an otic notch behind each eye.
Lamotrijin, gözün irisi veya melaninden zengin cilt dokuları gibi melanin içeren dokulara bağlanır.Lamotrigine binds to melanin-containing tissues such as the iris of the eye or melanin-rich skin.
Göz kapağı, gözü etkili bir şekilde koruyamayabilir ve kurumasına yol açabilir.The eyelid may not protect the eye as effectively, allowing it to dry out.
O nedenle insanların gözünde korkutucu bir hastalık değildi.[1]People did not much fear it.[1]
Trakya Denizi üst tarafta gözükmektedir.The Thracian Sea can be seen at the top.
Yazarlar, Neptun'da Çavuşesku ile yaptıkları bir toplantıda hırçın gözüktüler. [1] [2]Writers appeared combative at a meeting with Ceaușescu in Neptun.[33][34]
Gözün diseksiyonuna da bir bölüm ayrılmıştır.A chapter is also devoted to the dissection of the eye.
Acımasız Kargaşa: Pakistan Gözüyle Bangladeş Soykırımı (2018) TV filmi .[7][8]Merciless Mayhem: The Bangladesh Genocide Through Pakistani Eyes (2018) TV movie.[241][242]
Toyhildy Zhilyakov, çocuklarının gözü önünde kazığa bağlanarak yakıldı.Toyhildy Zhilyakov was burned at the stake in front of his children.
Altı saat boyunca bilinç kaybı yaşadı. Sağ gözünü kaybetme noktasına geldi.For six hours, she lay unconscious, unaware that she nearly lost her right eye.
Göz damlaları genellikle gözün tuzluluğuna uygun tuzlu su içerir.Eye drops usually contain saline to match the salinity of the eye.
Bir sanatçının gözünden Devoniyen florasıArtist's conception of Devonian flora
Bir sanatçının gözünden buzul çağındaki Dünya'nın buzul maksimumda sırasındaki hâli.An artist's impression of ice age Earth at glacial maximum.
Bir sanatçının gözünden öngezegen diskiAn artist's rendering of a protoplanetary disk
Rab'bin gözünde çok kötülük yaptı, onu öfkelendirdi."He did much evil in the sight of the Lord, provoking him to anger (ESV)."
Porta bir kitabı bir gözünün önüne, diğerini de diğerinin önüne koydu.Porta put one book in front of one eye, and another in front of the other.
" Mars'ın yapısı çok parlak değil ve gözün hassas olması gerekiyor."The body of Mars is not very luminous, and the eye has to be trained.
Bir kamera tripoduna monte edilmiş bir boğa gözü su terazisiA bull's eye spirit level mounted in a camera tripod
Sadece özgürce yapılan takva ve ibadet, Tanrı'nın gözünde değerlidir." [1]Only free acts of piety and worship have merit in God's eyes."[92]
Musa öyle yapar ve İsrail ileri gelenlerinin gözü önünde kayadan su fışkırır.Moses does so, and water springs forth from the rock in the presence of the Elders of Israel.
Lyon'un gözüyle bir Inuit iglo köyüAn Inuit igloo village, by Lyon
Tuareg halkı, Lyon'un gözüyleTuareg people, by Lyon
Bu çatışmalarda Cáceres, sol gözünden ağır şekilde yaralandı.During the fighting, Cáceres was severely wounded in the left eye.
Bu sırada Paris'te gözü için tedavi gördü.He received treatment for his eye in Paris.
Saç, bir kişinin kafasında doğal olarak bir arada gözükür.Hair naturally groups together on a person's head.
1713'te Batı Avrupa Haritası, Savoy Dükalığı merkezde sarı olarak gözükmektedirMap of Western Europe in 1713, the Duchy of Savoy can be seen yellow in the centre
Gözleri iri ve siyahtı, gözü uzun kirpiklerle çevrelenmişti. [1]Her eyes were large and black, surrounded by long eyelashes.[6]
Samuha, III. Hattuşili'den sonra tarihi kayıtlarda gözükmeyi bırakır.[1]Samuha disappears from the historical record after Hattusili III.[3]
Devam eden çalışması, sonunda birçok çevrecinin gözünden düşmesine yol açtı.His continued work eventually led to his falling out of favor with many environmentalists.
Balon hücreli nevüs, benign bir nevüstür (ben).[1] Bu lezyon, melanositik nevüs gibi gözükür.[2]Balloon cell nevus is a benign nevus.[1] It appears like a melanocytic nevus.[2]
M16S1'in ihracat satışları uygun bir seçenek olarak gözükmüyordu.Export sales of the M16S1 were not a viable option.
Ayrıca insan gözünün daha önceki evrimsel gelişiminin parçalarını taşıdığını varsaymıştır.She assumed further that the human eye carries fragments of its earlier evolutionary development.
Bu sabah gözüme manşet takıldı.Die Schlagzeile fiel mir heute Morgen auf.
Bu sabah gözüme başlık takıldı.Die Schlagzeile fiel mir heute Morgen auf.
Bu kaza onun gözünün önünde oldu.Dieser Unfall ist vor seinen Augen passiert.
Çok yorgun gözüküyorsun.Du siehst sehr müde aus.
Olduğundan daha kötü gözüküyor.Es sieht viel schlimmer aus, als es ist.
Yaşlı adamın bir gözü kördür.Der alte Mann ist auf einem Auge blind.
Siyah bir gözüm var.Ich habe ein blaues Auge.
Senin resimlerin bana tuhaf gözüküyor.Deine Bilder erscheinen mir seltsam.
Çok pahalı gözüküyor.Es sieht sehr teuer aus.
Keşke on gözüm olsaydı! Böylece aynı anda beş kitap okuyabilirdim.Hätte ich doch nur zehn Augen! Dann könnte ich fünf Bücher gleichzeitig lesen!
Dün pek iyi gözükmüyordun.Gestern hast du nicht sehr gut ausgesehen.
Gözümle görmediğim hiç bir şeye inanmam.Ich glaube nichts, was ich nicht mit eigenen Augen gesehen habe.
Maymun gözünü açtı.Er hat seine Lektion gelernt.
İki gözü iki çeşme ağlıyordu.Sie weinte sich die Augen aus dem Kopf.
Bugün yorucu bir gündü, uyku gözümden akıyor.Heute war ein anstrengender Tag, ich bin hundemüde.
Ali'ye gözüm kapalı güvenirim.Ali vertraue ich mit geschlossenen Augen.
Yakınlarının gözünde nasıl birisin?Was für eine Person bist du in den Augen deiner Mitmenschen?
Şimdi bildiriyoruz ki gözünüzü açıp mukayyet olun!(Nun werden wir es Euch zeigen, ihr müßt gut aufpassen.
Kitaptan ilmi olan kimse ise, ‘Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getirebilirim’ dedi.Derjenige, der Wissen aus der Schrift besaß, sagte: Ich werde ihn dir in einem Augenblick bringen.