gözü ile cümle

gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İnme sabahı, sol gözümün arkasında zonklayan bir sancıyla uyandım.On the morning of the stroke, I woke up to a pounding pain behind my left eye.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.We were passing by a bus stop. We saw a bus blow up in front of our eyes.
Bir torpido gözüne koyulabilecekler...They can be put in a glove compartment, OK.
Tabi basit gözüküyor çünkü sistem, 3.8 milyar yılın üzerinde, bununla uğraştı.I mean, it looks simple because the system, over 3.8 billion years, has worked this out.
Bu biraz daha kolay gözüküyor.This one looks a little bit simpler
Gözümün ucuyla, ileri geri gidip gelen temizlikçiyi gördüm.And out of the corner of my eye, I could see this janitor pacing back and forth.
Bunun gibi gözüken yaşlı biri --And the old one looked like this.
Öyle olucak gibi gözüküyor.And the second question I'm going to ask is are they
Şuraya bir çizgi çekelim, ortalık karışık gözüküyor. .And let me just draw a line between them, because I got a little bit messy.
Böylesi güç sembolleriyle dolu bir galeriye girdiğinizde gözünüz korkuyor.And you can't help, but be intimidated when you walk into this gallery with the presence of power.
21. yüzyılın güvenli müzelerinde bile biraz gözüm korkmuş durumdayım.Even in the 21st century in the safety of the museum, I feel a little intimidated.
Küçük dönerkavşaklar gözükmeye başladı.Small roundabouts are starting to appear.
Gözünüzde canlandırmanın zor olduğunu biliyorum.I know it's hard to imagine.
17 burada... 17 pound 7 buçuk kilogram gibi gözüküyor.So 17 is right there. 17 pounds to kilograms looks right about 7 1/2 kilograms.
Neler hissettiklerini gözümde canlandırabiliyorum.I can imagine how they feel
Eskisinden daha genç gözüküyorsun.You look younger than before
Hala çok iyi gözüküyorsun.You still look very fine
Öyle gözüküyor.It appears so
Buraya kadar, Nelson, kalp atışlarını hızlandır, böylece adli tıpta daha inandırıcı gözükür!That's it, Nelson, get your heart rate up, all the more convincing to the coroner!
Hepsinde öte bunu okulda gündüz gözüyle yapmış.On top of that, it was in broad daylight at school.
Tamamiyle yaşlı gözüken bir sunbaeyle.With a completely old looking sunbae.
Daha da fazla birbirimize aitiz gibi gözüküyor.It seems we belong together more and more.
Bu çok karmaşık gözüküyor.This looks very complicated.
Gözümü bu adamın üstünden ayırmazdım.I would keep your eye on this fellow.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.But in our classical Newtonian world we treat them as two different forces.
Büyük bir sorumluluk gibi gözüküyor.Because it sounds big.
Ve sen üzülmüţ gözüküyorsunLive forever-forever
Toplumun gözünde belki bu adam şapşalın tekidir.And the issue here is, one, what did this person do to earn it
Sideshow Bob gibi gözüküyorumI look like Sideshow Bob.
Gözüme sabun kaçtı!Soap's in my eyes!
O kişi benim kalbimde.. başkasını da gözüm görmüyorJust by myself, in my heart, I see this one person.
Evet, benim gözüm Ha Ni'den başkasını görmüyor.Yeah, I have no one but Ha Ni.
Umuyorum gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.So I hope you can visualize it.
Marjinal maliyet eğrileri bunun gibi gözüküyor olabilir.And the cost on the edging incremental unit marginal cost curve.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.But what I saw opened my eyes to an idea of forgiveness which I never thought possible.
Ve orası Shangai değil, gün boyunca renkli değil, sadece geceleri... ...bu şekilde gözükecek.And it's not Shanghai, it's not being colored during the day, only at night it will look this way.
Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alınTake thou some new infection to thy eye,
Bu birçok gözünde kitap zafer paylaşmak erdirmez.That book in many's eyes doth share the glory,
Bakım tutar, her yaşlı adam gözü onun izle,Care keeps his watch in every old man's eye,
Gerçekten onların kalplerini, ancak onların gözünde.Not truly in their hearts, but in their eyes.
Mercutio Erkekler gözünde bakmak ve onlara bakışları izin yapılmıştır;MERCUTlO Men's eyes were made to look, and let them gaze;
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharThe roses in thy lips and cheeks shall fade To paly ashes; thy eyes' windows fall,
Ama bir şey sevinen ve teselli Ve zalim ölüm gözümün catch'd indirdiği!But one thing to rejoice and solace in, And cruel death hath catch'd it from my sight!
Ve fear'st ölmek? kıtlık, seninki gözünde, senin yanakları, ihtiyacınız ve zulüm starvethAnd fear'st to die? famine is in thy cheeks, Need and oppression starveth in thine eyes,
Gözüme bir şey sürmüştüm.I had something in my eye.
Gözünüzü tuvalde gezdirdiğinizde, mücevherlerin ışıldamasını görüyorsunuz.You can catch the glistening jewelery if your eye just wanders cross the canvas.
Görüyor musunuz? Kaşların ne kadar temiz ve hoş gözüktüğüne bakın.Just show how pretty and clean those eyebrows are.
Makyajı çok hafif gözüküyor.Her makeup's very clean looking. It doesn't
Gördüğün gibi, çok hafif gözüküyor.And as you can see, it's very soft looking.
Bronz göz farı, gözün içine biraz siyah liner, yoğun bir rimel.Bronze eye shadow, a little black liner inside the eye, lots of mascara.
İnsan gözüyle fark edemezsiniz.You don't notice with your human eye.
Peki üçüncü şekilde ne olmuş, küçük kürdandan ev gibi gözüken resmimsi şeyde ne?Now what happens in this third object, or this third little toothpick house looking drawing thing?
Bu projeye başladığım anda bana nasıl gözüktüğü tamamen böyleydi.And that's certainly how it seemed to me when I started this project.
Hindistan verilerde gördüğünüz üzere gerçekten güzel gözüküyor.India's looking real good, as you just saw in the data.
Gözü olmayan bir kelebek, nasıl buraya gelebilir?How do you go from a butterfly that has no eye to all of a sudden an eye that goes there?
Güzel, çok az kişi gözüküyor.Well, there do seem to be a few.
Evet, ben tek gözümü kırpamam.Yes, I can't wink one eye only.
Tek gözünü kırpamıyor musun?Can't you wink with just one eye?
Daha yaşlı gözüküyorsun.You look older.
Tamam sonra... Gitmeden önce son bir şey; Gözünü kapama, kapatırsan ölürsün!Ok we'll just one thing before I go : don't blink, blink and you're dead

İlgili Sayfalar