gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama bu evrene gece baktığınız zaman, bu şekilde gözükür.But when you look at this planet at night, it looks like this.
Yani küresel ölçekte, bu şekide gözüküyor.So at a global scale, it looks like this.
Bütün elleri göremiyorum, ama herkes kaldırmış gibi gözüküyor.Can't see all the hands, but it looks like all of you, right?
Akýllý gözüküyor.He looks bright.
Senelerdir gözü senden başkasını görmüyor.He looked at only you for four years.
Ben bu işi yaptıracağım ve çok da zor gözükmüyor.I'm just going to get that thing built, and it turns out it's not so hard.
Yanındaki bina küçücük gözüküyor.Dr. Harris:
Gözüküyor ki sonuç doğru. - -So at least the points that we tried out seem to validate this solution that we got.
Teşekkürler, fakat Lig'in gözü üstümde. Bunu tek başıma yapmam lazım.I gotta go this alone.
Tamam, cebirsel ifadelerin içinde çıkacağız gibi gözüküyor. .All right, and that's about as far as we can get just with straight up algebra.
Bu sıradan paraboller gibi gözükmüyor ama öyle. .This one might not look like a traditional parabola, but it really is.
Artik biliyorsun Jan Di masum gözüküyor olsada icinde bir yilan gizliSo now you know that even though JanDi looks innocent, her actions are those of a lovely snake.
Tatlı gözüktüğü için onun F4'e maskot olarak katılmasınaizin verdik.She's a cute sophomore, so we're specifically training her as the F4 mascot.
Gözünüm önümden çekil.It has nothing to do with you!
Biz de gözümüzü yumuyoruz. Bizler, yani hükümetler ve yardım kurumları.So we just switch off: us, governments and aid agencies.
Gözü doymayan bir okurum, Ian McEwan'dan Stephanie Meyer'e kadar okuyan.I'm a voracious reader, a reader who deals with Ian McEwan down to Stephanie Meyer.
Bazıları da; çok ileri gitmeyecekmiş gözükecek ama onlar maraton koşucuları.Others come; they don't look like they will go very far, but they are marathon runners.
Burada gerçekten bir bebek gibi gözüküyor.--here he really looks like an infant
İnsan gözüne baktığınızda bile, tek bir insan gözü versiyonundan söz edemezsiniz.Even if you were to point to the human eye, there's not one version of the human eye.
Bunun nasıl gözüktüğünü size eski bir iPhone\'da göstereyim.Let me show you what it looks like in an old iPhone.
Bu tam tamına, 80'in, 1 ve 1/4'ü, burada gözüktüğü gibi.It's actually 1 and 1/4 of 80, and you see that right over there, so it makes sense.
Gözümüzden kaçmış olmalı.So, this is a bit of an oversight.
Bu bizim gözümüzden kaçmış, özür dilerim.That was a big oversight on our part, I'm sorry.
"O adam sağlam bir kişi gibi gözükmüyordu. Şüphelerim vardı. Fakat benim çocuklarım açtı.I was suspicious, but my children were hungry.
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""You know, we can't survive here, but we can't even seem to die either."
Bence bunun gibi gözükürdü.Well I think it looks a bit like this.
Bizim gözümüz için görülebilirdir, fakat derin denizde kızılötesine eşdeğerdir.That's visible to our eye, but it's the equivalent of infrared in the deep sea.
Ve bu da gezegenin nasıl gözündüğü.And this is what the planet looks like.
Gözünü kırpmayacak gibiydi.And he wasn't going to blink.
Bir dergiyi açtığınızda genç modelleri görüyorsunuz, ideal gözüküyorlar, mükemmeller.If you open up a magazine, you have young models that are ideal, that are perfect.
Gözümüzde aydınlık kazanıyor.You glaze over with it.
Benim yapmaya çalıştığım şey ise bunu insanların gözüne sokmak.And what I'm trying to do with my work is put faces to this.
Hindistan öyledir ve öyle kalmalıdır. Benim gözümde en iyi hikayenin ülkesi.And India is, and must remain, in my view, the land of the better story.
Tamam burada bir oksijenim var, oksijen böyle gözüküyordurSo if I have oxygen, oxygen looks something like this.
Bu bir sadeleştirme gibi gözüküyor.This looks like a simplification.
Şimdi ben sol gözümü kapatırsam--So if I cover my left eye --
Eğer sol gözümü kapatıp şebekeye bakarsam aşağı yukarı size gösterdiğim gibi bir şey görürüm.I look at the grid -- pretty much like the one I'm showing you.
Tek gözü var.I mean, why one eye?
Pierre, dersten kaçıp keyfe dalmak istiyor gibi gözüküyor. .Well, you know, Matisse is playing with, sort of, levels of reality here.
Varuna gördü ancak binlerce gözü vardıVaruna has but a thousand eyes.
Şimdi bunların hepsi çok soyut gözüküyor, bu yüzden bir, veya iki tane matriks ekleyelim.Now this all seems very abstract, so let's actually add a matrix, or let's add two matrices.
Ve bu sorunun cevabı evet gibi gözükmekte.And the answer seems to be yes.
Çünkü onlar Çin yiyeceği gibi gözükmüyor.Because it doesn't look like Chinese food to them.
Sarımsaklı biftek tart ın resmide iyi gözüküyor.The picture of the Garlic Steak Pie looks okay too.
Gerçekten harika gözüküyor.Really Looks delicious
Seung Jo taşındığından beri çok üzgün gözüküyordun.You've been so sad since Seung Jo moved out.
Evet, Hae Ra Seung Jo'ya el koymuş gibi gözüküyor.Yeah, it looks like Hae Ra has attached herself to Seung Jo.
Arkadaşımı yiyecekmişsin gibi gözüküyordu.It seemed like you were going to eat my friend.
Hasta gibi gözüküyorsun.You look a bit sickly.
Güzel gözüküyor.It looks beautiful.
Patent almaya çalışmak mantıksız gözüküyor-- (Alkışlar)It just seems wrong to try and patent -- (Applause)
Orada, programda ismi gözükmeyen beklenmedik bir konuşmacı vardı ve DNA hakkında bir konuşma yaptı.And there was an unexpected speaker who wasn't on the program, and he talked about DNA.
Gözünün altında bir ışık organı var.It's got a light organ under its eye.
Kazanacağız, çünkü bizim gözümüzdeki yaşlar aslında kalbimizden gelen yaşlardır.We're going to win because the tears that come from our eyes actually come from our hearts.
Gözünüzde canlandırmanız için, yaklaşık 1.6 km genişliğindedir.To give you a sense of scale, this is about a mile wide.
Aslında Apophis, bizim için gizli bir lütuf çünkü o, benzer tehlikelere karşı gözümüzü açtı.In fact, Apophis is a blessing in disguise, because it woke us up to the dangers of these things.
Bilmiyorum Simon, bana aynı gözüktün.I don't know about that home video Simon, you kinda look the same.
Bu markaya onların gözü önünde saldırmalıyız.We've got to attack that brand in front of them.
Körün gözü parmaklarındadır.The blind have eyes in our fingertips.
Yaşamın alt türleri gibi, gözü olmayan, sadece hissedebilenler.Like the lower orders of life, without eyes, only able to feel.