gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
- Bir oyuncu gözüktüğü gibi değildir.- Acting isn't real.
Ve böylece bi uzaylı gibi gözüküyorlar.light neck and then they look like an alien.
Biliyorum saçm gözüküyorlar.I know they look silly.
Ve kesinlikle saçma gözüküyorlar.And sure they look silly.
Hitler gibi gözüken kedilerCatsthatlooklikehitler.com.
Gözünü dört aç. Emredersiniz Çavuş Eversmann. Ev, bu bir şey değil be.Down in the street, it's unforgiving.
Ama kimyanın sınıflandırma dünyasında, alüminyum daha metal olarak gözüküyor. -But in chemistry classification world, aluminum is more of a metal.
Gezegene bolluk içindeki bir kaynak gözüyle bakıyorlardı.They looked at it as from abundance perspective.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.It looks like a burly MTA guy coming out of the tunnel.
Unnie,gel otur şöyle oh,güzel gözüküyor.Unnie, come sit over here. Oh, it looks so good.
Peki, bazılarınız biraz şüpheci gözüküyor.Some of you are looking a little bit skeptical.
Güzel gözüküyor, güzel gözüküyor.Looking good, looking good.
Biraz düzenli gözükmeye başladı bile -Things are starting to look a little bit orderly all of a sudden.
Dünyayı onun gözünden görmek zorundaydık.We had to see the world through her eyes.
Onun gözünde o geçti ve onun seks tüm hakim.In his eyes she eclipses and predominates the whole of her sex.
Üşüttüm ve gözümde enfeksiyon var.I have a cold and an eye infection.
Yani durum politik sürgün olarak gözüküyor.Political exile is what it's about.
Gözümdeki enfeksiyona bir baksana!Check out my eye infection!
Yani -0.5 etrafında bir noktayı hareket ettirmesen de, yukarıya doğru gidersen 2.5 gibi gözüküyor.So even though you didn't move a dot around at
Saçı normalde olduğu yönden ters tarafa atarsanız, biraz daha hacimli gözükecektir.Saçı normalde olduğu yönden ters tarafa atarsanız, biraz daha hacimli gözükecektir.
Geceleri gökyüzü neden karanlıktır? insan gözüyle.And then we can't see them any more.
İşte bu yüzden gök yüzü karanlık gözükür.At least not with our human eyes - and that's why the night sky appears dark!
O planlarda bizim evler gözükmüyor!Our homes do not exist in their plans.
Buradaki sarı 1, 1, 1 vektörü şöyle gözükecek. -So this first vector right here, this yellow one, 1, 1, 1, it will look like this -- 1, 1, 1.
Vektörümüz böyle görünürdü. İkinci vektörümüz 2, 4, 1 ise böyle gözükecek.And then the second guy, 2, 4, 1, it would look like this.
2 şöyle gözükürdü. 4 içinse bu yöne doğru giderdik.It would go 2 out here, we'd go 4 this direction, 1, 2, 3, 4.
Vektör, sonunda böyle gözükürdü. -So it looks something like this. 2, 4, 1.
Eğer standart pozisyonda çizersem vektör böyle gözükür. -If I draw it in standard position the vector looks like this.
Buna benzer gözükecek.So it's going to look something like this.
Bu çizgi yaklaşık olarak böyle gözükecek.So this line is going to look like this.
Çizgimiz böyle gözükecek. .So the line will look something like that.
Ve çizgimiz böyle gözükücek.So the line will look like this.
O zaman, bu şekilde şöyle gözükecek. .So it's going to look something like this.
O zaman, denklem bu şekilde gözükecek.So that's what this equation will look like.
O zaman bu denklem bu şekilde gözükmelidir.So the equation, the line will look like this.
O zaman, bizim doğrumuz böyle gözükecek. .So our line will look something like that right there.
O zaman bu doğru bu şekilde gözükecek.So this line will look like that.
Küçükken gözünü yaraladığını duymuş muydun?Have you ever heard that you hurt your eye when you were a kid?
Alın şu deli kadını gözümün önünden!Get that crazy woman away from my eyes!
Farzedinki bu gözünüzün arka kısmı.Imagine that this is the back of your eye, okay?
Gözünüze göre bunlar aynı.They are the same, as far as your eye is concerned.
- Gözünü camiden ayırma.- Keep your eyes on the mosque.
Gözümü her açtığımda Berhur çavuşun kıllı suratı, cıbıl kafası, süpürge gibi bıyıklarını göriyidim.Everytime I open my eyes, I see Berhur Cavus' hairy face, bald head, and his broomy moustache.
"Ucuz para birimi politikası limitine ulaşmış gözükse de"Now, though, that cheap currency policy seems to be reaching its limits.
Ben motorlu bir taşıtım ama öyle gözükmüyorum.I don't look like a motor vehicle.
Gözümüzü dikip ona bakmamızı eleştiriyor sanki.Our gaze, and I think that's really fascinating.
Buraya kadar, CDO'lar son derece güvenli yatırım araçları gibi gözüküyorlar.Sounds great.
Eğer fenotip frekansını, yani bu popülasyonda mavi gözün ne kadar sık görüldüğü sorsaydım? -If I were ask you phenotype frequency, if I said how frequent are blue eyes seen in my population?
Anne babanızın gözünüzün önünde aşağılanmasından daha kötü bir şey olamaz hayatta, inanın.And there's nothing worse than seeing your parent being humiliated in front of you, you know?
Bluetooth ya da WiFi olarak, gözünüzün arkasına bir görüntü yansıtıyorlar.BlueTooth, WiFi available -- beams back images to your eye.
Diğer bir gün bir babayla tanıştım. Biraz çıldırmış gözüküyordu.I met a father the other day; he looked a little crazed.
Ve sana rehberlik edecek tek şey de iki gözün.And all you have to guide you are your two eyes.
Şu anda öyleymişiz gibi gözükmeyebilir ama öyleyiz.Now it may not seem like it, but we are.
Bu doğru gibi gözüküyor. Fonksiyon iki taraftan da 1'e yaklaşıyorSo this looks true: they both seems to be approaching a limit of one
Çok inanılmaz bir buluşmaydı. Gözün alabildiğine insan vardı.It was the most amazing gathering, it's like everywhere the eye could land you'd just see people.
Zamanım tükeniyor gibi gözüküyor.Oh it looks like I'm running out of time.
Sözlükler önceden böyle gözükmekteydi.This is what dictionaries used to look like.
Halkın gözü yarından itibaren üzerinde olacak.Starting tomorrow, they're going to start looking into everything about you.
Belleği odaklamaya çalışıyordu -- düzgün gözüküyor.He had to focus the memory -- seems OK.
TV haberlerinde, bir adam diğerlerinden bir adım önde gözüktü.[native language] On the television news one man appeared a foot taller than the rest.