Tamam. Bunu göz önünde bulunduracağım.In Ordnung. Ich werde das berücksichtigen.
2009'da fazla göz önünde bulunmadılar.Für die EM 2009 wurde sie aber nicht berücksichtigt.
Geri tepmesiz tüfeklerde bu fark göz önünde bulundurulmaz.Tore im Elfmeterschießen finden hierbei keine Berücksichtigung.
Ailesini göz önünde tutarken tur yüzünden büyük bir zamanını ailesinden uzakta geçirdi.Offenbar hatte er wegen seiner großen Familie noch lange die Hand über ihn gehalten.
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.Es muss stets der Einzelfall betrachtet werden.
Epokhe de burada, sadece teorik değil, pratik anlamı ile de göz önünde bulundurulmaktadır.Dabei sollen nicht nur theoretische Aspekte Berücksichtigung finden, sondern auch praktische.
Tek bir boyuta sahip ipi göz önünde bulundurun.Es wird nur mit einem Faden gestrickt.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nicht immer hat er seine Schutzbefohlenen im Griff, vielmehr führen die Schatten ein Eigenleben!
Daha sonra gümüş madalya ve son olarak da bronz madalya sayıları göz önünde bulundurulmaktadır.Si une égalité persiste, on regarde le nombre de médailles de bronze.
Sınıflandırmada bunlar göz önünde tutulur.Cela doit être pris en considération lors de leurs dimensionnements.
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.Les variables individuelles sont aussi à prendre en compte.
Dişiliklerini asla göz önünde sergilemezler.Contrairement à ce que l'on croit, ils ne se servent jamais de leurs dents.
Yazılım tasarımında bazı etmenler göz önünde bulundurulur.Elle peut faire l’objet d’un écrit sur des modèles préétablis.
Bu kitaplardaki hikâyelerin akışında sürekli göz önünde değildir, her zaman görünmez.Nous n'avons jamais lu les livres Nous n'avons pas le temps de le lire.
2009'da fazla göz önünde bulunmadılar.En 2009 il est encore peu construit.
Lütfen kıskanç olduğumu göz önünde bulundur!¡Por favor mantén presente que estoy envidioso!
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.Dalton, por su parte, no consideró esta posibilidad.
Geçen on yıllarca birçok proje göz önünde tutuldu.En la última década ha destacado por varios proyectos.
Yukarıdaki adımlarda bulunan noktalar göz önünde bulundurularak kök eğrileri çizilir.De los puntos que pasen por la recta, cuáles deben dibujarse.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.Pero, ciertamente no le mataron, sino que Alá lo elevó a Sí.
Bu yöntem farklı seçeneklere mal olan fırsatları göz önünde bulundurmayı içerebilir.También da la oportunidad de comentar las distintas opciones disponibles.
Not: 2015 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.2015: Vivir en la pregunta.
Geri yazma yöntemi bu konu göz önünde bulundurularak tasarlanmalıdır.La nueva constitución necesitaría reflejar eso.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.John Dalton, ad esempio, non considerava questa possibilità.
Not: 2014 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.Aspetto già richiamato nel rapporto di Legambiente del 2014.
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Egli era preposto alla riscossione delle imposte.
Burada benzeri yerlerde anıların 1897-1898 yıllarında yazıldığı göz önünde bulundurmalıyız.Pensieri in libertà per ricordare 1789.
Adaylar aile ya da kişisel itibarları göz önünde bulundurularak seçilirdi.Tuttavia, gli alti funzionari erano scelti tenendo conto della cittadinanza.
Daha sonra gümüş madalya ve son olarak da bronz madalya sayıları göz önünde bulundurulmaktadır.После этого учитывается количество серебряных медалей, далее — количество бронзовых медалей.
Geri yazma yöntemi bu konu göz önünde bulundurularak tasarlanmalıdır.Что касается возможного ухода, я должен подумать об этом.
Not: 2016 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.Ниже приведено состояние позиций на 2016 год.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Между царскими наголовьями они не встречаются, а носились преимущественно боярами.
Yine de göreceli hatayı logaritmada göz önünde bulundurabiliriz.Иначе мы можем вновь совершить ту же ошибку, что в Ливии.
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.В ходе сравнений всегда должно учитываться религиозное разнообразие.
Daha sonra gümüş madalya ve son olarak da bronz madalya sayıları göz önünde bulundurulmaktadır.كما تُؤخذ بعين الاعتبار بعد ذلك عدد الميداليات الفضية ثم عدد الميداليات البرونزية.
Daha sonra, Mars'ın etki alanına yaklaşana kadar sadece Güneşin etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.وبعد ذلك، يتوجه تفكير الشخص إلى جاذبية الشمس فقط لحين وصول المسار إلى جوار كوكب المريخ.
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.فإذا علم المؤمن أن الدنيا فانية، ومتاعها قليل، وما فيها من لذة فهي مكدّرة ولا تصفو لأحد.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.فإن لم يؤد عنه السلطان، فإن الله تعالى يقضي عنه، ويرضي خصمه.
Bu yöntem farklı seçeneklere mal olan fırsatları göz önünde bulundurmayı içerebilir.وقد يتضمن ذلك النظر في تكلفة الفرصة البديلة للبدائل المختلفة.
İlk olarak 1951'de önerilen bu model, üç doğrudaş atomun bağlanmasını göz önünde bulundurur.Este modelo, proposto inicialmente em 1951, considera a ligação de três atomos colineares.
Standart üç nötrino teorisi göz önünde bulundurulduğunda, bu matris 3x3'tür.Quando a teoria de três gerações de neutrinos é considerada, a matriz PMNS é 3x3.
Bu da, ilçenin nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, hiç de küçümsenmeyecek bir miktardır.Entretanto, se o sujeito for suprimido, juntamente com o predicado, não haverá contradição nenhuma.
Osmanlı döneminde, Avrupa göz önünde bulundurulduğunda, popülist antisemitizm, oldukça nadirdi.Quando Jack entra na 'Cidade do Natal' é algo escandalosamente Seuusniano.
2009'da fazla göz önünde bulunmadılar.Em 2009, sofreu bastantes críticas.
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Ainda continuava a fugir aos impostos.
Genellikle festivallerde ve bazı barlarda yalnızca musluk, fıçı olmadan göz önündedir.O mesmo acontece em bares e pubs, onde não é habitual deixar gorjeta.
Not: 2014 yılı içerisindeki durumlar göz önünde bulundurulmuştur.Exemplo: Qual a Indicção do ano 2014?
Geri yazma yöntemi bu konu göz önünde bulundurularak tasarlanmalıdır.A perspectiva projeção transformação necessita de ser aplicada a esses pontos.
Kalkan, merlin balığı ve flamingo göz önünde tutulmuştur.O escudo está flanqueado por um merlin e um flamingo.
Yazılım tasarımında bazı etmenler göz önünde bulundurulur.Voor ontwerpers iets om terdege rekening mee te houden.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.Dit zegt Gods Woord niet, maar dat God is, die Hij is , en een beloner degenen die Hem zoeken .
Cooper esasında yalnızca metal içinde yalıtılmış iletken çift formunu göz önünde bulundurmuştu.Cooper dacht in eerste instantie dat een geïsoleerd paar zich vormde in een metaal.
Bu atılım, sporun 25 yıllık olduğu göz önünde alındığında büyük bir yenilik olarak sayılabilir.Dit was indertijd een innovatie, aangezien de sport toen nog maar 25 jaar bestond.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Het is belangrijk om alle factoren die van invloed kunnen zijn op de klachten in kaart te brengen.
Tarım, ekoloji ile ele alındığında, bir operasyonun sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulur.Wanneer een hond er wel veel last van heeft kan besloten worden tot een operatie.
Paroksismal odaksal hareketler de göz önünde bulundurulmalıdır.Dan moet met de relatieve beweging rekening gehouden worden.
Daha sonra Andropov'un bu süreçte ciddi şekilde hasta olduğu ve göz önünden çekildiği bildirildi.Później ujawniono, że w tym czasie Andropow był poważnie chory i zrezygnował z pokazywania się publicznie.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nie doznają oni cierpienia, lecz nieustannie towarzyszy im uczucie tęsknoty.
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.Za każdym razem stwierdzono pojedyncze osobniki.
Bu ayrım yapılırken ülkenin coğrâfi ve ekonomik durumu göz önünde bulunduruldu.Nałożyła się na to także izolacja i status ekonomiczny regionu.