Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern försökte att frysa honom med en blick, men du kan inte göra sånt till Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern ga je skušal zamrzniti s pogledom, vendar ne morete storiti, da se takšne stvari to Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern megpróbálta leállítani őt egy pillantást, de nem tudod az ilyesmit to Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern próbował zamrozić go spojrzeniem, ale nie można robić tego typu rzeczy do Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern provato a congelare lui con uno sguardo, ma non si può fare questo genere di cose a Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern sa snažil zmraziť ho pohľadom, ale nemôžete robiť také veci na Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern se snažil zmrazit ho pohledem, ale nemůžete dělat takové věci to Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern versuchte, ihn mit einem Blick einfrieren, aber Sie können nicht diese Art von Dingen um Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern yritti jäädyttää häntä katsomaan, mutta et voi tehdä että sellainen asia to Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern προσπάθησε να τον παγώσει με μια ματιά, αλλά δεν μπορείς να κάνεις τέτοια πράγματα to Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Lady Malvern се опитали да го замрази с поглед, но не можеш да направиш такова нещо да Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Леди Malvern пытался заморозить его взглядом, но вы не можете сделать такую вещь к Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz Jeeves için.Леді Malvern намагався заморозити його поглядом, але ви не можете зробити таку річ до Jeeves.
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamazLady Malvern probeerde hem te bevriezen met een blik, maar je kunt niet doen dat soort dingen
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamaz레이디 Malvern은 표정으로 그를 동결했지만, 당신이 그런 말을 할 수 없어
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamazحاولت سيدة مالفيرن لتجميد له نظرة ، ولكنك لا تستطيع أن تفعل شيئا من هذا القبيل
Lady Malvern bir göz onu dondurmak için çalıştı, ancak bu tür bir şey yapamazアスクジーブスto。彼は、ルック証拠です。
Neden? Çünkü bunu göz önünde bulundurup왜일까요?
Neden? Çünkü bunu göz önünde bulundurupמדוע? כי עלי לשקול זאת
Neden? Çünkü bunu göz önünde bulundurupلماذا؟ لأنّ علينا التّفكير في الأمر
Neden? Çünkü bunu göz önünde bulundurup未来形に変える必要が出てくるのです
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.E l'oggetto stesso invita all'esplorazione all'interazione, alla considerazione e al tocco.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.E o objeto em si convida à exploração, à interação, à consideração e ao toque.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.És maga a tárgy hív minket, hogy felfedezzük, hogy beavatkozzunk,hogy elgondolkozzunk, és hogy megérintsük.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Et l'objet lui-même invitait à l'exploration à l'interaction, à l'examen et au toucher.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Het object zelf nodigt uit tot verkenning, interactie, beschouwing en aanraking.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.그리고 책 자체도 모험, 상호작용, 숙고, 그리고 접촉을 불러 일으키죠
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Obiectul însuși invită la explorare interacţiune, atenţie şi atingere.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Objekt samotný vyzývá ke zkoumání, interakci, přemýšlení a dotýkání.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Obyek itu sendiri mengundang eksplorasi interaksi, pertimbangan dan sentuhan.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Och ämnet självt uppmanade till utforskande, delaktighet, funderingar och beröring.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Og objektet selv lagde op til udforskning, interaktion, overvejelse og berøring.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Predmet samotný vyzýva k preskúmaniu, interakcii, premýšľaniu a dotyku.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Przedmiot sam w sobie skłania do zgłębienia go, nawiązania interakcji, przemyślenia i do dotykania.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Und das Objekt selbst lud zur Erforschung, Interaktion, Abwägung, und zur Berührung ein.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Và bản thân đồ vật mời gọi sự khám phá sự giao tiếp, sự xem xét sự động chạm. Và cuốn sách mới ra đời
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Y el objeto invitaba a la exploración, a la interacción, la consideración y al tacto.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Το ίδιο το αντικείμενο αποτελούσε θέμα για μελέτη, αλληλεπίδραση, αναθεώρηση και αφή.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.А сам объект призывает к исследованию, взаимодействию, размышлению и прикосновению.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.До того ж, сама книжка заохочує до пізнання, взаємодії, роздумів і доторкань.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.И темата сама по себе си подканва към изследване, взаимодействие, разглеждане и докосване.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.והאובייקט עצמו מזמין מחקר אינטראקציה, מחשבה ומגע.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.والشكل في حد ذاته يدعو للإستكشاف والتفاعل والاعتبار واللمس.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.作用へ 考察へ そして感触へ ニューヨークタイムズのベストセラーリストで
Ne tür bir kredi seçeceğinizi düşünürken, şu noktaları göz önünde bulundurun:Cuando piense en qué tipo de hipoteca elegir, tenga en cuenta
Ne tür bir kredi seçeceğinizi düşünürken, şu noktaları göz önünde bulundurun:Då du funderar på vilket lån du ska välja bör du beakta
Ne tür bir kredi seçeceğinizi düşünürken, şu noktaları göz önünde bulundurun:Kun mietit, millaisen lainan valitset, ota huomioon
Ne tür bir kredi seçeceğinizi düşünürken, şu noktaları göz önünde bulundurun:Lorsque vous devez choisir un prêt, vous devez prendre en considération
Ne tür bir kredi seçeceğinizi düşünürken, şu noktaları göz önünde bulundurun:Когда вы обдумываете, какой выбрать для себя кредит, учитывайте
Ne tür bir kredi seçeceğinizi düşünürken, şu noktaları göz önünde bulundurun:وعندما تفكر باختيار القرض فعليك أن تأخذ بالاعتبار:
Öğretim ve değerlendirme yöntemleri de bütün ülkelerde göz önünde bulundurulmaktadır. Analiza rapoartelor de autoevaluare
Öğretim ve değerlendirme yöntemleri de bütün ülkelerde göz önünde bulundurulmaktadır.Anche i metodi di insegnamento e valutazione sono oggetto di verifica in tutti i paesi.
Öğretim ve değerlendirme yöntemleri de bütün ülkelerde göz önünde bulundurulmaktadır.Eslovénia: A informação apenas diz respeito à acreditação.
Öğretim ve değerlendirme yöntemleri de bütün ülkelerde göz önünde bulundurulmaktadır.Opinión de los participantes sobre laformación recibida
Öğretim ve değerlendirme yöntemleri de bütün ülkelerde göz önünde bulundurulmaktadır.Súkromné vzdelávacie centrá (napr. jazykové školy) s
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...C'est tellement évident, ça saute aux yeux,, et quelqu'un devait y avoir pensé.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Das ist so offensichtlich, sonnenklar, und jemand musste diese Idee doch gehabt haben.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...E' così ovvio, così chiaro, che qualcuno deve averci pensato.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Es tan obvio, tan evidente, que alguien lo tendría que haber pensado.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Este atât de evident, simplu și cineva ar fi trebuit să se gândească la acest lucru.