Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.Leňoch skrýva svoju ruku vo vačku; ani len k svojim ústam jej nevztiahne.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.Lenuh pač vtakne roko v skledo, a k ustom je ne mara prinesti.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.Le paresseux plonge sa main dans le plat, Et il ne la ramène pas à sa bouche.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.O preguiçoso esconde a sua mão no prato, e nem ao menos quer levá-la de novo � boca.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.Ο οκνηρος εμβαπτει την χειρα αυτου εις το τρυβλιον, και δεν θελει ουδε εις το στομα αυτου να επιστρεψη αυτην.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.Ленивият затопява ръката си в паницата И не ще нито в устата си да я повърне.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.Ленивый опускает руку свою в чашу, и не хочет донести ее до ртасвоего.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.טמן עצל ידו בצלחת גם אל פיהו לא ישיבנה׃
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.الكسلان يخفي يده في الصحفة وايضا الى فمه لا يردها.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.懶 惰 人 放 手 在 盤 子 裡 . 就 是 向 口 撤 回 、 他 也 不 肯
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.懶惰 人 放手 在 盤子裡 . 就是 向口 撤回 、 他 也 不 肯
T'yi paydaya götürmek için değiştirilmesi gerektiğini farkettim.이런 특성들이 변해야 한다는 것을 깨달았습니다.
T'yi paydaya götürmek için değiştirilmesi gerektiğini farkettim.צריכים להשתנות כדי ש-ט' יעבור אל המכנה.
T'yi paydaya götürmek için değiştirilmesi gerektiğini farkettim.يجب أن تتغير لننقل ال T إلى المقام
T'yi paydaya götürmek için değiştirilmesi gerektiğini farkettim.新しい産業革命では 「採掘」から「再生可能型」へ変えなければなりません
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.E dopo aver comprato le scarpe, il commesso ci disse che potevamo portare a casa entrambi un palloncino.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Khi mua xong giầy, người bán hàng nói chúng tôi mỗi người có thể lấy một trái bóng bay.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Kiedy już płaciliśmy, sprzedawca chciał nam dać po balonie.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.신발을 다 사고, 점원이 우리에게 집에 가져갈 풍선을 하나씩 고르라고 했습니다.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Miután megvettük a cipőinket, az eladó azt mondta, hogy mindketten kaphatunk egy lufit.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Mon frère voulait un ballon rouge et moi un ballon rose.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Na konci nákupu topánok, obchodník povedal, že každý z nás si môže domov zobrať balón.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Și după ce am terminat cumpărăturile vânzătorul ne-a spus că putem alege câte un balon să-l luăm acasă.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Toen ik ongeveer zes was, ging ik met mijn moeder en broer naar een schoenenwinkel.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Y, tras comprar, el vendedor nos dijo que podíamos llevarnos un globo.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Zum Ende unseres Einkaufs sagte der Schuhverkäufer, dass wir uns jeweils einen Luftballon aussuchen dürften.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Αφού τελειώσαμε τα ψώνια μας, ο πωλητής μας είπε ότι μπορούσαμε να πάρουμε ο καθένας από ένα μπαλόνι.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Коли ми вже купили взуття, продавець сказав, що ми з братом можемо обрати собі повітряну кульку.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.ואחרי שקנינו נעליים, הזבן אמר שאנו יכולים לקבל בלונים.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.وفي نهاية شرائنا لأحذيتنا، قال لنا البائع أنه يمكننا أخذ بالونات معنا إلى المنزل.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.お店の人が風船をくれると言いました 弟は赤い風船を 私はピンクの風船を希望しました
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.여기서 30년 전의 이야기를 조금 하고 싶습니다.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Chcem takisto hovoriť o udalostiach spred tridsiatich rokov.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Chcę o tym powiedzieć, zabrać nas około 30 lat w przeszłość.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Chtěl bych trochu pohovořit o době před 30 lety.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Ich möchte ein wenig über die Zeit vor 30 Jahren sprechen.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Ik wil iets vertellen van 30 jaar geleden.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Quero falar um pouco, levar-nos a 30 anos atrás.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Rad bi povedal nekaj, nas popeljal 30 let nazaj.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Và tôi muốn nói một chút về, quay trở lại 30 năm trước.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Vorrei parlarvi un po', portarci indietro di 30 anni.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Vreau să vă vorbesc despre vremurile de acum 30 de ani.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Y quiero hablar un poco, retornar unos 30 años atrás.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.Θέλω να μιλήσω λίγο, να πάμε πίσω τριάντα χρόνια.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.И искам да поговоря малко, да ви върна назад с 30 години.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.И сейчас я хочу перенести вас на 30 лет назад.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.І я хочу трохи розказати... Повернутися на 30 років.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.ואני רוצה לדבר קצת, להחזיר אותנו 30 שנה לאחור.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.وأنا أريد أن أتكلم قليلاً، تأخذ بنا إلى الوراء حوالي 30 عاماً.
Ve birazcık konuşmak, bizi bir 30 yıl geriye doğru götürmek istiyorum.お話したいと思います 本日お集まりのここ トリニダード・トバゴは
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!Dan sekarang ada buku-buku ini - Ah! inilah sebagian dari apa yang saya lakukan untuk orang Yunani!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!E proprio ora ci sono questi libri - Ah! ecco alcune delle cose che ritengo sia greco!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!E só agora há esses livros - Ah! aqui está um pouco do que eu preciso para ser grego!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!Et juste maintenant, il ya ces livres - Ah! voici une partie de ce qui me paraît être le grec!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!In ravno zdaj tam je teh knjig - Ah! tukaj je nekaj, kar sem lahko, da grški!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!Ja juuri nyt on näitä kirjoja - Ah! tässä jotain, mitä otan olla kreikkalainen!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!Şi doar acum nu mai e aceste cărţi - Ah! aici e parte din ceea ce am lua pentru a fi grec!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!Và chỉ có những cuốn sách này - Ah! đây là một số những gì tôi làm để được tiếng Hy Lạp!
Ve şimdi bu kitapları var - Ah! Burada bazı Yunan götürmek!Y justo ahora que hay estos libros - ¡Ah! esto es algo de lo que yo considero que es griego!
Winry böyle diyor olabilir, ama yine de seni benzetip Rockbell aile mezarına götürmek isterdim!Winry może tak mówić, a ja i tak chcę cię stłuc na miazgę i zawlec na rodzinny grób Rockbellów.