götürme ile cümle
götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yanlılık: “Bu doğru ve adil değil, beni daha sık dışarıya götürmeli.”"Am fost întrebat: Ce este mai corect, să ne împărtășim des sau rar?
Tom'un kimi dansa götürmeyi planladığına dair herhangi bir fikrin var mı?Are cineva vreo idee pe cine a plănuit Tom să ducă la dans?
Ritmin sizi alıp götürmesine, size yön vermesine izin verin."Siess követet és ajándékot küldeni nekem.”
O ve hizmetçileri insanları cehenneme götürmeye çalışır.Kísérettel, szolgákkal útnak indította a gyermekeket.
Oyuncu simlerini nereye götürmek isterse seçer.Ezután úgy döntött hogy a színészi pályát választja.
Boone, Shannon'ı geri götürmek için evine gelir ve Bryan'a bakarak hadi gidelim der Shannon'ın elini tutarak.Boone ismét elmegy Bryan házába, hogy magával vigye Shannont.
Türkiye’de şeker üretimi ile ilgili çalışmaları 19. yüzyılın başlarına kadar geri götürmek mümkündür.Ukrajnában a tőzeg energetikai felhasználásának lehetőségeit a 19. századtól tanulmányozzák.
Sosyal önemi şüphe götürmez.Nem törődik a nyilvános bírálattal.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.A vízben oldódó diszpróziumsók enyhén mérgezőek, a vízben oldhatatlanokat nem tekintik mérgezőnek.
Ancak onları Almanya'ya değil, İstanbul'a götürmektedir.Azt akarta elérni, hogy Németországot ne Ausztria, hanem Poroszország vezesse.
Mars gibilerinde şüphe götürmez bir şekilde eski yanardağlar vardır (en barizi Olympus Mons).Marsissa on valtavan suuria kuumien kohtien synnyttämiä tulivuoria, esimerkiksi Olympus Mons.
Bu nokta da onu, kendi şiiri içinde bir tür öyküselliğe götürmektedir.Kappale perustuu hänen samannimiseen runoonsa.
Charlotte'ye Sun'u bu adadan götürmesini ister.Hän varoittaa Jiniä tuomasta Sunia takaisin saarelle.
Kızı yanında götürmek ister.Vaimo pääsee kuitenkin pakenemaan tytär mukanaan.
Onun için gence onu Kutsal Kase'ye bakma törenine götürmek istediğini söyler.Jeesus kertoi hänelle haluavansa tulla vierailulle Sakkeuksen kotiin.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Yhtiö ilmoitti valittavansa päätöksestä.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.Ωστόσο, το Fox δεν προχώρησε στο έργο.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.Είναι γανωμένο απέξω και από μέσα.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Πρέπει να τους καλέσουμε να χρησιμοποιήσουν τους πόρους τους για να μας βοηθήσουν.
Bu problemi teodise ile açıklamak bizi bir adım ileriye götürmemektedir.Θεοτόκη με την Πρόταση, δεν πρέπει να ξενιζόμαστε.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Σκοπός τους είναι να διαμορφώνουν την τροφή και να τη μετακινούν στο στόμα.
Kimsesiz kız, Marat'ın onu Bakü'ye götürmesini ister.Η Σινώπη του ζήτησε να αφήσει απείραχτη την παρθενιά της.
Oyun Batman'in Joker'i yakaladıktan sonra Arkham Asylum'a götürmesiyle başlar.Spillet starter med at Batman eskorter The Joker i Batmobilen til Arkham Asylum.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.De fører maten til munnen med framføttene.
Ned, iki kızı Arya ve Sansa'yı başkente götürmek için yanına alır.Han tar med seg sine to døttere, Sansa Stark og Arya Stark til Kongshavn.
Sosyal önemi şüphe götürmez.Dets troverdighet spiller ingen rolle.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.Hva ville vi ha vist besøkende hvis de kom hit på ferie?
Kim'e görevlerinde çok yardımcı olur, onu gideceği yere götürmek için taşıt ayarlar.De har vanligvis ingen annen funksjon enn å frakte Kim dit hun skal.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Dette var en midlertidig regjering inntil det kunne avholdes nyvalg.
Her pazarlık bir uzlaşmaya götürmeyebilir; taraflar anlaşamadan ayrılabilirler.Ingen forhandling uten at partene kan stole på hverandre.
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.Dia bersabda : Supaya saudaranya meminjamkan kepadanya dari jilbabnya.
David, Woody’i geri getirir ve annesinin korkusuyla onu Lincoln’e götürmeye karar verir.David menjemput Woody dan memutuskan untuk mengantarnya sampai ke Lincoln, menyebabkan Kate cemas.
Ne yapayım ki, oraya ateş götürmeyeyim?”Mengapakah tidak terbakar semak duri itu?"
O ve hizmetçileri insanları cehenneme götürmeye çalışır.Dia dan anak buahnya memilih untuk masuk Islam.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.Sebelumnya Ngembag dikenal sebagai mata air yang tak terawat.
Val Cortez adında bir bayan gazeteciyi Mikronezya'daki bilinmeyen bir adaya götürmesi için tutuluyor.Anh được một người phụ nữ tên Val Cortez thuê để đưa cô ấy đến một hòn đảo kì bí ở Micronesia một cách bí mật.
Yapımcılar Schindlerjuden bulabilmeye ve onları sahnenin çekimi için uçakla götürmeye çok çaba sarf etmiştir.Các nhà sản xuất đã đi tìm những người Schindlerjuden và đưa họ đến hiện trường để quay cảnh này.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.Học sinh có thể về nhà trong kì nghỉ Giáng Sinh.
Sosyal önemi şüphe götürmez.Phân tầng xã hội không có ý nghĩa tuyệt đối.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.Tuy bị lưu đày, Ngu Phiên vẫn quan tâm tới việc nước.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Voi dùng vòi để quặp thức ăn và đưa vào miệng.
O ve hizmetçileri insanları cehenneme götürmeye çalışır.Họ tìm cách giải phóng đàn ông và đem lại tình yêu cho phụ nữ.
Sosyal önemi şüphe götürmez.社会的名誉は重要ではない。
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.いなげや内に移管。
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.そして何かを車に運ぶのを手伝ってくれないかと頼むのである。
Ancak onları Almanya'ya değil, İstanbul'a götürmektedir.だが彼を北(=ベルリン)へ連れて行くつもりはない。
(Örneğin: Getirmek= Getümek, Getirdim= Getüdüm; Götürmek= Götümek, Götürdüm= Götüdüm).依頼:「~らっせ」「~さっせ」「~(して)くろ・~(して)くれろ」がある。
Mercy, ilk seferine 27 Şubat 1987 tarihinde Filipinler'e tıbbi ve insani yardım götürmek maksadıyla çıkmıştır.1987年2月27日、フィリピンと南太平洋に向けて演習および人道支援の航海を開始。
Connor, yaralıları Salt Lake City'ye geri götürmek üzere birkaç adamı kızaklarıyla beraber kiralamıştır..コナーは幾人かのフランクリン住民を雇って橇を引っ張らせ、負傷兵をソルトレイクシティに連れ帰らせた。
Babasının kendisini New York'taki bir köprü açılışına götürmesi onun için bir milat oldu.父親の赴任先の影響で、ニューヨークにて出生した。
Çünkü yakıt yandığında sistemden enerji götürmektedir (aşağı da bakınız).破壊すると燃料を落とす。
Aparmak (kaçırmak, alıp götürmek) anlamını içerir.それが部屋が意味するものです。
Oyuncu simlerini nereye götürmek isterse seçer.キャラクターをどこに移動させるかを決定する。
Ancak Tara’nın ailesi onu eve götürmek üzere Sunnydale'e gelir.ティファニーは帰国のため成田空港に行く。
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.世界各地に出張し、お土産を持ち帰る。
Ne yapayım ki, oraya ateş götürmeyeyim?”若度不能成,則須焚之。
Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.告者因疑而訴,律以誣告致死,是丞與告者各殺一人,可乎?」駁正之。
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.這時,阿Q決意要入城了。
Bu değişimleri geriye götürmeyi savunmak gericiliktir.保护你的资产是合乎逻辑的。
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.留從效無子,而以其兄留從願之子留紹錤、留紹鎡為子。