götürme ile cümle

götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bütün bu süreçte eşyalarını getirip götürmek için izin verilmemiştir.Em nenhum momento deviam carregar suas coisas eles mesmos.
Babası onu bulur ama hemen geri götürmez.Ele tenta segui-lo, mas não é capaz de alcançar-lhe.
Bu sırada eşini de iş görüşmesine götürmesi gereken Bill, Lucy'yi işverenlere eşi olarak tanıtır.June, agora a dama que queria ser, retorna para o funeral, assim como Dave.
Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi.Ele estranha os objetos que encontra na mochila.
Claire ise Charlie’e Ethan’dan kaçtığında onu geri götürmek için tekrar döneceklerini bildiğini söyler.Claire expulsa Charlie quando suspeita que ele voltou a se drogar.
Tom, Mary'i dansa götürmeyi nasıl başardı?Como o Tom conseguiu levar a Mary para o baile com ele?
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Hij komt daardoor terecht in diverse steden en stuurt cadeaus naar huis.
Hızlı hareket ettiklerinden haber getirip götürmekteydiler.Het werd al snel bekend met haar nauwkeurige zakhorloges.
Ichigo’nun annesi Masaki Kurosaki, karate öğrenmesi için 4 yaşındayken Ichigo’yu dōjōya götürmeye başlamıştı.Ichigo's moeder nam hem mee naar een dojo om hem karate te leren toen hij vier jaar was.
Kızı yanında götürmek ister.Die neemt het meisje mee.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Daarom nam zijn vader hem mee naar de tempel.
O ve hizmetçileri insanları cehenneme götürmeye çalışır.Als vrouw trachtte ze mannen in het water te lokken.
Sonra Gollum ikiliyi, başka gizli bir yoldan götürmeye ikna eder.Gollem had een geheime weg erdoorheen gevonden.
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.Sydney besluit naar de CIA te gaan.
Sid bebeği tek başına götürmek ister, Manfred de Sid ile dalga geçer.De moeder ontsnapt echter met de baby en vertrouwt de baby toe aan Manny en Sid.
Ünlüler sırrı çözemeyince Farnsworth evine 80 dolar ve bir karton da Winston sigarası götürmeye hak kazandı.Voor het niet raden ontving hij $80 en een slof Winston sigaretten.
Bu kitabı bugün kütüphaneye geri götürmeliyim.Ik moet dit boek vandaag terugbrengen naar de bibliotheek.
Bak, gözaltında değilsem, o zaman beni arkadaşlarımın yanına geri götürmeni istiyorum.Kijk, als ik niet onder arrest sta, dan wil ik dat je me terug brengt naar mijn vrienden.
Ichigo’nun annesi Masaki Kurosaki, karate öğrenmesi için 4 yaşındayken Ichigo’yu dōjōya götürmeye başlamıştı.Matka Ichigo, Masaki Kurosaki, zapisała go do dojo, by uczył się karate, gdy miał 4 lata.
Hızlı hareket ettiklerinden haber getirip götürmekteydiler.Poinformował ich o rychłym wybuchu powstania.
Dr. Jack Shephard (Matthew Fox), babasının cenazesini götürmektedir.Ben oraz Jack Shephard (Matthew Fox) spotykaja się przy trumnie Johna Locka.
Parsifal bunlara aldırmaz görünür ve Kundry'den kendini Amfortas'a götürmesini ister.Odpycha Kundry i pyta o drogę powrotną do Amfortasa.
Kadını alıp götürmeye karar verirler.Postanawiają pojechać i poszukać jej.
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.Proponuje też, że zabierze Kay do miasta.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.Podłoża lipofilowe, nierozpuszczalne w wodzie.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Przywożąc ze sobą dary niejednokrotnie odwiedzała Lubaczów.
Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi.Zawsze też uprzedzała, by zwrócić kosz w które były zapakowane.
Oysa bulanık düşünce kimseyi bir yere götürmez, dünyayı hiç etkilemeksizin sürekli hoş görülebilir.""Kto nie dotknął ziemi ni razu, ten nigdy nie może być w niebie".
Davetliler ayrılınca Prunier gizlice hizmetkar Lisette'i Bullier kaberesine götürmek için geri gelir.W tym czasie Prunier powraca w tajemnicy, aby odprowadzić Lisette do Bullier'a.
Sadece Tom'u güvenli bir şekilde eve götürmek istiyorum.Chcę tylko zawieźć Tom'a bezpiecznie do domu.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.Fox gick dock inte vidare med projektet.
Bu tutumun günümüzde de devam ediyor olması işi daha da kötüye götürmektedir.Denna hållning tenderar att bli mer tydlig med tiden då skadan försämras.
James, arkadaşı Mike'ı arar ve sabah gelip kendisini eve götürmesini ister.James vän, Mike, som han ringde tidigare, anländer till huset.
Ritmin sizi alıp götürmesine, size yön vermesine izin verin."Förstår du inte att hans godhet vill föra dig till omvändelse?"
İşaret parmağını burnuna götürmesi devam et demektir.Näspetning innebär att man petar med finger i näsan.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.Formamid är blandbar med vatten i godtyckliga proportioner.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.Личинки вживають водних безхребетних.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Його батько пішов на фронт.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.Проте у майбутньому Fox так і не просунувся вперед із розробкою проекту.
Santiago onu taksine binmeye davet eder ve onu taksiyle antrenmana götürmeyi kabul eder .Шенсон запропонував заїхати за ними на таксі й по дорозі поговорити.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Листя руколи використовують в їжу.
Bu tutumun günümüzde de devam ediyor olması işi daha da kötüye götürmektedir.Ця втрата з кожним днем ​​все більше і більше буде здаватися важчою.
Philips şirketi grubu İngiltere'ye götürmeye karar verdi.Філіп II вирішив напасти на Англію.
Tom Mary'yi arabayla Boston'a götürmek istedi.Том забажав відвезти Мері до Бостона на машині.
Bu nokta da onu, kendi şiiri içinde bir tür öyküselliğe götürmektedir.To vneslo do její poezie teskný podtón.
Sosyal önemi şüphe götürmez.Na jeho důvěryhodnosti nezáleží.
Ancak bu oyunlarının başarısından bir şey götürmedi.Ale stále se neodvažoval zahrát něco svého.
Fransız Ordusu geri dönüş yolunda çok büyük bir yağma ganimetini de beraberinde götürmekteydi.Francouzi se do tábora vrátili triumfálně s velkou kořistí.
Karakteristikler Davşanlar su götürmez bir şekilde aptallar.Ředidla jsou hořlavé kapaliny, nemísitelné s vodou.
Tesadüfi keşfinden sonra, Reinitzer sıvı kristaller üzerindeki çalışmalarını daha ileriye götürmemiştir.După descoperirea accidentală, Reinitzer nu a mai urmărit studierea cristalelor lichide.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.Le mănâncă de dinăuntru afară.
Ne yapayım ki, oraya ateş götürmeyeyim?”(Te superi dacă nu fumez?)
O ve hizmetçileri insanları cehenneme götürmeye çalışır.El ucide oamenii și îi conduce în Infern.
İşaret parmağını burnuna götürmesi devam et demektir.Apoi îți cer să pui degetul pe o scoică.
Çünkü yakıt yandığında sistemden enerji götürmektedir (aşağı da bakınız).Drept sursă de energie proprie se folosește arderea combustibililor.
Bu sırada gardiyan Michael'i götürmeye gelir.Între timp, ajunge acolo și locotenentul David.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Ei folosesc mustățile lor pentru a localiza hrana.
Joe onu, Osgood'u yattan uzak tutması ve kendisinin de yata Sugar Kane'i götürmesi konusunda ikna eder.Joe o convinge pe Daphne să-l țină pe Osgood pe uscat în timp ce el merge pe iaht cu Sugar.
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.Ash hotărăște să o ducă până în oraș, unde să poată rămâne peste noapte.
Lennon (John Hawkes) ile yüzleşerek kendisini Claire'e götürmesini sağlar.Walker: Dacă e să rezolvăm asta, trebuie să-l găsim pe John Konrad.

İlgili Sayfalar