götürme ile cümle
götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Al regresar a la casa, varios regalos las esperan.
O, bebeği sahiplenir ve ailesine götürmek ister.Tuvo que dejar la universidad para hacerse cargo de su familia y su hermano.
Uzun bir süre ligi lider olarak götürmeyi başardı, üst düzey futbol oynadı.Me hubiera gustado jugar en una liga mejor, haber disfrutado del fútbol a ese nivel.
Oysa bulanık düşünce kimseyi bir yere götürmez, dünyayı hiç etkilemeksizin sürekli hoş görülebilir."Así el nombre, en realidad, no planificado en absoluto se hizo generalmente aceptado por todo el mundo. "
Sosyal önemi şüphe götürmez.Su credibilidad no importa.
Kızı yanında götürmek ister.Ella se va de la casa con su hija.
Baba yaralıdır ve arabaya binerek onu hastaneye götürmeye çalışırlar.Ben piensa que está drogada y trata de llevarla al auto.
Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.Los aceptamos como judíos y a los que deseen volver (al judaísmo mayoritario) les aceptamos.
Böylece Bağlar Belediyesi 33 mahalleye hizmet götürmekle yükümlü bir belediye haline gelmiştir.Es por ello que alentaron a los locales a enfrentarse contra el 33.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Estoy seguro de que me ayudó a conseguir algunos papeles.
Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma.Su tumba puede ser visitada en Estambul.
Niçin Tom'u götürmedin?Perché non hai portato Tom?
Bunu eve götürmeni istiyorum.Voglio che lo porti a casa.
Onları benimle götürmek istiyorum.Voglio portarli con me.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.È impiegato anche per trasportare gli studenti che vogliono tornare a casa durante le vacanze estive.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Sam la porta con sé fin dall'inizio.
Çinliler kayayı götürmek için kayanın etrafında ateş yaktılar, kaya kızınca üzerine sirke döktüler.I Cinesi versano quindi aceto sulla roccia e gli danno fuoco.
Parktan herhangi bir şey alıp dışarı götürmek yasaktır.È fatto divieto di possedere e di acquistare terreni fuori dalla riserva.
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.Egli chiede poi a C.C. di portarlo in quel luogo.
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.I suoi beni furono ereditati da suo figlio Ruggiero e, alla morte di questi, da Berengario.
Ned, iki kızı Arya ve Sansa'yı başkente götürmek için yanına alır.Intanto, Ned parte per la capitale Approdo del Re insieme alle due figlie Sansa e Arya.
Oyun Batman'in Joker'i yakaladıktan sonra Arkham Asylum'a götürmesiyle başlar.All'inizio del videogioco Batman porta il Joker all'Arkham Asylum servendosi della vettura.
Sosyal önemi şüphe götürmez.La sua credibilità non importa.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Utilizzano le tasche guanciali per trasportare il cibo fino ai rifugi.
Tom Mary'nin onu eğlence parkına götürmesini rica ettim.Фома попросил Машу подвезти его до парка развлечений.
Anne, onları buradan götürmelisin.Мам, ты должна увести их оттуда.
Daenerys ise Jorah'a kendisini Ölülerin Evi'ne götürmesini ister.Дейенерис просит Джораха отвезти её в Дом Бессмертных.
Kızı yanında götürmek ister.Дочку он берет вместе с собой.
Buna sinirlenip deliye dönen büyük annesi onu zorla kiliseye götürmeye başladı.Её бабушка, расстроенная и сердитая, начала кричать на неё, умоляя сходить в церковь.
Ancak Siddhartha samanayken bir süre sonra hayatın onu hedefine götürmeyeceğini hisseder.Тем не менее, Сиддхартха чувствует, что жизнь самана не приведет его к цели.
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.Сидни просит Джорджа подвезти его до города.
Peter'ın yapması gereken şey çok basittir: Don'un kuzeni olan Koca Şişko Paulie'yi sinemaya götürmek.В благодарность просят немного: сводить племянника Дона Толстяка Паули в кино.
Çünkü yakıt yandığında sistemden enerji götürmektedir (aşağı da bakınız).По мере выгорания топлива реактивность реактора уменьшается.
James, arkadaşı Mike'ı arar ve sabah gelip kendisini eve götürmesini ister.Грег предлагает другу встретиться утром и вместе поговорить с Томом.
Ailesinin onu sık sık tiyatroya götürmesi sonucu oyunculuğa büyük ilgi duydu.Кроме того, отец часто водил его в театр.
İlkar'ı çağırır ve Afet'i götürmesini ister.Они повторно просят Илью встать и принести им воды.
Ichigo’nun annesi Masaki Kurosaki, karate öğrenmesi için 4 yaşındayken Ichigo’yu dōjōya götürmeye başlamıştı.Когда Ичиго Куросаки было четыре года, мать водила его на занятия по карате.
Hazine bulmaktan çok, Kara İnci tayfası bunu geri götürmeyi amaçlıyordu.Масса жадных охотников за сокровищами устремилась расчищать канализацию.
Daha sonra Tutuş'un askerlerinin kendisini götürmek istemesi üzerine kılıcını çekerek intihar etmiştir.Тогда он, чтобы не попадать в плен, совершил самоубийство, пронзив себя мечом.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Мужа забирают на фронт.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.تُستخدَم الشفاه لتناول الطعام داخل الفم.
Fransız Ordusu geri dönüş yolunda çok büyük bir yağma ganimetini de beraberinde götürmekteydi.وقام الرئيس الفرنسي بخطوة جريئة عندما ذهب إلى هناك.
Ne yapayım ki, oraya ateş götürmeyeyim?”لكنني لا أستطيع أن لا أؤمن أن هنالك نار."
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.وطلب منه أن يساعدهم على تركه.
İşaret parmağını burnuna götürmesi devam et demektir.إذا كان السبب ضربة على الأنف.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.أفكار نيتو ذهبت أبعد من ذلك.
Nişanlılık süresinde geline, bayramlarda ve diğer günlerde hediyeler götürmek adettir.و في هذه الفترة لا يكون من الوجوب على أهل العريس إحضار الهدايا أو ما شابه ذلك في المواسم والأعياد.
Ve Ash onu kasabaya götürmeye karar verir.Ash decide arrastar ele de volta para a vila.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.No entanto, a Fox não seguiu com o projeto.
Sonunda Zemeckis ve Gale, senaryoyu Disney'e götürmeyi kararlaştırdı.Zemeckis e Gale finalmente decidiram mostrar o projeto a Disney.
Doktor'a kendisini bu dünyadan uzaklara götürmesi için yalvarır, ama Doktor kabul etmez.Ela implora ao Doutor para levá-la para longe da Terra, mas ele se recusa.
Kıyafet değiştirerek Aminta yanına gelir ve onu Alessandro'nun huzuruna götürmeyi teklif eder.Ele entra a Aminta em disfarce e lhe se oferece para o levar a Alessandro.
Milton Tyresse'nin grubunu Woodbury'e götürmeyi kabul eder.Milton concorda em levar Tyreese e seu grupo para Woodbury.
Burada kastedilen kesinlik, şüphe götürmez bir gerçekliği ifade etmektedir.Consiste em fazer uma afirmação duvidosa parecer uma verdade incontestável.
Peter, kendi doğum günü partisi için ailesini Bob's Funland ve Putt Putt Golf'e götürmektedir.Para seu aniversário, Peter com os olhos vendados leva sua família até o Bob's Funland e Putt Putt Golf.
Herkes, Lois'in Peter'dan Chris'i futbol maçına götürmeyi istediği ana geri döner.Todos voltam no tempo, quando Lois pede a Peter que leve Chris ao jogo.
Lamson, Rick'e kendisini hastaneye götürmesi konusunda yalvarır ancak Rick onu orada öldürür.Lamson tenta se desculpar com Rick e implora para que ele o leve de volta para o hospital.
Sosyal önemi şüphe götürmez.A sua credibilidade não importa.
Terim de millî takımı 1996 ve 2008'den sonra bir kez daha bir turnuvaya götürme başarısı yakaladı.E também tudo indica que ele tocará com uma nova banda depois de 2008.
Hızlı hareket ettiklerinden haber getirip götürmekteydiler.Eles o estimularam a guiá-los em ação sem demora.