götüren ile cümle

götüren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Götüren kadına bahşiş verilir.Žmonės, kuriems yra skiriamas apdovanojimas, gali jo atsisakyti.
Kurbanları götüren gemi, siyah yelkenlidir.Õnnetuse puhul jäetakse aga laevale mustad purjed peale.
90'ların başında Toplumun gereksinimlerini gördük ve bu bizi onlar için çalışmak için geri götüren şey oldu.Vì sự cần thiết và vì những người chúng tôi thấy vào những năm đầu thập kỉ 90 đã khiến chúng tôi quay trở lại
90'ların başında Toplumun gereksinimlerini gördük ve bu bizi onlar için çalışmak için geri götüren şey oldu.Wir sahen die Not der Menschen in den frühen 90ern, die uns zurückkehren ließ, um für sie zu arbeiten.
90'ların başında Toplumun gereksinimlerini gördük ve bu bizi onlar için çalışmak için geri götüren şey oldu.И эта нужда, и люди, которых мы видели в начале 90-х, заставили нас вернуться и работать на их благо.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.A nagybátyja őszentségével diaszpórába menekült azokkal, akik Nepálba mentek.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Chú của anh bỏ chạy cùng sự tôn thờ của cộng đồng Do Thái đưa cả dân tộc tới Nepal.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Hänen setänsä pakeni dalai-laman kanssa heidän paetessaan Nepaliin.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Jego wujek uciekł z Jego Świątobliwością w diasporze, w której ludzie przeszli do Nepalu.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.젊은이의 삼촌은 부교주와 함께 네팔로 사람들을 데리고 탈출해 디아스포라를 이루었습니다.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.O tio dele fugiu com Sua Santidade na Diáspora que levou o povo para o Nepal.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Sein Onkel floh mit ihrer Heiligkeit in die Diaspora, die Leute nach Nepal brachte.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Son oncle s'enfuit dans la diaspora avec sa Sainteté qui conduirent le peuple au Népal.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Suo zio è fuggito con Sua Santità durante la diaspora che ha portato il popolo in Nepal.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Su tío había huido con su santidad en la diáspora que hizo desaparecer al pueblo de Nepal.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Unchiul lui a fugit cu Panchen Lama în diaspora din Nepal.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Zijn oom vluchtte met de Dalai Lama in de diaspora, die de mensen tot in Nepal bracht.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Дядя с Его Святостью бежали вместе с мигрантами, которые переправляли людей в Непал.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Його дядько втік із Його Святістю у діаспору, яка переправила їх до Непалу.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.Чичо му избягва с Негово Светейшество в Диаспора, което завежда хората в Непал.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.הדוד שלו ברח עם הדלאי לאמה לגלות שהוציאה את העם לנפאל.
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.إذ فر عمه مع قداسته إلى الشتات الذي أخذ الناس إلى نيبال
Amcası, insanları Nepal'a götüren papaz cenaplarının başlattıkları diaspora ile kaçmış.ネパールに移住しました 彼の母親は 裕福であるという罪で
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.A familiaridade é a porta de entrada para a empatia.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Als je met iemand bekend bent, zul je empathie hebben.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Az ismeretség igenis empátiát vált ki.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Familiaritea e de fapt poarta către empatie.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Fortrolighed er virkelig passage midlet til empati.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Igenkännbarhet är på riktigt inkörsporten till empati.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Keakraban sesungguhnya adalah gerbang menuju empati.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.공감을 향한 가장 빠른 길은 친숙함이에요.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.La familiaridad es realmente la droga de iniciación a la empatía.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.La familiarità può davvero condurre all'empatia.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.La familiarité est la drogue d'introduction à l'empathie.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Obeznámenost je opravdu průchodem k empatii.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Poznanie naprawdę jest bramą do empatii.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Spoznavanje vodi do empatije.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Sự quen thuộc chính là liều thuốc mang lại sự đồng cảm.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Vertrautheit ist wirklich die Einstiegsdroge zu Empathie.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Η εξοικείωση είναι το πραγματικό φάρμακο που οδηγεί στην ενσυναίσθηση.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.На шляху до співпереживання знайомство є вихідною точкою.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Ознакомление действительно открывает прямой путь к эмпатии.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.Познаването е пътят към симпатията.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.ההיכרות היא באמת הסם הממכר של ההזדהות.
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.التعود هي دواء وبوابة الى التعاطف
Aşinalık gerçekten empatiye götüren "geçiş maddesi"ydi.もし問題が近所の人たちや あなたの家族のものだったら
Aslında o anda Tek Nokta Vuruşunu yapabilir bu sizi zafere götüren şey olabilir.Você pode usar geralmente aquela punção do dedo que será na verdade, seu cartão vencedor.
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,av dem kan en motta tukt til klokskap og lære rettferdighet og rett og rettvishet;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,da se sprejme pouk v modrem vedenju, v pravičnosti, pravi sodbi in poštenosti,
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Ðể nhận lãnh điều dạy dỗ theo sự khôn ngoan, Sự công bình, lý đoán, và sự chánh trực;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Ðể nhận lãnh điều dạy_dỗ theo sự khôn_ngoan , Sự công_bình , lý đoán , và sự chánh trực ;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Dla pojęcia ćwiczenia w rozumie, w sprawiedliwości, w sądzie i w prawości;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,dosiahnuť kázne rozumu, spravedlivosti, súdu a priamosti,
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,K dosažení vycvičení v opatrnosti, spravedlnosti, soudu a toho, což pravého jest,
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Klugheit, Gerechtigkeit, Recht und Schlecht;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,"지혜롭게, 의롭게, 공평하게, 정직하게, 행할일에 대하여 훈계를 받게 하며"
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Okos fenyítéknek, igazságnak és ítéletnek és becsületességnek megnyerésére;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,para adquirir disciplina y enseñanza, justicia, derecho y equidad
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,para se instruir em sábio procedimento, em retidão, justiça e eqüidade;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,pentru căpătarea învăţăturilor de bun simţ, de dreptate, de judecată şi de nepărtinire;

İlgili Sayfalar